Ana sayfa Haber Bir Rock Tanrısı: LEMMY

Bir Rock Tanrısı: LEMMY

0

Müzisyenler, yapımcılar, müzik yazarları ve her yaştan Motörhead dinleyicisinden oluşan heyecanlı kalabalık, adeta bir konsere gelir gibi Motörhead tişörtlerini çekip gelmişti Beyoğlu AFM önüne. Nedeni tabii ki IF film festivali kapsamında izleyiciyle buluşan “Lemmy” adlı belgeseldi…
 

Dikkat! Birazdan okuyacağınız yazı “spoiler” içerebilir! Ama ne kadar anlatsak da, emin olun filmine benzemez! O nedenle yazılanlar, isteseler bile birazdan anlatacağımız filmin keyfini kaçıramaz! Yine de bizden uyarması…
 
lemmy
 
BENZEMEZ KİMSE SANA…

Airheads filminde bir sahne vardır: Birkaç genç, kendi şarkılarını çaldırabilmek için bir radyo istasyonundakileri rehin alır. Bu sırada radyonun önünde kalabalık bir dinleyici kitlesi ve güvenlik güçleri de toplanmıştır elbette. Dinleyici kılığında içeri sızmak isteyen bir polis, kapıda rehin alma işlemini gerçekleştiren gençlerden biri tarafından gerçekten rock müzik sever olup olmadığını anlamak için bir teste tabi tutulur. çocuk Lemmy ile tanrı güreşse kim kazanır diye sorar, polis önce Lemmy der, bilemedin diyince tanrı der. Cevap şudur: “tuzak soruydu, Lemmy zaten tanrı!”

Sözü geçen kişi, filmdeki kalabalık arasında da karşımıza çıkar: Motörhead grubunun efsanevi üyesi, müziğiyle, hayattaki duruşuyla, dilden dile anlatılan hikayeleriyle çok sevilen bir fenomene dönüşmüş olan Lemmy Kilmister.

 

Film Hakkında

“Rock”n”roll bir yaşam tarzıdır” ve “hayatımı anlatsam film olur” cümlelerinin altını en iyi dolduracak isimlerden biri şüphesiz Lemmy Kilmister. Tam da sonunda birinin bu işe el atmasını bekler, hatta geç bile kaldılar diye düşünürken; kendimizi sinema koltuğunda, üstümüzde Motörhead tişörtü, heyecan içinde filmin başlamasını beklerken buluverdik. Greg Olliver & Wes Orshoski de Lemmy konusunda bizimle aynı hissiyatı paylaşmış olacaklar ki; bu yaşayan efsanenin hayatını konu aldıkları “Lemmy” adındaki belgeselleri, bu sene 10.su düzenlenen IF film festivali kapsamında izleyiciyle buluştu. Müzisyenler, yapımcılar, müzik yazarları ve her yaştan Motörhead dinleyicisinden oluşan heyecanlı kalabalık, adeta bir konsere gelir gibi Motörhead tişörtlerini çekip gelmişti Beyoğlu AFM önüne. Filmden çıktıklarında ise, güzel bir konser sonrası eve dönmenin mutluluğu vardı adeta yüzlerinde…
 

lemmy kilmister
 
2010 ABD yapımı olan Lemmy, geçtiğimiz yıl Londra, SXSW, Stockholm ve Melbourne Film Festivalleri”nde de oldukça beğeni toplamış. Yönetmenleri de müziğe uzak isimler değil zaten: Greg Olliver; Joan Jett, Snoop Dogg, Burning Spear gibi müzisyenle çalışmış bir yönetmen. Wes Orshoski ise; Johnny Cash, Joe Strummer ve Nick Cave gibi sanatçılarla yaptığı röportajları ve çektiği fotoğraflar, Rolling Stone ve The Wall Street Journal da dahil olmak üzere, birçok dergi ve gazetede yayınlanan bir isim. Ortaya bu kadar keyifli bir çalışma çıkmasının en büyük nedenlerinden biri belki de, yönetmenlerin müzikle böylesine içli-dışlı isimler olması.

Lemmy Kilmister”ın müzikal kimliğinin yanı sıra, günlük hayatına ve kişiliğine dair detaylara da eğilen filmde; aralarında Ozzy Osbourne, Alice Cooper, Slash, Dave Grohl, Metallica elemanları, oyuncu Billy Bob Thornton ve Mick Jones gibi isimler yer alan pek çok ünlü sanatçıyı da, Kilmister hakkındaki hikayelerini paylaşırken izliyoruz.

Bu arada 2002 yapımı Peter Sempel imzalı bir başka Lemmy belgeseli olduğunu, ama bu kadar ses getirmediğini de dipnot olarak düşelim.

 

“Lemmy Is God!”

