Ana sayfa İnternet Bana Ritmini Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

Bana Ritmini Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

0

Ritm sadece müzikte mi var? Peki ya her şeyde müzik varsa?
 

Hepimiz bir ritm tutturmuşuz gidiyoruz hayat yolunda, kafamızı kaldırıp bakmıyoruz bile kendi ritmimizin dışında olup bitenlere. Bazen hatırlayıp, sıklıkla da unutuyoruz başka ritmleri. Etrafa duyarlı olmaktan bahsetmiyorum. Bu bir bencillik değil bir eksiklik, bir unutkanlık. Aslında kendi çalgımızı çalarken etrafı duymayı denemek bile daha fazla nefes aldıracaktır bize.

öncelikle şunu belirtmekte fayda var; ritm ya da dizem için TDK der ki: Bir dizede,bir notada vurgu,uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğudur. Peki ritm sadece müzikte mi var? Peki ya her şeyde müzik varsa?
üzerine şimdiye kadar ne kadar düşündünüz bilmiyorum ama her birimizin bir ritmi var.
 


 
Sabah kalktığımız anda aslında suskun uyanıyoruz ilk gözü açtığımız o saniyenin bilmem kaçta birlik “an”ındaki bilinçsizlikten sonra hemen hayatımızdaki bütün veriler; kaç para kazanıyorum, ne iş yapıyorum, kimlerle arkadaşım, istememe rağmen mümkün olmayanlar, kendime güvenim güvensizliğim, aldıklarım, verdiklerim, sevdiklerim, nefret ettiklerim vs… Tık tık tık tık!!! Artık günler günler hatta yıllar yıllar boyunca öğrendiğimiz ya da öğretilen ne varsa bütün hepsiyle birlikte oluşturan bir benlik otomatik olarak her şeyiyle, bütün verilerle hesaplanıyor ve biz başlıyoruz buna göre ritmimizi çalmaya. Bu bizim hayatımızın ritmini oluşturuyor. Bunun dışında biyolojik RİTM denilen tıbbı bir gerçek de var. Gece uyumak, acıkmak, susamak, gebelik süresi vb gibi. İlgisini çekenler varsa biyolojik ritmleri ve onları yöneten etkenleri araştıran bilim dalı olan kronobiyolojiyi de ayrıca araştırın diye tavsiye edebilirim. Neyse, enstrümanımızı gün boyunca çalıyoruz, içimizden bir ses orkestra şefi. Yürürken adımlarımız eşlik ediyor bazen bu ritme. Bacak bacak üstüne attığımızda ayağımız hemen başlıyor ritmi çalmaya. Bazen farkında olmadan parmaklarınızla masaya vurursunuz ya da en azından hepimiz nefes alıyoruz ya, bu da bir ritm…

 

Peki kalbinizin sesini dinlediğinizde ne diyor size? Tik tak tik tak tıpkı bir saat gibi düzen ve uyum içinde bir ritmi var. Sen kalbinin sesiyle hareket ettiğini sanıyorsun ama belki de bir ritm tutturmuş gidiyorsun?Bu arada kalbin çalışması da somut bir ritm örneği. Bundan başka bizim kendi enstrümanınızdan yani bedenimizden, benliğimizden çıkan ritm ve ritmler bütünlüğü gibi evrendeki her şeyin de böyle bir ritmi var. Biraz dikkat ederseniz, biraz etrafa bakarsanız hemen hissedebilirsiniz, duymanız şart değil. Varlığını bir şekilde hissetmeniz mümkün. Mesela güneşin doğup batması ki bunun sonucunda olan bir dizi başka başka olaylar,ritmler; ayın belirli periyodlarla şeklini farklı görüşümüz, mevsimler, mevsimlerle birlikte değişen doğa, bir ırmağın yeşerttiği çayır, çayırda yaşayan canlılar, her birinin birbiriyle etkileşiminden oluşan ritmler bütünlüğü, sonra dünyanın dönüşü,yağmurun su birikintisi, onun buhar, bulut ve sonra tekrar yağmur olma döngüsü gibi… Mesela bu yazıyı okurken belirlediğiniz okuma hızında da bir ritm, bir müzik var. Bütün bunlar duyulmayan ama nereye baksanız hissedebileceğiniz evrenin ritmi, müziği.
 

