Ana sayfa Donanım Bummm Bastik!

Bummm Bastik!

0

Subboombass ilk önce renkli ve Street Style tasarımı ile dikkat çekiyor. Piyasada çok az olan bas synthesizer”ları arasında,  hip-hop ve dans prodüksiyonları tarzına yönelik yükselen nadir alternatiflerden…

Bir prodüksiyondaki en önemli kanallardan birisi şüphesiz bas kanalıdır. Eğer teknik ekipman ve kayıt bilgisi yeterli ise çalınan baslar bir nebze daha kontrol altında olabilir ve istenilen sound daha çabuk yakalanabilir, ama elektronik ortamda bas prodüksiyonuna girdiğimizde, görece kalite sorunu yaşamayız çünkü kullanılan sesler prodüksiyonu bitmiş sesler olacaktır. Ama bu sefer de kendimizi gerçek bir arşiv karmaşasında bulabiliriz. Piyasada o kadar çok plug in synthesizer var ki sadece meraktan baksak bile tüm zamanımız test etmekle geçebilir. Bu orman içerisinde sadece bas için tasarlanmış olanlar ise oldukça sınırlı. Bunun nedeni aslında tasarlanılamamaları, değil uzun yıllar ayakta kalamamaları. Bas için kullanılacak synthesizer hem düzenli olarak upgrade edilmeli hem de sese maksimumum müdahale imkanı sunmalı. Bu sayede ses dünyasındaki moda ile başa çıkılabilir ve güncel kalınılabilir.
 
 
Bu ay merceğimizin altında yine Rob Papen tasarımı var. Daha önce de söylediğim gibi Rob Papen bir şey yaptığında hemen dikkatimi çeker ve denemek için iyi bir neden olduğunu düşünürüm çünkü Rob sanayi şeklinde değil tasarımcı mantığı ile sistemler geliştirir. Bu nedenle tasarımlarını uzun aralıklarla görürüz. örnek vermek gerekirse Albino, Predator ve Blue size bir fikir verecektir.

Subboombass gerek isim ve gerek şekil olarak çok alışık olmadığımız bir konsept. Aslında ben de Rob’dan böyle bir dizayn çıkmasına oldukça şaşırdım ama neden zorla elegant görünen bir tasarım üzerinde durmaya gerek olsun ki? üstelik eğer söz konusu olan, hip hop ve dans prodüksiyonları için bir tasarım ise bu tarzı yansıtması çok daha doğru. En azından ilk bakışta ne işe yaradığı konusunda ipucu veriyor. Subboombass ilk önce renkli ve Street Style tasarımı ile dikkat çekiyor.  Hip hop ve dans prodüksiyonları için aradığınızı bulduğunuzu söyleyebilirim.

Hemen adım adım bu renkli cihazın ne olduğuna bakalım. Download versiyonu 20mb yani hemen masa üstünüzde beliriveriyor. Subboombass VST/AU/RTAS formatlarını destekliyor. çalıştırmak için bir Syncrosoft-Key”e ihtiyacınız var. Rob diğer tasarımlarında olduğu gibi yine harika bir kullanım kılavuzu entegre etmiş. HTML formatındaki kılavuz ile hangi parametrenin ne işe yaradığını anında ekranda görebiliyorsunuz. İlk etapta grafitiler ile dolu yüzeye baktığımızda biraz karışık gelebilir ama FX, Sequencer ve free Modus gibi minik düğmelere bastığımızda bir çok parametrenin açıldığını göreceksiniz. 1000 x 600 piksellik çözünürlüğü sayesinde kullanımı oldukça rahat. Parametreler ile ilgili işlemler sağ tıkladığınızda çıkan menüde toplanmış. Buradan tüm atamaları (addressing) kolayca yapabiliyoruz.
 

Easy mod”da çalıştırdığınızda temel parametreleri görüyorsunuz. Hızlı çalışmak istediğinizde hemen hedefe varmak için bu mod kullanılabilir. Daha sonra ince ayarlar ve denemeler yapmak istediğinizde normal moda geçebilirsiniz. Burada tüm parametreler gözüküyor. Yüzey oldukça planlı ve oryantasyonu kolaylaştıracak şekilde tasarlanmış. üst bölümde osilatörler filtre ve ampli bulunuyor. Alt kısımda sequencer ve efekt sektörü, sol kısımda ise bank ayarları ve hemen altında play mode sektörü bulunuyor. Burada sequencer’dan anlamamız gereken stepsequencer ya da arpeggiator.

Ben genelde test ettiğim sythesizer”ların ses kalitesine ya çok az ya da en sonlarda değinirim ama Subboombass için biraz daha geniş konuşabilirim zira piyasada bas konusunda çok fazla seçeneğimiz bulunmuyor. Düşük frekans konusunda tam bir cennet diyebilirim özellikle hip hop prodüksiyonları için gerekli olan tüm frekansları bulabilirsiniz. Sentetik açıdan çok fazla seçenek var ve tabii ki LFO”lar sayesinde sese çok geniş spektrumda müdahale edebiliyoruz. Baştan söylediğim gibi hip hop ve dans prodüksiyonları için biçilmiş kaftan ama akustik emulasyonları da yok değil ve ses kalitesi olarak akustik çalışma yapanları memnun edecek düzeyde. Maalesef frekans Modülasyonu baslar çok az var ve 303 serisi çok işe yarıyor diyemem. Ama buna karşılık oldukça başarılı bir sequencer”a sahip ve aslında temellerinde perküsyon yatan organik sound’lar ile inanılmaz bas line’lar yaratıyor. Sonuç olarak yaşayan bas sound’ları elde ediyorsunuz ve sizi deneye davet ediyor.
 