Filmde, annesi ve anneannesi tarafından büyütülen Lemmy”nin Galler”de geçen fakir çocukluğu ve okuduğu okul gibi tarihsel konulara, ya da ilk grubu Hawkwind”den atılışı, 1975″te Motörhead”i kurması ve etkilendiği isimler gibi müzikal detaylara sıklıkla rastlasak da, filmin ekseni çoğunlukla başka bir noktaya odaklanıyor(ki herkesin de en çok merak ettiği kısım muhtemelen bu): “Bu adam n”apar, nasıl yaşar, ne yer-ne içer, zamanını nasıl geçirir?”
“Yakışıklılık” denen kavramdan oldukça uzak olsa da, görüp görebileceğiniz en karizmatik, en samimi ve en “cool” adamlardan biri Lemmy Kilmister. Filmin başında konserine gelmiş her yaş ve sosyal çevreden insanlara Lemmy hakkındaki düşünceleri sorulduğunda alınan yanıtlar da, sözü geçen görüşle ve Airheads filmindeki sahnenin ana fikri ile aynı: “Lemmy is God!”
 

rock
 
Sevenlerinin onu bu kadar özel yerlere koymasına karşın Lemmy oldukça mütevazi bir hayat sürüyor. Film ilerledikçe ve hikayeler, görüntüler art arda eklendikçe; o tanıdığımız, sevdiğimiz adamı boşuna sevmediğimizi anlıyoruz. Onun şöhretine sahip biri için genelde saray yavrusu gibi, havuzlu, güvenlikli bir malikane, süper-modellerle dolu partiler, son model arabalar ve ancak filmlerde görülen türden bir hayat tarzı hayal edilirken Lemmy, kira artışı yıllık sadece %6 olduğu için sevindiği bir muhitte, küçük ve tıklım tıkış bir dairede yaşıyor. Taşınmayı düşünmüyor musun sorusuna cevabı ise, sanatçının neden “içten” kelimesinin sözlük karşılığı gibi olduğunu açıklar nitelikte: “Yoo, burayı seviyorum; hem Sunset Bulvarı”na çok yakın, hem de kirası sadece 900$! Daha ne olsun ki!”

çöp ev gibi görünen, hayranlarının ona hediye ettiği küçük anı eşyalarıyla tıka basa dolu dağınık evinde ya da turnede olmadığı zamanlarda ise, en sevdiği mekanda takılıyor Lemmy; ünlülerin ve groupie”lerin uğrak yeri olan meşhur Rainbow”da! Dünyanın her yerinde ünlülerin takıldığı mekanların genel karakterinin aksine, Rainbow”da Lemmy”yi köşede tek başına bilgisayar oyununun başına oturmuş, adının oldukça geniş bir yer kapladığı kazananlar listesine yeni bir rekor eklerken görebilirsiniz. Yanına gelip fotoğraf çektirmek isteyen hiç kimseyi de reddetmiyor Kilmister. Tanrı sıfatı yakıştırılan birine göre oldukça mütevazi bir hayat tarzı…

 

Lemmy ve hamamböcekleri…

“Diğer tüm rock müzisyenlerinin de ötesinde, o dünyadaki adi heriflerin en kötüsü”

David Grohl (filmden)

Nirvana ve Foo Fighters gibi gruplardan hatırlayacağımız Dave Grohl”un filmde Lemmy ile birlikte bir Chuck Berry klasiği olan Run Rudolph Run”ı kaydedişine de tanık oluyoruz.

Grohl”un Lemmy hakkında söylediği şu cümle; Kilmister”ın geri kalan herkesten ayrılan en önemli özelliğini de gözler önüne seriyor: “Keith Richards”ı boşverin(burayı kibarca boşverin olarak çevirdim, ama siz tahmin edersiniz 🙂 ), özel jetlerle uçup, eski ünlerini kullanarak Paris”te en pahalı otellerde süper-modellerle birlikte olan ve 60″larda en parlak dönemlerini yaşayan tüm o isimleri boşverin! Onlar bunları yaparken Lemmy ne yapıyordur biliyor musunuz? Muhtemelen bir yandan viski-kola içerek yeni bir albüm üzerine çalışıyordur!”

Bu gizem perdesinin arkasında yatan en büyük soru ise şu elbette: Bu kadar içkiye, uyuşturucuya ve bu derece yıpratıcı bir hayat tarzına rağmen, günde iki paket sigara ve bir şişe viski ile beslenen 65 yaşındaki bu adam nasıl hala sapasağlam ayakta? Ve nasıl, pek çok yeni yetmeye taş çıkartan bir enerjiyle neredeyse 40 yıldır sahneden müziğini dünyanın dört bir yanındaki insanlarla paylaşarak, rock”n”roll yapmaya devam ediyor?
 

motörhead
 
Lemmy Kilmister gerçekten de nesli çok önce tükenmiş, ya da belki bu dünyada hiç var olmamış da; uzay boşluğundan bu küçük mavi gezegene düşmüş bir türe mensup gibi. Bir hayranının şu sözü de bu savı destekliyor: “Eğer dünyaya nükleer bir bomba düşseydi, yalnızca Lemmy ve hamamböcekleri hayatta kalırdı!”

