Ana sayfa Donanım Audio Kanallarının Yerleşimi

Audio Kanallarının Yerleşimi

0

Merhaba değerli okurlar. Mix üzerine genel bilgi paylaşımı yazı dizimize kaldığımız noktadan yani “In The Box Mixing” tekniğinden devam ediyoruz

DAW içerisinde ‘in the box mixing’ tekniğinde sahip olduğunuz bazı avantajlı durumlarınız olacaktır. Mesela istediğiniz sayıda gruplama yapma şansına haizseniz benim tavsiyem; vurmalı enstrümanlarınız için bir adet BUS kanalı, bas için ayrı bir BUS kanalı, ritimler için melodiler, FX’ler vokaller için ayrı ayrı BUS kanalları oluşturarark mixinizin toplamını 4-8 veya ihtiyacınıza göre10 ayrı BUS. Elbetteki tüm bu BUS kanallarının çıkışlarını master çıkışınıza yönlendirmiş olmanız gerekmektedir… Oluşturmuş olduğunuz BUS kanallarına çeşitli renkler vermeniz çalışma esnasında size kolaylık sağlayacaktır. MASTER kanalınızın sanal potansiyometresini -5dB”ye indirip bir multimeter veya frekans analizörü açın. Mix”inizin hacimli olması gerekliliği olduğundan VU metreniz +3 dB”ye kadar gösterebilir ancak sizin çıkış volümünüz -5dB”de olduğundan en fazla -2dB peak seviyesine ulaşacaktır. Korkacak bir durum yok ama -2dB den de fazla vurmamalıdır.
 

 
Oluşturmuş olduğunuz ilk BUS kanalı, davul grubunu oluşturduğunu var sayacak olursak, genellikle davulun tüm bileşenleri seyirci yönünden bakan bir panorama baz alınarak mix yapılır ancak istisna durumlar da olmuyor değil. Davulcu perspektifinden bakan panoramaların bulunduğu albümler de mevcuttur. Kick”ten başlayabilirsiniz (Burada çok önemli bir dip not: Kullanmış olduğunuz kick’in de bir nota değeri olduğunu unutmamalısınız. Sırf tonu hoşunuza gitti diye kullanmanız yeterli olmayacaktır. Eserinizin tonu, örneğin; mi minor gamında yazılmış bir eser ise kick’inizin ”Em” notasında olması veya aynı gam da en yakın ilgili notada olması önemlidir, bütünlüğü korur ve bass ile kaynaşmayı tam olarak sağlar.) Kick kanalını mono olarak kullanmanızı tavsiye ediyorum. Kullanmış olduğunuz Kick, akustik kayıt, loop, synth veya bunların karışımından oluşmuş olabilir. öncelikle bir EQ açarak duymaktan hoşlandığınız tonu ayarlamaya çalışın, bu iş yapılırken Kick’in 40-50 hz den başladığını ve isteğe göre klik olarak tabir edilen üst frekenslarının da bulunduğunu bunun da 5khz-ile 10khz civarlarında uzantıları bulunduğunu unutmayın. Gövde olarak tabir edilen 150-350 hz aralığındaki low-mid band aralığında tatlı bir hacim olması gerektiğini de aklınızdan çıkarmayın. Bas gitar ya da bas synth”in low ve low mid”leri ile kick”in tonu birbirlerini kucaklaması gerekiyor. Bu yüzden arada bir bas kanalını duyumunuza dahil edip uyumlarını kontrol edebilmeniz gerekiyor. Kick seçilirken veya kayıt edilirken iyi bir tonlama yapılmış ve dinamiği düzgün ayalanmış ise işiniz çok zor olmayacaktır. EQ ile tonlamasını yaptığınız kick”i kontrol altında tutabilmeniz için bir de kompresöre ihtiyacınız olacaktır ancak kompressör parametre ayarlarınız için kesin şu değerleri kullanın diye bir şey söylemek çok yanlış olacaktır, ancak şunu söyleyebilirim, kick”inizin dalga formuna ve eserinizin metronumna göre değişkenlik gösteren bir durumdayız:) 120 BPM”in üzerinde olan bir aranje için hızlı atak zamanlaması ve yavaş düzeyde release zamanlaması kickin alt frekenslarının biraz düşmesine ve kuru gelmesine sebep olacaktır.