 

 

Osilatör
Subboombass”ın kalbinde iki gelişmiş osilatör yatıyor: sinüs, eşkenar üçgen, dik üçgen, testere gibi klasik analog dalga formlarını kullanıyor. Predator kullanan varsa prensip oldukça tanıdık gelecektir. Predator”dan en büyük farkı vurmalı sound’ların da bulunması. Her iki osilatörün de simetri, sub osilatör, tuning, puls wave modulation gibi temel özellikleri bulunuyor.

İkinci osilatörde ise farklı olarak Ring ve FM modülasyonu parametresi bulunuyor. İki osilatörü free veya senkron olarak çalıştırmak mümkün. Tuning değeri +/- 48 aralığında yapılabiliyor.

Filtre sektörüne gelecek olursak gerekli her şey var. Low-, High-, Band- ve Notch filtrelerini 6/12/18/24dB gibi çeşitli eğrilerle kullanabiliyoruz. Hatta ADSFR eğrisi de mevcut . Filtre sektöründeki LFO, host ile senkron çalışabiliyor ve kontrol için farklı dalga formlarını kullanabiliyorsunuz. Ampli ise Volume, Velocity ve bir  ADSFR eğrisine sahip.
 

Preset kontrol merkezi
Rob Papen”in ilk zamanlarda preset konusunda biraz sıkıntılı olduğunu söylüyordum ama Predator’un yeni update”inde ve subboombass’da bunu çözmüş olduğunu görüyoruz çünkü sound bank ortamı kolayca karmaşa ve orman haline gelebilir. Bence organizasyon bir cihazın %50’sinden fazlası. Ama yine de kesin kategorilerin eksikliğini duyabilirsiniz. Sıradaki update’lerde bu hareketi bekliyoruz. Subboombass”ta 6 bank bulunuyor. Bank başına 128 sound düşüyor. Bunlardan dördü bas sound’ları, diğer ikisi de bas sekansları ile dolu. Kısacası başlamak için yeterince materyalimiz var. Subboombass”ta işe yarar bir çok minik detay bulacaksınız. örneğin edit ve org. fonksiyonu ile işlenmiş sinyal ve orijinal sinyal arasında karşılaştırma yapabiliyorsunuz. File opsiyonu ile kolayca bank ve preset yükleyebiliyorsunuz. Esc düğmesi ile hızlıca kontrolör bilgileri kaydedilip yüklenebiliyor.

Efekt sektöründe iki modül bulunuyor ikisi de aynı içeriği kullanıyor. Menü ise oldukça zengin. Chorus/Delay, WaveShaper, Ensemble, Mono Delay, Stereo Delay, Comb, Reverb, Bass Enhancer, Chorus, Flanger, Phaser, Wah/Delay, Distort, Low-Fi, Amp Sim, Stereo Widener, Auto Pan, Gator, FX Filter, Equalizer, Compressor, Cabinet, MultiDistort, Auto WahCabinet, Gator ve Low Fi. Efekt kaliteleri bir prodüksiyon için yeterli. Deneysel işlerde ise neredeyse osilator olarak bile kullanabilirsiniz. Subboombass”taki enteresan başka bir bölüm ise sequencer”i free modus dışında kullandığınızda ortaya çıkıyor. Burada Envelope LFO ve bir Matrix bölümü karşımıza çıkıyor. Buradaki LFO”nun temposu kontrol edilebilir. Bu sayede sound”a tekrar bir dinamik getirmek mümkün. Bunun kontrolü için 6 dalga formundan birisini kullanabiliyoruz. LFO sürati 27,5Hz”e kadar inebiliyor. Modülsayon matrix’inde ise dört routing yaratabiliyoruz. İki adet amount pot’u da yoğunluğu arttırıyor.

Subboombass”ın bir başka kalitesi hatta en enteresan parametresi Sequencer”ı. 16 step’ten oluşuyor. Normal, Special, Toggle 1+2 olarak bildiğimiz TIE modlarını kullanabiliyoruz. Buradaki yenilik ise free/osc modu. Burada ya velocity ya da LFO gözüküyor. Sound’ların içine farklı yerlerden sesler karıştırabiliyoruz. Yani sequencer”ı kullanırken bu sesler de nereden geliyor derseniz, kontrol edeceğiniz yer burasıdır.
 

Subboombass konusunda söylenecek ilk söz bence kullanmanın çok zevkli olduğu. Ayrıca ses üretimi yüksek kalitede. Birlikte gelen preset”ler özellikle düşük frekanslarda bas sound”u arayanlar için bir dönüm noktası olabilir çünkü düşük frekansların hem prodüksiyonu hem de mastering”i çok dertli olabilir. Moog hayranları için tanınmış karakterler bulunuyor. Sequencer sistemin eğlence merkezi. Burada yaratıcılık ön plana çıkıyor. Gerçekten içinde kaybolmadan çok kompleks sekanslar yaratmak mümkün. Kısacası zaten piyasada çok az olan bas synthesizer”ları arasında belli bir tarz için yükselen nadir alternatiflerden diyebilirim. Tüm bunların yanında 99 Euro”luk inanılmaz fiyatı ile yıllar boyunca stüdyonuzun ayrılmaz parçası olabilme kapasitesine de sahip.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here