Tabii bu durumun kimseye kötü örnek olmasını istemiyor Lemmy: ” Ben kimsenin benim yüzümden uyuşturucu kullanmasını istemem. Benim yüzümden uyuşturucu kullanmamasını da istemem. Bana bir şey olmadı evet, ama bu nedenlerle pek çok arkadaşımı da kaybettim.” diyor ve herkesin kendi hayatının sorumluluğunu alması gerektiğinin altını çiziyor. Bu oldukça önemli bir detay: Ne yaparsanız yapın, ama başka biri yapıyor diye yapmayın, kendiniz olun diyor Lemmy; ki kendisinin de ezelden beri en iyi yaptığı şey de bu zaten…

Umarız daha uzun yıllar buralarda olur elbette; ama Lemmy”nin de sonuçta etten, kemikten, protein ve karbon bazlı bazı bileşenlerden yapılmış olduğunu; bir avuç ilacı yuttuğunu görünce hatırlıyoruz, her ne kadar su yerine viski kullansa da… Diyabet ve tansiyon gibi tatsız konular da, her konuda kendi bildiğini okuyan müzisyenin hayatında, tüm diğer renkli detayların yanında bir yer edinmişler kendilerine maalesef…

 

Beatles…

Filmde dikkat çeken ve bugüne kadar çok da bilinmeyen bir diğer konu ise oğlu Paul ile olan ilişkisi. Tanışmalarından, sevgililerini değiştirmelerine, Paul”un annesinin Beatles üyeleri ile yaşadığı aşk maceralarından, Lemmy”nin kadın-erkek ilişkilerine bakışına pek çok nokta aydınlığa kavuşuyor bu bölümde.

Tabii ki Beatles”ın Lemmy”nin hayatındaki yeri bu kadarla sınırlı değil. Gürültülü müziğine Punk, rock”n”roll ve blues”u çok başarılı bir şekilde yediren ve ortaya sadece kendine benzeyen bir tür çıkaran bu efsanevi adamın, oldukça sıkı bir Beatles hayranı olduğunu da öğreniyoruz filmden.
 

beatles
 
Lemmy Kilmister”ın etkilendiği ve özellikle de etkilediği isimlerin resmi geçit yaptığı filmde, anlatılan pek çok eğlenceli hikayenin yanı sıra, etkileyici sahne performanslarına da şahit oluyoruz. Metallica ile yaptıkları Damage Case yorumu özellikle izlemeye değer. Grubun davulcusu Lars Ulrich”in de sıkı bir Lemmy hayranı olduğunu hatırlatalım.

Gergin dakikalar…

Filmin belki de en “geren” bölümü; Lemmy”nin Nazi eşyaları koleksiyonunu ayrıntılarıyla gösterdiği bölüm oluyor. Nazi üniformasıyla tankın üzerinde atış yaptığı sahnede, hep bilinen ama hafızanın arkalarına atılan, oysa şimdi koca bir sinema perdesi boyunca karşınızda duran bu bilgiyle yüzleşme zorunluluğu; doğası gereği çoğu savaş karşıtı olan izleyici kitlesini “bu da olmasaydı işte, ne güzel gülüp eğleniyorduk” hissiyatına sokuveriyor. Neyse ki hemen ardından belgeselcinin “bunu izleyip bir Nazi olduğunuzu düşünecek olan insanlara ne söylemek istersiniz?” sorusuna Lemmy”nin verdiği cevap, gerginliği alıp tekrar rock”n”roll moduna geri döndürüyor sizi…

 

Paslı, Tozlu, Kirli ve Güzel…

Belgeseli izlerken Lemmy Kilmister”ın zekasına ve röportajlardaki hazırcevaplığına da hayran kalıyorsunuz. Sanki bir komedi dizisinin senarist ekibinin oturup ciddi ciddi kafa yorduğu bir senaryoyu okuyor gibi; öyle komik, öyle rahat… Tabii bunda bunca yıldır benzer sorularla bezeli benzer röportajlara cevap verip durmanın getirdiği bir tecrübe de vardır muhakkak, ama bu konuda kendini gösteren Lemmy”nin kıvrak zekası da su götürmez bir gerçek…

Tüm bu sahneleri Motörhead tarihinden özenle seçilmiş şarkılar ve Lemmy”nin paslı, tozlu, kirli ve kendine has güzel sesi eşliğinde izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile… Filmin son sahnesi de tüm salonu kahkahaya boğacak derecede güzel.

Uzun lafın kısası; metalci olmayabilir, hatta Motörhead”i bugüne kadar hiç dinlememiş olabilirsiniz. Ama rock müziğe, özellikle de müzik belgesellerine ya da biyografilere ilginiz varsa, ya da her şeyi boş verin; bu dünyaya gelmiş nadir adamlardan birini; rock tarihine damgasını vurarak yaşarken efsane olmuş böylesine renkli bir karakteri tanımak isterseniz; bu filmi kaçırmayın derim. üstelik sesi istediğiniz kadar açabilirsiniz!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here