 

Biraz gecikmekli bir atak zamanı ve hızlı bir release zamanlaması kickinizin biraz daha punchy gelmesini sağlayacaktır ancak üst frekanslarda azalma olabilir. Bunun en güzeli dinleye dinleye yapmak olacaktır. Kompresörü kullanmamızdaki amaç kick”in kontrol altında olması gerekliliğinden kaynaklı olsa da illaki kullanmak zorunda değilsiniz. Kullandığınız plug-in kompresörün mevcut presetlerini de gezinip size uygun bir preset de bulmanız olasıdır, bence bir deneyin derim…

İstediğiniz tonu yakaladıktan sonra snare yani trampete geçebilirsiniz, yine istediğiniz tonu yakalamak için EQ”yu tekrar açıp isteğinizin altında ve üstünde bulunan frekans aralığını direkt olarak kesebilirsiniz. Mesela 200 hz altını ve 8 khz üzerini kesebilirsiniz. Bu biraz da nasıl bir snare tonu seçmiş olduğunuzla alakalı 🙂 Bu kanal da mono olarak ortada bırakılabilir. Genellikle biraz reverb verilen bu enstrümanın volüm seviyesi gerçektende çok iyi ayarlanmalıdır yoksa başınıza bela olabilir aman dikkat! Reverb için Davul bus kanalını yönlendireceğiniz ayrı bir drum reverb BUS”u açmanızı öneriyorum; genellikle de hazır presetlerden ”Drum plate veya benzeri bir opsiyonu” seçip parametreleri ile biraz oynayıp istediğiniz seviyeye ayarlayabilirsiniz. Tom 1 tam bir baş belasıdır altını kesseniz olmaz, üstünü verseniz olmaz. çok tuhaf bir aralıkta yer alan tiz karakterki bir vurmalıdır. Bu konuda yorum yapamayacağım tamamen arzunuza kalacak bir şekilde tonlayabilirisniz. Panorama içerisinde saat 1-2 yönünde sağa yatırabilirsiniz.
 


 
Tom 2 ise biraz daha bas karakteri olduğu için tonlamasında çok sıkıntı yaşamazsınız. İstediğiniz tonu ayarladıktan sonra, saat 10-11 yönünde sola yatırabilirsiniz. Floor tom benim en sevdiğim davul bileşenidir, çok güzel altları ve çok tatlı üstleri bulunur istediğiniz gibi dolgun bir şekilde tonyabilirsiniz. Pan ile de saat 9 yönünde sola yatırabilirsiniz. Hi-hat, açık veya kapalı kaç çesit kullandıysanız kendi içinde dengelemelisiniz. EQ ayarında tavsiyem 600hz altını -6db/oktav olarak kesebilirsiniz. 5khz üstü içinde dikkatlice yükseltmeler yapabilirsiniz. Daha canlı duyulmasını sağlayacaktır ancak hatalı bir frekans var ise dar açılı bir shelve ile o frekansı bulup nokta atışı ile biraz indirin. çınlama yapmasını engellemiş olursunuz. Crash hi-hat”e göre biraz daha gürültülü ve alt karakteri olan bir zildir. Bu yüzden 400hz altını kesmeniz ve hatalı çınlayan frekans var ise yine dar açılı bir shelve ile onu ayıklamalısınız. Ride en fazla alt frekens karakteri olan zildir bir çok farklı noktasına vurularak pek çok farklı tınıda ses almak mümkün olduğundan EQ ile sizin istediğiniz bölgesindeki tınıyı kullanabilirsiniz. 200 hz altında filter uygulayabilrsiniz, splash ve diğer zil bileşenleri için genel bir tanım yapmak pek doğru olmayacaktır. Kullanıcının istekleri dogrultununda tonlanabilir. Eğer davulu akustik olarak kayıt edip overhead mikrofon kullandıysanız, sağ ve sol kanalların arasında oluşan faz farklının davul bileşenlerinin tuşelerini öldürmemesi veya kuvetllendirmemesi için minimal düzeyde volüm açarak kullanmanızı öneriyorum.

