Ana sayfa İnternet Aysel Gürel

Aysel Gürel

0
Uzun zamandır hem işim gereği takip ettiğim; hemde keyifle okuduğum dergilerden birinde yazmak keyifler üstü bir şey…Bundan böyle Sound dergisinde röportajlarım ve yazılarımla sizlerle buluşuyoruz. Her zaman söylerim tesadüf yok.

İlk yazımda kadınlardan yola çıkarak söz büyücüsü olan Aysel Gürel”i anmak ve yazmak istedim. Hayatımıza veda edeli 5 yıl olmuş ama onu unutmak, ne bizlere, ne şarkılara asla yakışmaz. Benim gözümde o “”Zekayla istop oynayan bir kadın”” ve yazdığı cesur sözlerle; özellikle 80″lere ve 90″lara damga vurmuş bir kalem.
 


 
Aysel Gürel müzik dünyamızınkoruyucu annesi gibiydi, şarkı sözlerinde kimi zaman farkındalık yayıyor ama aslında alt metinlerde görmeyi bilen gözlere başka sularda yüzmeyi teklif ediyordu. Bu dişi enerji; işi dışında sokak çocuklarını gönüllü olarak kolluyor onları sarıp sarmalamayı seviyordu. Kendi bedeninden bir parça olarak gördüğü sahipsiz çocuklarla kimi zaman kaldırımlarda oturup simit yiyor, kimi zamansa onlarla düşlere yatıyordu. O aslında sadece müzik dünyamızın özel bir kadını değildi, aynı zamanda sokaklara ve sokak çocuklarına aşık özel bir kadındı.

 

Nam-ı diğer deli Aysel”in evlere, kapalı alanlara sığmayarak sokaklara taşan oradan da şarkılara sızan bir enerjisi vardı.Daha küçük bir kızken hissetmişti ki; biraz sığ sularda yüzmeli sonra popüler kültüre en okkalısından öpücük kondurmalıydı. Zaman denen insafsız efendi zaten Tanrıçalığı ona eninde sonunda verecekti, vermezsede kendi bilirdi, Türkiye sınırları içinde ondan daha iyisini bulamazdı.Deli kızımız Aysel”imiz bunları idrak ederek hiç durmadan molasız bir hayata yürümeye; işte o küçücük yaşında karar vermişti.

İstanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesinde aldığı eğitim sayesinde öğrendiği bir çok kelimeyi, deyimleri, unutulan kimi Türk lehçelerini yıllar sonra şarkılara, şiire ve en önemlisi hayatımıza yapıştırıp hediye edecekti.
 


 
Yeditepeli kent ışıklı yıldızlara, tanrıçalara,pop ikonlarına aşinaydı. Fakat öyle bir anda enerjisini vermiyordu. Dumanını üflediği faniler önce yanıyorlar,yok oluyorlar sonra o yokluk küllerini eğer ki sakladılarsa; işte o sakladıkları küllerden yeniden doğuyorlardı. çünkü İstanbul tanrıçasını yaratırken önce yok ediyordu. Sonra diyordu ki; seç hayatını, kutsa tanrıçalığını; sesinden ses, sözünden söz doğur,hadi diyor; sırtını sıvazlıyordu. Aysel Gürel içinde aynı şeyler oldu…Ve bir süre sonra popüler kültürümüzün önemli figürlerinden biri oldu. Şarkılara yazdığı sahici sözlerle; memlekette kadınından, erkeğine herkesin sevdiği birisi halini aldı.

 

Aslında en büyük isteği; görünmez olup, herkesi gözetlemekti. Bu hayat çatlağı kadın; çatlattığı beyninden çıkan boyalarla; bedenini boyamıştı. Bedenini yağlıboya gibi kullanıp sarıyla, morla, kırmızıyla, turuncuyla boyamıştı. Geceleri kırmızı otrişiylegerçek duyguların peşine düşüp, yörüngesini şiire veriyordu. Sabahları rüzgarlı havalarda kalkıp açık omuzlu mavi elbisesini giyiyor ve eline aldığı kavuniçi aynasıyla pembe rujunu tazeliyordu. Bu kadın

AYSEL GüREL”Dİ ona deli diyenlere tezat akıllının akıllısıydı, sadece orta yaş krizinde zekayla istop oynaması sonucu toplumun deli diye ithaf ettiği sınıfın takdir belgeli bir primadonnasıydı.
 


 
O Aysel”di, bağıran, çağıran, heyecanlı, kimi zaman huysuz, kimi zaman içten, kendisine hakim, çığırtkan, neşeli, hüzünlü, karizmatik, çocuk kadın…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here