Ana sayfa İnternet Bedük: Bitakım Notlar

Bedük: Bitakım Notlar

0

BEDüK, seninle deneyimlerini paylaşıyor. Not almaya hazır mısın?
 

Son günlerde artık kaç defa oldu hatırlamıyorum, stüdyoyu açıp, yeni bir proje başlatıp boş sayfaya aval aval bakıp, geri kapatıyorum. Biraz müzik dinliyorum tekrar açıp birşeyler kaydediyorum. Proje isimleri 2014-1, 2014-2 vs… Güzel fikirler var ama karman çorman bir hal almaya başladı. Hemen nedenlerini düşünüp bir çözüm bulmaya yöneldim. Yaratma durumu enteresan birşey. Kendi sorunlarını yaratıp, kendi çözümlerini bulmak zorundasın. Umarım bu bulduğum çözüm işe yarar, yoksa patladık:)

Ableton Live”ı 9’a yükselttim. Güzel, ciddi değişiklikler var. Biraz daha daldım içine. Sevmeye başladım sanırım. Push olayı da güzel görünüyor. Artık Logic”ten yıllardır gelmeyen şu Logic 10 gelmeli! Yoksa inceden Protools 11″ e geçme planları yapıyorum.
 


 
Stüdyo notları…

Yeni bir karar aldım. Yine:) Bir süredir stüdyoyu açmak zor gelmeye başlamıştı. Nedenlerini düşündüm. çok fazla detaylı stüdyo, çok alet, çok yere bağlı… Kanallar, dengeler… Alet edevatı açmak bile üşendirici bir iş. Sıfırdan yaratım sürecinde sadece yaratıma odaklanmak yerine kanalları, soundu ve işin son halini düşünmeye başlıyorum. Ve herşeyden bağımsız bir şekilde sadece “şarkı” ya odaklanmak imkansız hale geliyor. çözüm? Hemen yan tarafa küçük bir setup kuruyorum. Laptop, Ableton Live, küçük bir ses kartı. Sadece fikirlerimi salıverebileceğim bir ortam. Ses dengelerine bakmadan hızlıca açıp, takılıp kapatabileceğm bir setup. Ortaya birşeyler çıkmaya başladıktan sonra büyük stüdyoya geçip işi finalize etmeye gitmek gibi bir çözüm buldum. Bunun bana ve yeni parçalara nasıl yansıyacağını hep beraber göreceğiz. Ben de bilmiyorum şu anda. Hep deneme/yanılma bizim işimiz.

 

Sahne notları…

Bu ay güzel dinlendik. Konserlere bir ara verdik iyi geldi. Tekrar canlanmak, sahneyi özler hale gelmenin çok faydası oluyor. Böyle kısa aralardan sonra ilk sahneye çıktığımda sanki tekrar “ilk” sahneye çıkmış gibi oluyorum. Siz bunları okurken ben muhtemelen New York konserini yapmış, geri dönmüş ve Mayıs’taki üniversite şenliklerinde sahne almış- alıyor olacağım.

Genç müzisyene notlar…

Sıfırdan yaratım gerektiren her işte olduğu gibi bizim işin en zor taraflarından biri de önündeki boş sayfaya bakmak olsa gerek. Ekranı açıp öyle boş boş baktığınız veya elinize gitarı alıp, pianonun başına geçip sadece durduğunuz çok zaman olmuştur eminim.
 


 
Böyle durumlarda durmak yerine aklınıza ilk gelen veya parmaklarınızın aklına ilk gelen hareketi yaparak başlayın. Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Sadece takılın. Baştan nasıl birşey yapacağınıza karar vermeyin, önyargılarınızdan sıyrılın. Beyninizi de önünüzdeki boş sayfa kadar boşaltın. çalacağınız ilk notadan veya basacağınız ilk kikten itibaren sadece takılmayı düşünün. Yanınızda çalışır durumda bir kayıt cihazı olsun. çünkü bu şekildeki yaratım süreçlerinde anlık – burdan nefis bir parça çıkartabilirim – diyebileceğin hareketleri o anda farkedemeyebilirsin. Sonra salim kafayla dinlediğinde sanki başkasının müziğini dinliyor gibi olursun ve bambaşka kapılar açılır o zaman.

Hatta ben eskiden yaptığım işe uzaktan bakabilmek için kayıt ettiğim provaları iki katı hızlandırarak dinlerdim. O zaman iyice bambaşka bir hal alırdı ve aklıma bin farklı fikir gelirdi. Writer”s block dedikleri; yazarın çakılma, takılıp kalma halini en iyi aşabileceğim metotlar olarak bunları kullanırım ben de .

 

Prodüktöre notlar…

Başlamak bitirmenin yarısıysa, bitirmek de olayın tümü aslında. Parçanın nasıl şekilleneceğini, biteceğini genel resmi çözecek olan sensin. Yine kendi kullandığım metotlardan devam edeyim. Bir parçaya yapabileceğin sonsuz dokunuş var, sonu yok. Aynı yürüyüşe yazabileceğin milyonlarca solo, binlerce nakarat, sonsuz varyasyon var.
Tavsiyem; iş sıcakken aklına o anda gelen herşeyi kaydetmen. Bir nevi kusman. Zaman çizelgesinde farklı yerlere parçanın farklı varyasyonlarını ayırman. Sonra kullandığın DAW”da bu bölümleri gruplayarak olayı bir yapboz haline getirmen. Böylece olayın içinde kaybolmaktansa büyük resme daha rahat bakabilrsin. Prodüktörün bütün işi, müzisyenin çalarken göremediği büyük resme odaklanabilmesidir.
 


 
İyi bir parçayı öne çıkaran; parçayı ne kadar doldurduğun değil, ne kadar eleman çıkardığındır. Parçayı bir bütün olarak ne kadar az elemanla karşıya geçirebildiğin onu değerli kılar. O yüzden bütün fikirlerini kus ( hiç bir kaygın olmadan ) sonra başla temizliğe. Bir de bir yerde dur de! Sonu gelmez yoksa. Bir bakmışsın iki ay geçmiş sen hala bir parçayı bitirmemiş olursun.

Sektöre notlar…

Verin birbirinize ödülleri. Ooooh, Körler sağırlar birbirini ağırlar…

Bu ay dinlediklerim
Daft Punk – Get Lucky ( baya Bedük parçası 😉
Ost and Kjex ( yeni keşfim.. yeni bir Hot Chip ayarı )
Moncher – Bang-i Bengü ( Nefis bir adam. Yazdan sonra çıkarmayı planlıyoruz )

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here