Ana sayfa İnternet Bitakım notlar

Bitakım notlar

0

Bedük, sizlerle deneyimlerini paylaşmaya devam ediyor. Not almaya hazır mısın?
 

Hangi programı kullanıyorsun? !
Sokakta çevirip soru soranlardan müzik yapımı ile ilgilenenlerin en çok sorduğu soruların başında “hangi programı kullanıyorsun?” var. Bu soruyu sormalarından benim ilk anladığım şey, amacın müzik yapmak değil, en kısa yoldan profesyonel duyulan bitakım sesler çıkarmak olduğunu anlıyorum. çünkü kullandığın arayüz sadece bir arayüzdür. Yapmak istediklerini dökebileceğin bir aracı sadece. Kullandığın programdan medet umuyorsan müzik için fazla bir şey kalmamış demektir. Michalengelo”ya neyle resim yapıyorsun diye sorsan yağlı boya, tuval der. Herkesin kolayca erişebileceği alet edevatlar. Ama bir tane Michalengelo var. O yüzden size önerim kullandığınız programa bağlı bir müzik yapmayın. Onu sadece boş bir tuval olarak görün. Beyninizdeki veya parmaklarınızdaki fikirleri kusabileceğiniz bir tuval, sizinle müziğiniz arasındaki bir aracı sadece.
 

 
Biraz da farklı sesler duysak senden…!
Her artistin ister istemez genetik kodlamasıyla gelen bir müziği ve dünyayı algılama ve yansıtma biçimi var. bunu olduğu halinden çok değiştirmeye kalkarsan o, başka biri olmaya başlar. Sanatçı da bunu çok değiştirmek istemez zaten. Yarattığın sesler senin imzan olmaya başlamıştır bir yerden sonra artık. Jimi Hendrix”e – yaw şu car car gitarları kullanmasan artık – diyemezsin. Bee Gees”e – baba şu arada yaptığınız kafa sesleri olmuyo beah- diyemezsin. Eğer öyle düşünüyorsan sıkıldığın zamanlarda başka birini dinlersin. Böylece çeşitlilik olur sende de. Biz Türkler birbirimizin işine ilkokuldan itibaren burnumuzu sokmaya bayıldığımızdan bu da artık genetik kodlarımıza işlenmiş herhalde.

Herkesi kendi normlarımıza, doğrularımıza, yanlışlarımıza kanalize etmeye çalışırsak müzikte de, sanatın diğer dalarında da ne çeşitlilik olur ne de tam anlamıyla hayatımızda bir özgürlük. O yüzden bırakın herkes ne istiyorsa onu yapsın. İyi olsun, kötü olsun, yeter ki çok şey üretilsin. Müzik konusunda ilerlemek isteyen arkadaşlara tavsiyem; ben de zamanında çok çektiğim için rahatlıkla söyleyebiliyorum; kulaklarınızı, psikolojinizi dışarıya kapatmanızdır. Kendinize özgü bir dünya yaratmak istiyorsanız bu belki de her şeyden daha önemli. Yaptığınız iş tüm dünyanın aşağı yukarı kendince bir fikri olduğu bir iş olduğu için herkes size başka başka şeyler söyleyecektir müziğiniz veya kariyeriniz için. – ” bence şöyle yapmalısın” – niye böyle yapmıyorsun” – ” e hani albüm çıkıyordu nerede kaldı ahahah” gibi laflara kulaklarınızı tıkayıp önünüze bakın sadece ve bu lafların sizi; içinizde düşürmesine izin vermeyin. Eğer psikolojiniz düşerse bu yarattığınız işe de yansır. Daha düşük şarkılar yaparsınız demiyorum. Bu iyi bir şey de olabilir. Sadece bir yerden sonra artık üretmek istemezsiniz. Müziğe küsmeye başlarsınız içten içe. Bu da olmasını isteyeceğiniz son şeydir. çünkü hayatınızın %90ını kaplayan birşeyi alıp çıkarırsanız, bu akıl sağlığınız için hiç iyi olmaz:)

 

Layer layer layer…
Yine bana sordukları şeylerden devam ediyorum. – abi o kik sample”larını nereden buluyorsun? Hangi VST/au ‘larla synth’leri yazıyorsun gibi şeyleri çok duyuyorum. Hiçbirine de adam gibi cevap veremiyorum. çünkü işin özü layer”lardan yani katmanlardan geçiyor. Bir kik”i 3-4 değişik kik kullanarak, bunların çoğunu kendim sentezleyerek yapıyorum. Aynı şey synth”ler için de geçerli. Gelen demolarda çoğunluklar gördüğüm sıkıntı layer eksikliği. Sesler çiğ geliyor. Belli; bir vst synth sesi bulmuş ve direk onunla net bir melodi yazmış bitirmiş. Yazdığınız her sesi katmanlayarak yazmalısınız. Nasıl ki gitar kaydederken aynı gitar riff’inden en az iki tane kaydedersin. Aynı onun gibi. Atıyorum 2010 yılında GO albümünden “shake that thing” parçasındaki ara bölümdeki büyük synth sound’unu 3 farklı synthi aynı anda kullanarak yazdım. Herbir synth’de üçer oscillator kullandığımı düşünecek olursanız bu bir ses için 9 ses kullandığım anlamına geliyor. Aynı sesi bir synthden veya içindeki hazır seslerden üretmeniz imkansız. çünkü kullandığım her oscillator bir diğerinin boş kaldığı ulaşamadığı noktaları tamamlıyor. Böylece ortaya o büyük sound çıkabiliyor. Bu sadece çıkan ses için değil armonik altyapı için de geçerli. Aynı temel nota üzerine bütün üst yapıyı kurmak yerine varyasyonlu, birbirini ters giderek tamamlayan notalar kullanırsanız daha farklı sesler çıkarabilirsiniz. Bu yazdığınız şarkılara da yansır. Bunun bir örneğini de 2013 Overload albümündeki Funk It parçasının synth’lerinde rahatlıkla duyabilirsiniz.
 

 
Abi zor olmuyor mu bu işler Türkiye”de?
Valla olmuyor. Beyin cerrahı değiliz başka bir insanın hayatı ellerimizde değil. Veya sabah 9’dan aksam 5’e her gün umurumuzda olmayan birilerinin umurumuzda olmayan işleri iyi gitsin diye sırtımızdan ter gelene kadar çalışmıyoruz. O yüzden bu albüme çok emek verdik çok yorulduk gibi söylemler bana fena komik geliyor. Bu bizim “hayatımız” zaten, kendi seçimimiz. O yüzden müziğe, sanata gereksiz anlamlar yüklemekten kaçınmak lazım. Sanatın insanlara “olmak ya da olmamak” duruşundan çok daha yakın durması gerektiği taraftarıyım.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here