Ana sayfa İnternet Bitakım Notlar

Bitakım Notlar

0

BEDüK, Seninle turne deneyimlerini paylaşıyor. Not almaya hazır mısın?
 

Yollarda geçti ömür, İstanbul, Ankara, Kayseri, Konya.. Otellerde geçiyor bu aralar. Hemen bir kaç tavsiye verebilirim. Aman konser için gittiğiniz otelde buzdolabını açmayın, cepleri boşaltırsınız 🙂 yanınıza banyo lifi getirmeyi unutmayın. Küçük şişelerdeki şampuan ve dış macunlarından alın, hep yanınızda olsun. Uçakta kabine girebilecek boyutta sadece bir valiziniz olsun. Kargo tarafına vermemeye çalışın. O yorgunlukla bir de bagaj beklemek fena bir durum. Tabi enstrümanlarınız dışında bu dediklerim. Onları da aman hard case’lerle taşıyın yoksa kesin başlarına bir şey geliyor ve hasarları geri alamıyorsunuz maalesef.

Bu işin hafif tarafı tabi. Bir yandan önemli ama hallolmayacak şeyler de değil. Bahsetmek istediğim aslında kendine ve beraber nefes aldığın insanlara inanç. Ben yıllarca yurt dışıyla ilgili sorulan bütün sorulara – bu yeni dünyada müzik yapan adam zaten yurt içi, yurt dışı olarak düşünmeden direkt dünyaya sunuyor işlerini- dedim. Ben de hep öyle yaptım. Artık sınırların olmadığına ve o yüzden de yurt içi, yurt dışı olarak bir ayırım olmadığına inandım ve hep bunu söyledim. Bu yeni albüm ve onun konserleriyle beraber bunu daha net bir şekilde gördüm. Emin olun nasıl müzik yaparsanız yapın bunu illa ki doğru birileri ‘nerede olursa olsun ‘ alıyor. Muhtemelen bu yerli yabancı durumu sadece bizde vardır.
 


 
Dünyada herhangi bir müzik mağazasına gittiğinde albümler sadece tarzına göre sıralanır. Bizde önce yerli ve yabancı dağılımı oluyor. Bu bile kendimizi dünyadan nasıl soyutladığımıza bir örnek teşkil ediyor aslında. Bana yıllarca senin müziğini anlamaz bizim insanımız, Anadolu’da seni kabul etmez, bilmezler vs gibi bana tamamen saçma gelen şeyler söylediler. Bu sene ne olursa olsun gideceğim, varsa öyle bir şey, kendi gözlerimle görmek istiyorum dedim. İlk defa Kayseri’ye, daha sonra Konya’ya geldik. Gördüklerim tam da benim hislerime tercüman, sektöre ders niteliğindeydi. İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den hiç bir farkı olmayan, hatta zaman zaman daha da heyecanlı ve anamaya açık, tertemiz bir kitle gördüm karşımda. İki konserde de ayrı ayrı yaklaşık biner kişi parçaları hep bir ağızdan söyleyip, konser sonuna kadar dans etti. E hani anlamazdı? Hani bilmezdi? Demek istediğim kendinizi ve beyninizi oto sansürlemeyin.

 

Siz kendi sevdiğiniz bir şeyi yapıyorsanız nerede olursanız olun sizin gibi binlerce insan aynı duyguları paylaşıyor. Gidin çalın, her yerde çalın, kimseyi dinlemeyin, müziğinizi değiştirmeyin. Ben şahsen bu konserleri gördükten sonra Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile konser vermeye ve kendi hislerimi olabildiğince herkesle daha da fazla paylaşmaya karar verdim. Müzik, hangi şekilde, tarzda, duruşta olursa olsun ortak bir dil ve duygu birleşimi. Bunu olabildiğince herkesle paylaşmak gerek. Bir de hep şey derdim, benim için Konya’da konser vermekle New York’ta konser vermek arasında en ufak bir fark yok. Şimdi bu dediğim gerçek oldu. Bu son Konya konserinden sonra Nisan sonu New York’ta konsere gidiyoruz. 🙂 önümüzdeki ay muhtemelen oradan yazıyor olacağım. Ve eminim ki yine diyeceğim şey aynı olacak. Ha Konya, ha New York. Zaten dünyaya veriyoruz işlerimizi… Amaç olabildiğince farklı ve çok insana ulaşabilmek..
 

