Ana sayfa İnternet Benim Kafam Senden Güzel

Benim Kafam Senden Güzel

0

27 yaşında bir Türk kadını olarak, burada yaşamaktan korkuyorum artık. Her gün birbiri ardına aldığımız – ya da alamadığımız- haberlere kalbim kırılıyor. İçim acıyor.
 

Hayır, tabii ki sarhoş değilim, en azından şuan. Ertesi gün haplarını reçeteyle, alkolü de bizi yönetenlerin belirlediği saatler dahilinde ve onların rızasıyla alabileceğimiz şu günlerde, ülkenin bin bir yerinde birbirinden epik trajediler yaşanırken kafam, gerçekten kendiliğinden güzel. Gerçi, belki lodostandır, belki dolunaydan. Kim bilir. Açık söylemek gerekirse, keyfim yok. Dışarı çıktığımda da pek eğlenmediğime kanaat getirdiğim şu günlerde evime kapanmış müziğe sığınmış vaziyetteyim. Ben de isterdim size Dave Grohl”un yönettiği muhteşem Soundcity belgeselinden ya da Tolga Akyıldız”ın Ghetto”da ikincisi gerçekleştirilen Açık Sahne partisinden bahsedeyim, önümüzdeki konserlerin heyecanını paylaşayım, ya da programımın ne kadar iyi gittiğini sizlere anlatayım. Onun yerine, elinizde tuttuğunuz bu güzelim derginin bir sayfasında size iç dökmeyi tercih ediyorum.
 

 
Ben 27 yaşında bir Türk kadını olarak, burada yaşamaktan korkuyorum artık. Her gün birbiri ardına aldığımız – ya da alamadığımız- haberlere kalbim kırılıyor. İçim acıyor. Dahası, bir el kalbimi sıkıyor. ülkenin en değerli müzisyenlerinden Fazıl Say”a yapılan haksızlık bu kadar kolay unutuldu diye. Büyük adamların küçük oyuncakları olduk diye. Bir sürü insan neden öldü diye. Hadi oralara kadar gitmeyelim, senelerdir bizi yaza hazırlayan en güzel festivallerden birinde James Blake”i, Keane”yi Blur”u 24 yaşın altındakiler izleyemeyecek diye. Mümkün mertebe minimal tutmaya çalışıyorum ama size de sormadan edemiyorum, biz nereye?

 

çok karamsar olmamaya çalışacağım demiştim yazıya başlarken. Burada duruyorum o halde. “Güzel” şeylere dönüyorum. Geçtiğimiz kış tanıştım ben “Güzel” ile. Müzik zevkine bir hayli güvendiğim bir arkadaşım yolladı, “bak bakalım, nasıl buldun” dedi. İlk dinlediğimde pek bir şey anlamadım. Bir kaç hipster bir araya gelmiş tatlı bir video çekmiş ama dedim. Sonra bir daha bir daha derken baktım ki şarkıyı içim sevmiş. Bu çocuk, bağırmıyor, ağlamıyor, kendi halinde son derece naif bir müzik yapıyor, “evet evet sevdim ben bunu” dedim. Haftalar sonra tanıştık Mert”le. Tünay olan işte. Mert pek hatırlamıyor ama oldukça ilginçti tanışmamız. Beni fazla ayık ve fazla bayık bulmuştu. Sonra bir baktım bir gece çok dans ediyorum. Kiki”deyim yine. DJ kabininde kim var yahu ne güzel çalıyor derken baktım, Mert. Her daim bayık olmadığımı ona kanıtladım böylece. Sonra arkadaş olduk, ama öyle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez cinsinden değil. Karşılaştıkça sohbet eden. Mert Tünay – bunu söylememi sevmiyor ama- işin mutfak kısmından sahnelere geçmiş bir müzisyen. Yıllarca pek çoğumuzun aklında yer etmiş reklam müziklerine imza atmış. ödüller de almış hem. Sonra, her müzik yapan insanın içindeki ateş onda da dayanılmayacak bir noktaya gelince, albüm yapmış.
 

 
çıkış şarkısı “Güzel” dream TV ekranlarında çok izlediklerinizden oldu. Ama asıl benim Mert”e ekstra sempati duymamı sağlayan onu Twitter”da yazdıkları üzerinden tanımak oldu. Müziğini sevdiğimiz herkesi birey olarak sevmek ya da insan olarak sevdiğimiz herkesin müziğini sevmek zorunda değiliz bir kere bu konuda netim, ama hem müziğini hem kendisini seviyorsak, ne ala. İşte her gün süper haberlerle sarsıldığımız dönemlerde Mert, sanki aklımı okuyor gibi ne düşünüyorsam yazınca, bir de üstelik samimiyeti apaçık ortada olunca, ben bir müziksever olarak şöyle sevindim. Hem birbiri ardına aynı şeylerin çıktığı dönemde kendi halinde gayet tatlı bir müziğimiz, hem de farkındalığının farkında, keskin zekasıyla lafını esirgemeyen yeni bir müzisyenimiz var. Konunun buralara gelmesi çok tesadüfi ya da arkadaş kıyağı değil. Mert, PR çalışmasına göre birkaç hafta sonra yayınlanması gereken ve içinde bir çok ünlüyü barındıran ikinci videosunu, “yemişim PR”ını, al bunu Birsen, hemen bugün çal.” diyerek benim kalbimi kazandı. Tam da Reyhanlı patlamasının ardından, sokak röportajlarında “Reyhanlı?” diye sorulduğunda uzay üssünden bahsediyormuş hissiyatına kapılan özellikle genç arkadaşlarımız için belki bir fark yaratırız diye çaldık “Taş”ı hemen. Taş, Mert”in ikinci single”ı.

 

Videosunda Suzan Kardeş, Harun Tekin, Can Bonomo, Ferman Akgül ve daha pek çok ünlü isim var. Yine arkadaş kıyağından bağımsız olarak, fikir birliğinde bulunan, Mert”in söylediklerine katılan insanlar bunlar. Geçtiğimiz sene One Love Festivali sonrası oluşturulan özgürlüğüne Sahip çık platformuna da hemen anında sahip çıkıp, destek olan insanlar. Taş, Hrant Dink özelinde düşünceleri nedeniyle öldürülmüş ya da özgürlükleri elinden alınmış herkese yazılmış bir şarkı. 2 dakika 23 saniyede dünyaları anlatan yine samimi, naif, kendi halinde, yazın sahillerde de duyamayacağınız onunla da patlayamaayacağınız türden bir şarkı. Anca oturur içinizde patlayanları düşünürsünüz. Benim içimi çok acıttı, ama ne mutlu ki, propaganda yapmadan, gözümüze gözümüze sokmadan, müzik zevkimizden de ödün vermeden hissettiğimizi dillendirebilip, mırıl mırıl eşlik edebildiğimiz bir şarkımız olmuş. Mert”in bir de notu var size. Okumak isterseniz, www.merttunay.com adresinde bekliyor.
 

 
Söyleyeceklerim bu kadar. Nispeten mutlu, huzurlu bir ay geçirelim demeden önce de özgürlüğüne Sahip çık platformuna www.ozgurlugunesahipcik.com adresinden ulaşabilir, twitter”da da #ozgurlugunesahipcik hashtagiyle yazılanlara göz atabilir, fikir birliğindeyseniz de, altınıza siz de imzanızı atabilirsiniz demek isterim. Kalp!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here