 
Her sabah uyandığımızda çalmaya başladığımız ritm bütün bu evrenin müziğini, ritmini oluşturan enstrümanlardan biri aslında. O yüzden nasıl bir ritm tutturmuşsanız öyle bir ritmler bütünlüğü içinde olmanız olası. İnsanın kendisini bu evrensel orkestranın bir parçası olarak görmesi ve ritmini en güzel şekilde tutturması, ritm kaçırmaması, müziğin içinde olduğunu hissetmesi ona aynı sürede daha fazla nefes aldırabilir pekala. Aşk için de bir müzik, bir ritmler bütünlüğü, iki insanın ritmlerinin en güzel uyumuyla ortaya çıkan güzel bir melodi denebilir mesela. Ya da kavga eden uyumsuz iki kişiye ritm bozukluğunun somut hali gibi bakılabilir.

Matrixte bir sahne vardı. Filmin sonunda baş kahraman Neo her yerde sayıları görüyordu. Evrendeki bütün her şeyin sayılarla açıklanabileceğine, matematiksel bir veri olarak bir bilgisayar programından farksız olduğuna getiriyordu konuyu. Aslında orada da bence bir ritmler bütünlüğü, sessiz bir orkestra, bir müzik var. Eğer her yerde sayıların uyumu ve sonucu olabiliyorsa, ritm olması kaçınılmaz olur, o zaman müzik de var demektir.

 

Bazen kendi ritmimize kapılıp unutuyoruz işte bakmayı başka yerlere; ya da aynı yere başka yerlerden… Shakespeare “Dünya bir oyun sahnesi, bizler birer oyuncuyuz. Bütün erkekler ve bütün kadınlar , sırası geldiğinde girerler ve çıkarlar bu oyun sahnesine” der. Aynı şekilde istesek de istemesek de bizler birer müzisyeniz bu evren orkestrasının içinde, ne kadar iyi çalarsak o kadar çok alkışlanırız.
 

 
Fotoğraflarda ritm yakaladığınız oldu mu hiç? Fotoğrafçılıkla ilgilenenler daha iyi bilirler, konu olarak seçilmiş bir öge, birden fazla kere aynı kare içinde belirli bir düzen içinde kullanıldığı vakit yakalanan görüntü bütünlüğünde ritm duygusu görülebiliyor mesela. Ya da bir şiirdeki kelimelerin, cümlelerin sıralanmasıyla oluşan ritmik dizilim…Dans etmeye de müzikteki ritmin hareket haline geçmesi denebilir. Tabi ritm duygusunu en belirgin yani en çok müzikle hissetmek mümkün. Ritm hayat demek, evrenin döngüsünde bir ritim var. O yüzden müzikle her şeyi, herkesi birleştirmek mümkün. Ortak bir dil yaratmak, herkese anlatabilmek, daha çok anlaşılır olmak, daha çok anlamak mümkün. Yani güzel bir ritminiz varsa etrafınızdaki herkes dans edebilir.

Bir ritm tutturduk gidiyoruz, yazın başındayız. Kim bilir ne sıcak bir hava vardır şimdi dışarıda. Güneş de bir ritm tutturmuş, boyuna sıcak bu aralar. Denize falan gitmek, tatil yapmak gerek, dalgaların ritmine uyum sağlamak gerek mesela. Bir sürü konser var şu sıra, gidip ritmlerin ruhumuzdaki titreşimlerini hissetmek gerek. Biraz daha fazla duymaya çalışmak, daha fazla nefes almak gerek.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here