Akıllı ev teknolojileri hayatı kolaylaştırıyor ama beraberinde ciddi güvenlik sorularını da getiriyor. Son yaşanan olayda bir yazılım mühendisi, yeni aldığı robot süpürgeyi oyun koluyla kontrol etmek için geliştirdiği uygulama sayesinde devasa bir güvenlik açığını fark etti. Ancak mesele sadece kendi cihazıyla sınırlı kalmadı; sistem hatası nedeniyle binlerce robot süpürgeye erişim sağlanabildiği ortaya çıktı.
Robot Süpürge Açığı Nasıl Ortaya Çıktı?
Geliştirici, cihazın bulut sunucularıyla nasıl iletişim kurduğunu anlamak için tersine mühendislik yöntemleri kullandı. Amaç yalnızca kendi robot süpürgesini uzaktan daha farklı bir şekilde kontrol edebilmekti. Fakat elde ettiği kimlik doğrulama anahtarının yalnızca kendi cihazına değil, yaklaşık 7.000 farklı robot süpürgeye erişim sağladığını fark etti.
I can confirm that @DJIGlobal has finally fixed the HUGE vulnerability they had on their servers.
This vulnerability was discovered by the very skillful @n0tsa , and he reported it to DJI.
It allowed to take remote control (movements, microphone, camera) of over 10 000 robots… pic.twitter.com/j1UunMmNXX
— Gonzague 👨🏼💻 (@gonzague) February 11, 2026
Bu erişim; canlı kamera görüntüleri, mikrofon verileri, ev içi haritalar ve cihaz durum bilgilerini kapsıyordu. Üstelik IP adresleri üzerinden cihazların yaklaşık konumları da tespit edilebiliyordu. Teknik olarak “hack” yapılmamıştı; sistem, kullanıcıyı tüm bu cihazların sahibi gibi kabul ediyordu. Sorunun kaynağı sunucu tarafındaki kimlik doğrulama açığıydı.
Olayın en dikkat çekici yanı ise geliştiricinin bu durumu kötüye kullanmaması oldu. Açığı ilgili platforma ve basına bildirerek düzeltilmesini sağladı. Şirket, sorunun kısa süre içinde güncellemelerle giderildiğini ve kullanıcıların herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmadığını açıkladı.
Bu olay, internet bağlantılı robot süpürge ve benzeri akıllı ev cihazlarının ne kadar hassas veriler topladığını bir kez daha gündeme taşıdı. Ev planları, kamera kayıtları ve ses verileri gibi bilgiler, yanlış ellere geçtiğinde ciddi mahremiyet riskleri doğurabiliyor. Akıllı ev teknolojileri yaygınlaştıkça, güvenlik tarafının da aynı hızda gelişmesi gerektiği net biçimde görülüyor.
