Ana sayfa Makale Barış Atiker ile Stop Motion Üzerine

Barış Atiker ile Stop Motion Üzerine

0

Tasarımı işten öte bir hayat biçimi olarak gören ve hem bir tasarımcı hem de bir akademisyen olarak yaşayan Barış Atiker, bunların yanısıra 2010 yılında İstanbul Tasarım Bienali kapsamında ürettiği özgür Tasarımcılar projesine halen devam ediyor. Kendisiyle bu sayıda Stop Motion teknikleri ve grafik tasarım projeleri üzerine konuştuk.

Technotoday: Seni tanıyabilir miyiz?

Barış Atiker: Merhabalar. 1978 Muğla doğumluyum. Bütün öğrencilik kariyerimi geçirdiğim Ankara”dan 2006 yılında tasarım başkenti İstanbul”a taşındım. Tasarımı işten öte bir hayat biçimi olarak gören, buna göre yaşamaya çalışan bir tasarımcı ve akademisyenim. Halen Beykent üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü“nde Hareketli Grafikler, 2/3 Boyutlu Canlandırma ve Etkileşim Tasarımı dersleri vermekteyim. Aynı zamanda freelance olarak tasarım projeleri yapıyor ve özgür Tasarımcılar adı altında her ayın son haftasonu portfolyo ve tanışma etkinlikleri düzenliyorum.

T: Barış Atiker”in grafik tasarımla tanışması nasıl oldu peki?

B.A: Daha okuma yazma bilmeden evdeki gazetelerin mizanpajlarını boş kağıda çizerken belliymiş grafik tasarımcı olacağım. Ortaokulda Tarih ve Coğrafya kitaplarının her sayfasına 3 boyutlu yazı canlandırmaları çizdiğimi yıllar sonra farkettiğimde iş işten çoktan geçmişti. Bilkent üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü”nü tam burslu kazanmam hayatımdaki dönüm noktasıdır diyebilirim.

T: Stop Motion senin için ne ifade ediyor ve bu alandaki deneyimlerinden bahsedebilir misin?

B.A: Stop Motion daha önceden seyirci olarak ilgilendiğim, özellikle Tim Burton ve George Lucas”ın filmlerinde hayranlıkla izlediğim bir canlandırma tekniği idi. Istanbul All Design 2013 etkinliğinde Stefan Sagmeister ile yaptığım röportaj sonrasında, Stop Motion tekniğini tipografik tasarımlar üzerinden hareketli grafik projelerine dönüştürme amacıyla Stop Motion Tipografi atölyeleri fikri çıktı ortaya. Dziga Vertov”un dahiyane filmi Man with a Movie Camera sayesinde hareketli görüntünün çerçevesine giren herşeyin kontrol altında olduğu bilinciyle stop motion canlandırma tekniğine daha çok ısındım.Elbette tekniğin getirdiği sabır ve geri dönüşümsüz iş akışının zorluğu her projede baş belası olsa da her projede benzer keyif ve doyumu almaya başladım.

 

T: Biraz da senin eğitimci olarak katıldığın Stop Motion etkinliklerinde kullandığın ekipmanlardan bahsedelim; ne tarz bir kamera ve lens takımı kullanıyorsun? Hangi programları/ uygulamaları daha çok tercih ediyorsun?

B.A:  Stop Motion tekniğinin belki de en güzel yanı görüntü yakalayan herşey ile (kağıt, fotokopi,cep telefonu, vb) yapabiliyor olmanızdır. Aslında herşey yaratıcı bir fikrin ne kadar etkili olarak görselleştirilebileceği ile ilgilidir ve bu da sizi doğru ekipmanları kullanmaya zorunlu kılar. Genellikle kamera ve tripod ikilisini standart bir 50 mm F1.8 lens ile desteklemek hem alan derinliğiyle oynama hem de kadrajı kontrol altına alma konusunda epey yardımcı olur ama stop motion ucu çok açık bir tekniktir ve burada asıl sorun zamanı nasıl kontrol edeceğinizdir. Bunu da iyi bir çekim planı ve yazılım desteğiyle sağlayabilirsiniz. Internette ardışık görüntüleri akar hale getiren bir çok amatör ve profesyonel uygulama mevcut ve özel bir tercihim yok.

T: Harika….Türkçe yayınların ve verdiğin eğitimler gerçekten dikkat çekici, ülkemizde Stop Motion ile ilgili çok fazla yayın olmadığını biliyoruz. Senin daha çok üzerinde durduğun konular hangileri? Ve yayın yapmak isteyenlere neler önerirsin?