 
Genç müzisyene notlar…

Genç bir müzisyen seyrettiğimde aşağı yukarı hep aynı şeyi görüyorum. Geçtiğimiz senelerde 3 sene üst üste Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen liseler arası müzik yarışmasında jüri koltuğundaydım ve çıkan vokallerin büyük bir yüzdesinde aynı şey vardı. Parçaya başlarken “bostanciiiaaaaa” diye bağırma durumu. Aynı şeyi başka bir takım festivallerde lokal on gruplarda da gördüm. Konser verilen yerin veya şehrin ismini bağırma durumu. Evet bu yapılan bir şeydir. Ben de yaparım, çok da zevklidir. Ama arkadaş zaten topu topu verdiğin üçüncü konser bu. yapmayın 🙂 Dalga geçmek için söylemiyorum. Ama sizi seyreden veya seyretme ihtimali olan bir profesyonele eğlence çıkarırsınız. Onu yapmanın amacı şudur. çok turluyorsundur, bir şehre senede maksimum iki defa gidiyorsundur ve dersin ki – Ankaraaaa – hani biz geldik, yine buradayız. Neler yaptınız o kadar zamandır? Haydi şimdi de bize hazır olun- der gibi… Yoksa zaten her gün gittiğin okulunun bahçesinde konser veriyorsan bunu yapman oldukça saçma olur. Merak etmeyin siz müzik yapmaya devam ettikçe, bu rüyalar tabi ki gerçek olacaktır. Siz sadece müziğinizi yapmaya ve bunu karşıya en iyi şekilde geçirmeye uğraşın. Sonraki hayaller gerçek olur bu sayede.

 

Prodüktöre notlar

O eski kayıtların sıcaklığı yok artık lafı, bir süredir hep duyduğum şey. E tamam da şimdi başka bir durum var. Emin olun Beatles, Led zeppelin vs. şimdi olsaydı yine olabilecek en son teknolojiyi kullanıyor olurlardı. Baktığınız zaman onlar da zamanlarının en son teknolojisini kullanıyorlardı. O yüzden aman elimde imkanlar olsaydı neler yapardım bir yanda, ah bir SSL 9000’le mixlemek bir başka durumlarına hiç girmeyin derim. İyi bir ses teknisyeni, çalıştığı parçanın istediği sıcaklığı ve mix dengesini kutunun içinden de halleder hatta çoğu zaman daha bile iyi olur bence. Daha önceki yazımda da söylediğim gibi ben şahsen bu dönemin kayıtlarını ve mixlerini gerçekten daha çok beğeniyorum. Loud moud, çok sıkıştırılmış falan hiç fark etmez vallaha. Sesler spectrum’da doğru dağılmış, dengeler yerinde, parçanın 3 boyutlu derinliği sağlamsa ve iyi duyuluyorsa iyidir kesinlikle.

Kendime not
Sakin ol 😉
 


 
Demonu yolla!

funkmaker@me.com adresinden bana istediğin her şeyi yazabilirsin. Direkt ben bakıyorum. Medeni, mantıklı bir şey olursa kesin cevap yazarım. İstersen demo da gönderebilirsin. Kayda değer yeni müzik yapan adamları dinlemek iyi gelir. Bu herif elektrocu diye bana bir takım tekno-trans güppeler göndermek zorunda hissetme. özgün yeni sesler peşindeyiz. Geçen ay 10-15 demo geldi ve aralarında gayet gelecek vadeden işler de vardı. Kendileriyle de düşüncelerimi paylaştım. Daha çok gelmeli haydi! Unutmayın sadece electronica ve türevleri değil, tarzınız ne olursa olsun size ait müzikleri istiyorum. Indie olan yani bağımsız olan müzikler arıyoruz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here