Ana sayfa Makale Bilgisayar Ortamında Çıldırmamak Mümkün mü?

Bilgisayar Ortamında Çıldırmamak Mümkün mü?

0

Fizik ve ses mühendisi, Opus Boutique: Music & Sound Design’ın kurucusu Mehmet Yaranona, ev stüdyoları ile ilgili bilgilerini paylaşmaya devam ediyor.

Geçen aylar içinde ev stüdyosu kuracaksak dijital dünya ile barışmamız ve onu iyi anlamamız gerektiğinin altını çizip, bu dünyaya alışma evresinin ilk adımlarını atmıştık. Bu ay biraz bilgisayar ortamında karşılaşılan, küçük gözüken, gözden kaçan ama sonra başa çok dert açan durumlardan bahsedeceğiz…

Bilgisayar bazlı problemler:

Arkadaşlar bilgisayar dediğimiz şey çöker! Ne yaparsanız yapın, hangi işletim sistemiyle çalışırsanız çalışın, eninde sonunda bir şey olur ve çöker. Bu, kaçınılmaz olduğu kadar sinir bozucu, çıldırtıcı, bir o kadar da zaman kaybına yol açan bir olay olduğundan, buna karşı kalkanlarımızı nasıl kuşanacağız ona bakalım.

Sorun, eğer ki işletim sisteminin bir problemiyse yapacak bir şey yok. En güzel çözüm restart ne yazık ki. Ama önceden bu duruma hazırlıklı olmak, yani dosyanızı ha bire kaydetmek zorundasınız. Elinizi hızlı kaydetmenin kısa yollarına alıştırın, çoğunlukla CTRL(Command)-S olan bu kısa yol inanın en önemli silahınız. “Yok, ben bir kaptırıyorum, ne kaydetmek, ne birşey” diyorsanız onun da çözümü otomatik kaydetmek olabilir. çoğu program ayarlayabildiğiniz zaman aralıklarıyla o dosyayı, dosya adı üzerine bir daha kaydetme yetisine sahip. Bu durumun iyi yanı olduğu gibi, yaptığınız şeyi beğenmeyip geri dönmek istediğinizde bazen sorun olabiliyor ama ne olursa olsun bir çözümdür. Tabi böylelikle elektrik kesintileri, anlık voltaj değişimleri gibi faktörlere karşı da kılıç kuşanmış oluyoruz.

 

 

  Bu çökme probleminin daha çok karşılaşılanı, gerçek zamanlı olarak kullandığımız plug-in’lerin işlemciye çok yüklenmesi ve bir noktada sevgili bilgisayarımızın bize beyaz bayrak çekmesi oluyor. Tabii yukarıda bahsettiğim otomatik kaydetme veya elimizi hızlı kaydetmeye alıştırmak bu tip durumlara da çözüm gibi gözükse de, dosyanızı yeniden açtığınızda, eğer dosyanızda bir farklılık yaratmadıysanız, aynı problemle eninde sonunda yine karşılaşırsınız.Bu durum için bir kaç çözüm önerim var.
Bilgisayar sektörünün bize dayattığı çözüm ha bire ekipman değiştirmek, her yeni çıkan işlemciyi, belleği satın almak, deliler gibi para harcatmak gibi gözüküyor. Diğer yandan bizlere bir nebze acıyan pro-audio sektörü ise bu probleme geçici çözümler sunmuş durumda. Freezing, yani kanal dondurma fonksiyonu artık bir çok programda mevcut. (tahmin edin hangisinde yok – tabii ki ProTools). En basit mantığı ile freeze, o kanaldan nasıl bir ses çıkıyorsa, onu kaydedip, kanalın üstündeki tüm işlem gücü harcayan programcıkları devre dışı bırakmaktır. Dondurduğunuz bir kanalın ses/volume ve pan seviyeleri dışında başka parametreleriyle oynamazsınız, daha sonra istediğimizde unfreeze, yani yine eski haline döndürme şansına tabii ki sahibiz. Yalnız bazen o kadar çok kanalı dondurduğunuz olur ve o da bir çare etmiyorsa, o zaman bu fonksiyonun olmadığı programlarda ne yapıyorsak aynısını yapmamız en güzeli olur: Kanalı yeni bir kanala yönlendirip, oraya kaydetmek, dosyayı farklı kaydetmek, ve işlemcimizi yoran esas ses kaynağı kanalı silmek. Bu durumda biraz kararlı olmamız gerekebilir çünkü geri dönmek freeze kullanmak kadar basit olmayacaktır.

 

 


Adlandırma problemleri:

Şimdi bu başlığı görünce, ne alaka diyebilirsiniz ama dosya ve kanal adlandırmak o kadar çok önemlidir ki, doğru adlandırılmadıkları için bir çok kayıt heba olmuştur sadece. Bilgisayar dünyasında ses kaydı ile uğraşan herkesin bu yanlışa düşmemesi için gerekenleri adım adım inceleyelim:

Programınızda yeni bir dosya mı yarattınız, isimlendirin. İsim bulamadıysanız, tarihi isim olarak kullanın. Bu dosyayı sonradan bir çok kere farklı kaydedeceğinizi düşünüyorsanız ki çoğunlukla öyle oluyor- o zaman isminin başına numara koyun, mesela 01_ilk_kayıt. Daha sonra her farklı kaydetme noktasında bunu devam ettirin. Nerede neyi kaydetmiştiniz, hatırlamak için iyi bir yoldur.

Adlandırmak bununla bitmiyor, her yeni kanal açtığınızda o kanalı ne için kullanacaksanız, onun ismini verin, çünkü kaydedilen ses dosyaları bu verdiğiniz isim ile harddiskinize yazılır. Eğer sonradan, yapılmış bir kaydın başka dosyalarını seçmek gibi bir durum gelişirse, sadece audio_1, audio_1.1 gibi dosyalarla uğraşmak adamı çıldırtır. Dolayısıyla önemsiz gibi gözükse de adlandırmak size çok zaman kazandırır, sinirlerinizi bozmaz.
Bu durumun bir sonraki versiyonu da kanal başına not düşmektir, bu da gereksiz gibi gelebilir ama alışırsanız çok kullanırsınız. Hangi enstürmanı hangi preamp ve hangi mikrofon kombinasyonuyla kaydettiğinizden tutun da, partisyonun şarkıdaki yeri ile alakalı notlar, prodüksiyonunuz büyüdükçe çok işe yarar hale gelir.

Navigasyon/Marker problemleri

Nispeten daha önemsiz ve hayati değeri olmayan bir konu olsa da belirtmeden geçemeyeceğim bir problemdir bu. Yine en basit anlamda aranje ekranınızda şarkının neresinde olduğunuzu belirten küçük çentiklerdir marker’lar. Şarkıyı siz yapıyorsanız yaratma süresinde işe yarayıp yaramaması size kalmış olan bu durum, şarkı yaratımı bittikten sonra, esas kayıt, edit ve en önemlisi mix sırasında çok işinize yarar. Şarkı trafiğini ezberlemekle veya şarkının içinde kaybolmakla uğraşmadan direkt şarkıyı görmenizi, en çok da otomasyon yazımı sırasında çok daha rahat hareket etmenizi sağlarlar.
Herkese iyi kayıtlar.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here