B.A: Aslında tasarım alanında ülkemizin yayın açısından sınıfta kaldığı gerçeğiyle yüzleşmemiz lazım. Bunun temelinde genel olarak tasarım kavramına kültürel bir açıdan değil de ihtiyaca cevap veren bir hizmet olarak bakmamız yatıyor. Tasarımın ticari yönüne odaklı sektörler de tüketim odaklı yayınlar hazırladığı için kalıcılıkları olmuyor. Bu durumda tasarımın temeline odaklanan ve yıllar sonra bile geçerliliğini koruyabilecek kaynaklar üretmek başlı başına bir meydan okuma. Ben de özellikle hareketli grafikler konusundaki çalışmalarımı bu doğrultuda üretmeye dikkat ediyorum.

 

T: Seni takip edenlerin de bileceği gibi Mixer”de geçtiğimiz yıl düzenlenen “çocuklar İçin Stop Motion” atölyesinde miniklerle çalıştın. Türkiye”deki Stop Motion eğitimleri (üniversite, kurs, internet dersleri vb) hakkındaki görüşlerin neler?

B.A: Benim için çok ilginç bir deneyim oldu 6-9 yaş arası harika çocuklarla çalışma fırsatı buldum ve açıkçası internetle doğan bir kuşağın ürpertici bir yaratıcılık ve üretkenlik potansiyeli olduğunu hayranlıkla izledim. ülkemizde bir çok kişi bu alanda çok başarılı işler üretiyor ve özellikle üniversitelerde proje olarak stop motion tekniğinin kullanılması beni heyecanlandırıyor. Animasyon ve Kısa Film Festivalleri de özellikle stop motion alanında ciddi bir platform olarak göze çarpıyor.

T: üretim, yaratıcılık ve eğitim anlamında kendini nasıl ve hangi kaynaklardan besliyorsun?

B.A: Elbette en büyük kaynak olarak interneti gösterebilirim. özellikle vimeo ve behance websiteleri bu türdeki çalışmalarda kalite çıtasını sürekli yükseltiyor. Ayrıca kendi atölyelerimden ve farklı üniversitelerin tasarım öğrencilerinden de besleniyorum.

 

T: Peki biraz da yabancı kaynaklardan bahsedelim. çalışmalarını takip ettiğin tasarımcılar var mı? Sana en çok ilham veren isimler hangileri?

B.A: Stop Motion tekniği ve hareketli tipografiyi birleştiren deneysel projelerde Drew Roberts ve Ben Barrett-Forrest gibi tasarımcıları, ticari projelerde Buck ve Soon gibi ajansları takip ediyorum.

T: Ne tip projelerde çalışmak daha çok ilgini çekiyor; workshop tarzı eğitim ağırlıklı olanlar mı, yoksa yaratıcı farklı projeler mi?

B.A: Deneysel, planlanamaz ve tesadüflere açık projeleri seviyorum. Tasarım insanın kendi sınırlarını keşfetmesi ve bunun ötesine geçmesi için bir üst bilinç sağlıyor. Tasarım projelerimde yapılmamışı arama dürtüsü ağırlıkta oluyor. Ticari projeleri de kesinlikle küçümseyecek değilim..çalışmalarınızı kimse görmezse sadece “Ben yaptım oldu!” tuzağına farketmeden düşebiliyorsunuz.

T: Son olarak… önümüzdeki dönemde yapılacak festival ve etkinlikler için neler planlıyorsun? Stop Motion alanında çalışmak isteyen ya da yeni başlayanlar için önerilerin neler?

B.A: En büyük hayallerimden birisi çalışmalarımı ve atölyelerimi uluslararası düzeye taşımak. Bunun bir deneyini Mayıs ayında Polonya”da MOTYF Hareketli Tipografi Festivalinde farklı ülkelerden çok yetenekli öğrencilerle atölye ve seminer düzenleyerek gerçekleştirdim. ülkemizdeki üniversitelerin uluslararası tasarım festivalleri düzenlemesi de bu hayalimin bir parçası oluyor. Bunun dışında önümüzdeki seneye Stop Motion çalışmalarımın da yer alacağı bir Hareketli Tipografi sergisi üzerine tüm gayretimle çalışmaktayım. Stop Motion alanında çalışmak isteyenlere önerim ise seviyorlarsa denemeliler.

Röportaj için çalışmalarını severek takip ettiğimiz Cem Jeffrey Kordova”ya ve değerli katkılarından ötürü Ceyda önalp”a teşekkür ederiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here