 

Genel olarak davulunuzu tonladığınızı varsayarsak, yardımcı vurmalılara geçebiliriz. Perküsyon serisinde en çok tercih edilen Congo & Bongo kardeşleri vst enstrüman olarak kullandıysanız işiniz pek zor değil. Genellikle en düzgün biçimde kayıt edilip, sample olarak sunulmaktadır. Biraz tanımlayıcı karakterde EQ yaparak ve reverb BUS’a yönlendirerek az ama fark edilecek kadar reverb vererek tatlı hoş bir tını almanız çok kolay olacaktır. Davul grubu içerisine rahatça kaynaştırabilirsiniz ancak daha etnik olarak bendir, darbuka benzeri enstrumanlar kullandıysanız, duymayı hayal ettiğiniz şekilde tonlamanız için biraz uğraş vermeniz icap edecektir. Mesela, darbuka hem altları, hem gövdesi, hemde tizleri olan çalma sitiline göre uzun sustain’i olan bir enstrümandır ancak genel olarak 250hz ile 5khz arasında daha baskındır. Girmiş olduğu her aranje ya da mix’e düzgün yerleştirilmezse maalesef kabak çiçeği gibi sırıtır. Ahenkle kaynaştırmalısınız. İcap eden yerlerde öne çıkması veya mixe gömülmesi için otomasyon kullanmalısınız. Bendir için de aynı şeyleri söyleyebilirim ancak bendir çok daha fazla alt frekanslar ve çok daha fazla üst frekansları üretebilir. Tanımlanabilmesi açısından 5khz üstünü +6dB/oktavlı geniş açılı yamacı olan bir EQ ile açabilirsiniz. Ayrıca alt bölgede enstrümanın rezonans frekansını bulmalısınız. Genelde 60-100 hz aralığında bir noktada uğuldama yaptığı noktayı bulup, dar açılı bir EQ ile bir miktar CUT etmeniz gereklidir. Tabi ki tüm bunları yaparken davul grubunuz ile birlikte dinleyip uyumlarını kontrol etmeniz gereklidir. Yardımcı vurmalı enstrümanların panoraması ile genel bir tanım yapmak çok doğru olmayacaktır. Seyirci yönünden bakan bir panorama için söz gelimi, bas karakterli olanları hafif sol, tiz karakterli olanları hafif sağa verebilirsiniz, bu enstrümanı sahnede icra eden bir enstürmanisti, seyirci yönünden baktığında, hangi bileşeni hangi yöne yerleştirdiği ile de alaklıdır ama bu kişi solak ise, durum bunun tam tersi de olabilir.
 

 
Hangi tarz müzik eserini miks ederseniz edin, bir enstrümanın SOLO mode dinlemesindeki duyumundan daha önemlisi, tüm aranjenin içinde nasıl duyulduğudur. örneğin; çok güzel alt tonları olan bir elektrik gitar eğer bas gitarın armonik notalarını duyulmasını engelleyecek şekilde perdeliyorsa, yanlış bir yoldasınız demektir. Bas gitarın basmış olduğu notalar, elektrik gitarın uzayıp giden alt tonlarından çok daha önemlidir. Bu yanılgıya düşmemelisiniz ve gitarın solo halinde çıkardığı alt tonları tamamen kaybolmayacak ve bas gitarı perdelemeyecek şekilde azaltmalısınız.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here