Ana sayfa Donanım Berimbau: Dövüşmek hiç bu kadar müzikal olmamıştı!

Berimbau: Dövüşmek hiç bu kadar müzikal olmamıştı!

0

Dövüş sporlarına, dövüş sanatı da denir, bilirsiniz. Ama sanatla dövüşmenin ne alakası var diyenlerdenseniz, müziksiz asla uygulanmayan Cappoera’yı ve onun temel taşı Brimbau enstrümanını yakından tanımanızı tavsiye ediyoruz. YTü Etnomüzikoloji mezunu özge Denizci yazdı…
 

Oturup enstrümanların üzerine ahkâm kesebilir ve bunu günlerce sürdürebiliriz. İşlevleri, şekilleri, kullanımları, tavırları, üslupları ve daha başka birçok özellikleri… öte taraftan topluluklar ve kültürler hakkında bilgi veriyorlar. Toprak yapısı da cabası… Bu sayıda bahsedeceğimiz enstrüman tam bu tartışmaların ortasına oturan ve fonksiyonel özelliği bakımından son derece ilgi çekici olan berimbau.
 
berimbau
 
İlk bakışta enstrümanın görüntüsü okla yayı çağrıştırıyor ve enstrüman olabileceğini düşünemiyorsunuz. Zaten kullanımı da dünyanın 48 ülkesinde yapılan “capoeira” savunma sporuna işaret ediyor; capoeira ise Brezilya”daki köleler için “özgürlüğe giden yola”… Biz berimbau kullanımını en çok Brezilya”nın 26 eyaletinden biri olan ve Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan Bahia”da görüyoruz. Bu yüzden de belki müzikologlar, enstrümanı Bahian olarak adlandırılan müzik ve dans türü içinde incelemeyi uygun görmüşler. Aslında kökeni için Afrika demek yanlış olmaz çünkü capoeria sporunun da kökenleri Afrika”ya dayanıyor. Afrika”dan bileklerinde prangalarla birlikte Brezilya”ya getirilen köleler, hem capoeria’yı hem de berimbau’yu taşımışlar. Hatta kölelerim kendilerine kötü davranan “memur”lara karşı savunma amaçlı capoeria’daki yöntemlerle berimbau’yu kullandıkları bile söyleniyor. Şimdilerde ise taklalar atarak ve çeşitli beden hareketleriyle, atik ve savunmacı bir biçimde yapılıyor bu spor.

 

Berimbau’nun, Orta Afrika”nın batısında; Gabon”da ve Kuzeybatı Afrika”da bulunan Gine”de kullanıldığını biliyoruz. Gine”deki Buluko bölgesinde yaşayan Bubiler ise enstrümanı “lupopo” adıyla kullanıyorlar. çalgı “malunga” adıyla, karşımıza Siddi”de (Hindistan) çıkıyor. Ama asıl olarak başta da belirttiğimiz gibi, berimbau Angola kökenli bir enstrüman. Enstrümanın diğer adı ise urucungo.

Brezilya”da yetişen “beriba” (biribá) ağacının eğilip 1,5 metrelik sopasının gövdesine çelik bir tel çekilmesiyle ve üstüne monte edilen, rezinatör görevi yapacak “cucurbitaceae” bitki ailesinden gelen “gourd” (Türkçe okunuşu kabaça) ile son görünümünü alıyor. Dünyanın her yerinde bulunmayan bu kabaça yerine bazen su kabağı, beriba yerine de bambu kullanılıyor.
 


 
Serçe parmak kabaçayla yayın arasında birbirlerine bağlanan noktaya konuluyor. Diğer parmaklar, verga adı verilen ve berimbau’nun gövdesini oluşturan ağacı tutuyor. Böylelikle çalgı parmaklarla sabitlenmiş oluyor. Boşta kalan başparmak ön tarafta bozuk paraya benzeyen, bazen metal bazen de taştan “pedra” ya da “dobrão”yu tutuyor. Dobrão, tele değerek sesin değişmesini sağlıyor. Sol el bunları yaparken, sol elde “baqueta” adı verilen ince bir sopayı tutuyor. Bu sopa kalem gibi işaret parmak ve orta parmak arasında tutuluyor. Bazen kaçiçi (caxixi) eşlikçi olarak sağ elde sopayla beraber tutuluyor ve hareket ettikçe şıkırdıyor. Baqueta, tele vuruldukça da berimbau’dan ses elde ediliyor.

Ancak aslında berimbau’dan ses elde etmenin sırrı bu kadar basit değil. Gövdeyle enstrümanın arasındaki mesafe, baqueta ile tel arasındaki ilişki, dobrão ile baqueta arasındaki git-geller, çalgıdan farklı tınılar elde edilmesini sağlıyor. örneğin enstrümanın alt kısmına vuruldukça tiz, üst kısmına vuruldukça pes sesler elde ediliyor. Enstrüman, çalan kişinin gövdesine yaklaştıkça tınısı koyulaşıyor. Gövde aynı zamanda susturucu işlevi de görüyor.

 

Son derece basit gibi görünen berimbau’nun icrası için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Baquet’in ve ona eşlik eden kaçiçi’nin hızı, vurma şiddeti, dobrão’nun tutuşu, en başta da berimbau’nun sabitlenmesi oldukça zor.

Berimbau’nun kabaçanın boyuyla belirlenen farklı 3 tonu var: Gunga, medio ve viyola. Birlikte icralarda, viyola adından da anlaşılacağı gibi soloları, medio ara sesleri, gunga da temel ritmi belirliyor.

Peki, ilk bu enstrümanı nerede duyduk? Hani şöyle bir hafızamızı tazeleyecek ve 80″lere dönecek olursak, TRT”de ara müziği olarak sıkça duyduğumuz Okay Temiz parçasını hatırlayacağız: Hani şu “vidi vidi vidi didi drolüüüüm dim dim di di di dim dülülüm” diyen parçayı: “Denizaltı Rüzgarları”nı. Parça her ne kadar 1980″lerde televizyona girmişse de kayıt tarihi 1975. üstelik Okay Temiz”in berimbau’yu kullandığı tek parça da “Denizaltı Rüzgarları” değil. 1979″da da “Kabak Tatlısı”nda kullanmıştı.
 


 
Bunun dışında ise Türkiye”de birkaç etnomüzikoloji/müzikoloji öğrencisinin kullanımı dışında, bir de capoeira sporuyla ilgilenenler enstrümana duyarlı. Hatta perküsyon ve üflemeli çalgı icracısı, Yıldız Teknik üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi araştırma görevlisi Tolga ünaldı”nın bahsettiğine göre onlar berimbau’yu yaparken araba lastiğinin içindeki çelik teli kullanıyorlarmış. çünkü tınısını daha güzel buluyor ve sağlamlığına inanıyorlarmış. Bir de piyano teli kullanımı yaygın.

Dünya”da Naná Vasconcelos (1944), berimbau konusunda ilk isimler arasında geliyor. Vasconcelos, Latin Caz alanında perküsyonist ve vokalist olarak oldukça ünlü. Ama asıl olarak ona ününü veren berimbau ve enstrümana hâkimiyeti… çalgıyla yeterince oyuncu bir biçimde ilişki kurabiliyor. Sepultura”nın bir zamanlar vokalisti ve gitaristi olmuş Brezilya asıllı Max Cavalera da berimbau’ya bulaşmış isimlerden.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here