Ana sayfa Donanım Arturia Spark

Arturia Spark

0

Beat sadece beat istiyorum. Başka ıvır zıvır ile kafamı doldurmayın diyenlere…
 

Spark”ı görünce hemen Machine’e benziyor diyeceksiniz. Eh müzik dünyasında zaten bir çok şey birbirine benziyor doğru ama Machine”e bir alternatif ya da rakip değil, Spark mantık olarak biraz farklı yönde ilerliyor. Spark öyle yüzlerce parametresi olan, pencere içinde pencere açan bir tuşu ile dört beş parametreyi programlayan bir yazılım değil. Sadece beat programla için geliştirilmiş ve çok yalın bir ürün. Spark tam bana göre bir cihaz çünkü benim en çok rahatsızlık duyduğum ve en çok zamanımı çalan işlerden birisi beat programlaması. Bunu daha önceki yazılarımda da sık sık dile getirmiştim. Beat olayı, işi o kadar karıştırıyor ki müziğin ana ruhundan uzaklaşabiliyorsunuz. Bu nedenle hep hızlı ama tam istediğim gibi programlayabileceğim drum makineleri aradım. Zaman zamanda buldum aslında ama üreticilerin yüzlerce yeni opsiyonları bir pakete sığdırmak istemesinden doğan komplike aletler hep beni zorlamıştır. Bu birazda bu işe 90’larda başlamamdan kaynaklanıyor olabilir. O zamanlar drum makineleri inanılmaz yalın ve az parametreye sahipti. Drum Computer ve Rebirth gibi yazılımlar daha yeni kendine geliyordu ve tüm hayal dünyamızı süslüyorlardı. Böyle az parametreye sahip ve sadece beat için üretilmiş cihazlarla acaip eğleniyorduk ve harika işler çıkarıyorduk.
 

 
O zamanlar yaşadığım eğlenceyi Arturia Spark’da tekrar yaşadım. Tam anlamıyla bir beat makinesi kullanıyor gibi hissediyorum kendimi. Spark, hardware kontrollü bir yazılım ama onu sakın sadece bir controller zannetmeyin çünkü Spark”ın amacı ekrandan bağımsız bir hardware olarak var olmak. Gerekli olmayan durumlar dışında bilgisayar ekranına bakmanıza bile gerek yok. Usb bağlantısı ile çalışan Hardware zaten ilk görünüşte standalone cihaz gibi görünüyor. Bunun en büyük nedeni ise zaten bir cihaz gibi üretilmiş olması yani üzerindeki parametrelerin hepsi sabit adreslenmiş ve etiketlenmiş. İşte bu yüzden görünüşü hemen bir drum makinesi izlenimi veriyor. Hatta bir display”i bile var. Burada gerekli ayarlama ve infoları görebiliyorsunuz.

 

Tabi ki arkasındaki MIDI I/O sayesinde onu bir controller olarak programlayabilirsiniz ama ana amacımız bu olmamalı. Spark bilgisayardaki sampler”inizi kontrol ediyor. İçerisindeki preset ve hazır sesleri kullanmanın yanı sıra kendi sample’larnızı da kullanabiliyorsunuz. Spark analog seslerde sample’lar kullanırken sentetik seslerde entegre edilmiş synthesizer’ını kullanıyor. Böylece hem sesleri emule etmiş oluyor hem de seslerde daha fazla değişiklik yapma şansına sahip oluyoruz.
 

 
üzerindeki sekiz velocity özellikli pad ile enstrümanları çalabiliyoruz ve canlı olarak kaydedebiliyoruz. çalarken biraz şaşırıp ritmi kaçırırsanız hiç sorun değil Spark tak diye olması gereken yere sesleri yerleştiriyor yada sizin anlayacağınız tabir ile quantize ediyor. çok eğlenceli aslında. Bir canavar olsaydım Spark”ı kesinlikte katur kutur yerdim çünkü acayip yenesi bir görünüşü var. Cut off ve rezonans gibi pot’lar sayesinde cihaz bir oyuncağa dönüşüyor. Yani seslere gerçek zamanlı müdahale edip filtre ve efektler ile oynayabiliyoruz. Eh buda sahnede ortamı hoplatmaya yetiyor. Daire şeklinde sıralanmış tuşlar ise işe acayip hava katmış. Burada pattern ve drum kit’leri seçebiliyoruz. Ama Spark”ın en önemli özelliği, step sequencer”in müthiş bir görselliğe sahip olması. Cihazın üst tarafında klasik drum cumputer” lerden bildiğimiz bir dizi ışıklı düğme var ve bunlar ritm sırasına göre yanıp sönüyorlar. Bence Spark”ı canlı yapan tam dabu özelliği. Spark”ın içindeki seslere gelecek olursak Electro, House, Hip Hop, Dubstep Techno gibi tarzlara hakkını verecek akustik ve sentetik ses paketleri ile dolu. Ses kalitesi ise oldukça basınçlı ve kristal kadar berrak, zaten Arturia’nın synthesizer ve sampler konusundaki başarısını biliyoruz.

 

Edindikleri tüm tecrübeyi burada duymak mümkün. Benim gibi hızlı ve ritmik drum programlamak isteyen arkadaşlar için ideal diyebilirim çünkü işin içinde step sequencer var ve bu sayede ritm her şeyin temeline oturuyor. Her bir pattern en fazla 64 step’e kadar çıkabiliyor ama bu durumda pattern çözünürlüğü 1/16 olması gerekiyor. Dört vuruşta bir başa dönüyor. Ama zaten bu kadar uzun step’i kim kullanır ki değil mi? önümüzde sürekli çalışan 16 step var ve hemen çalışma ortamını tatlı bir şekilde sınırlayıveriyor. Spark ile oynamak pardon çalışmak çok zevkli. Cihazda shuffle gibi canlı performansta kullanabileceğimiz daha bir çok parametreler mevcut hatta bir tane touchpad var ki efektlere ellerimizle dokunmamızı sağlıyor. Spark”da yaptığınız her şeyi tabi ki host sequencer”ınıza kaydedebiliyorsunuz ve bir çok detay ayarı yine buradan yapabiliyorsunuz. Controller”ın üst materyali metalden yapılmış yani çok pahalı bir his veriyor ve ağarlığı sayesinde elinizin altından kayıp gitmiyor. Alt materyali ise plastik gibi bir şeyden yapılmış, anlayamadım ama uzun süre içerisinde kullanım izleri yapmaya meyilli gibi geldi bana.
 

 
Eğer ille de drum programlaması üzerine tez yazmak ve işin derinlerine girmek isterseniz Spark”ın plug in penceresi ile uğraşabilirsiniz çünkü artık burası bir sound library ve sampler haline gelmiş durumda. Ben şahsen sadece kulaklarımla ve parmaklarımla beat yapmayı tercih ettiğim için plug in konusuna fazla girmeyeceğim.

Genel olarak alete bayıldım. Bazı yazılımsal dikenleri var ama siz bunu okuyana kadar zaten bir update ile yarısı ortadan kalkmış olur. Bence çok eğlenceli bir kullanma sistemi var. Bilgisayar başında oturup beat yapmaktansa müzik çalarak beat yapmak gibi bir şey. Mac ve Pc için kullanılabiliyor. Standalone, VST, RTAS ve Mac için AU platformları mevcut. Plug in ve Hardware 399 Euro gibi gayet güzel bir fiyata satılıyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here