Ana sayfa Sektörden Arşe Yapımcısı Murat Ufuk Güler

Arşe Yapımcısı Murat Ufuk Güler

0

ülkemizdeki çok değerli ve sayısı giderek azalan lutiyelerle söyleşilerimize devam ediyoruz. Bu ayki konuğumuz keman yayı yapımcısı  Murat Ufuk Güler
 

Sound: “Akademik” bir çalgı yapımcısı olarak birçok çalgı arasından neden  “Arşe” yapımını seçtiniz ?
 

 
Murat Ufuk Güler: Aslında benim bu alana yönelmemdeki en büyük etken Türkiye”nin önemli keman pedagoglarından Prof. Hazar Alapınar”dır. Konservatuvar bünyesinde kurduğumuz Yaylı çalgılar Bakım&Onarım Atölyesi”nde başta kıl değişimi olmak üzere küçük çaplı restorasyonlar yapıyordum. Atölye çalışanları olarak Cremona”ya (Amati, Stradivari ve Guarnieri gibi ünlü ‹talyan keman yapımcılarının yetiştiği şehir) gitme imkanımız doğduğunda, Hazar Bey Türkiye”de bu alanda bir boşluk olduğunu ve hem kendim hem de çalıştığım kurum için bu alana yönelmemin iyi olacağı telkininde bulundu. Böylelikle arşe yapımı hayatıma girmiş oldu.

 

 

S: Bize arşe  yapımı sürecinden bahsedermisiniz?

M.U.G.:  Arşe özetle, çubuk, at kılı ve bu kılları germeye yarayan bir topuk mekanizmasından oluşuyor. Yapım süreci çubuk bölümü ile başlıyor. Düz bir şekilde kesilen çubuk kabaca ölçülendirilip sekiz kenarlı hale getirildikten sonra ısıyla yay şekli (bombesi) veriliyor. Daha sonra ki aşamada topuğun yapılmasına geçiliyor.

Abanoz ağacı, dayanıklılığı ve rengi nedeniyle topuk için tercih edilen bir malzeme. Ayrıca bağa, kemik, boynuz gibi değerli malzemeler de topuk yapımında sıkça kullanılan diğer malzemeler. Bunun yanında metal kısımları ise gümüş veya altından yapılıyor ve bu sebeple bir kuyumcu inceliğiyle işlenmesi gerekiyor. Biten topuk çubuğa adapte edildikten sonra (ki bu bölüm de arşenin dengesi için çok önemli) çubuk sekizgen yada yuvarlak olarak şekillendiriliyor.
Bir arşede sadece çubuk bölümüne koruyucu bir cila uygulanıyor. Ciladan sonra çubuğun topukla birleştiği kısma gümüş/ altın ve deri sarılıyor. Kılların da takılmasıyla arşe çalmaya hazır hale gelmiş oluyor.
 
S: Topuk  mekanizmasını da kendiniz mi  yapıyorsunuz?

M.U.G.: Evet. Bir arşenin kafa ve topuk işçiliği yapımcısının(ustanın) kimliğini yansıttığı için bu parçaların aynı elden çıkması önemli bir unsur. Tıpkı imzanız gibi..! Hangi ekolden geldiğinizi, kimin öğrencisi olduğunuzu yani karakterinizi bu bölümlerde yansıtıyorsunuz.
?u kadarını söyleyeyim, dünyada çok önemli eksperler var ve bu kişiler bir arşenin, kimin tarafından yapıldığına dair hiçbir mühür/işaret olmamasına karşın, kafa ve topuğu inceleyerek yapımcısını tespit edebiliyorlar.

 

S: Bir arşeyi  bitirmek  ortalama ne kadar  zaman alıyor?

M.U.G.: Az önce saydığım tüm bu işlem sırası 3-3,5 hafta kadar bir zaman gerektiriyor. Fakat iyi bir arşe yapmak istiyorsanız, işlemler bittikten sonra ağacı birkaç ay bekletip cilalamanız gerekiyor. Bu ağacın fiziki tepkilerini ölçmek ve renginin biraz daha koyulaşması için gereken bir süre.
Benden yeni arşe bekleyen müzisyen arkadaşlarımın hevesli tutumlarını kıramadığım için en fazla 3 ile 5 ay arasında bekleyebiliyorum ancak bu işi öğrendiğim hocam Emilio Slaviero”nun, atölyesinde bazı arşelerini hemen hemen üç yıl beklettiğine bizzat  şahit oldum.

 

 

  S: Sizin ürettiğiniz el yapımı arşelerin piyasada çok ucuza bulunabilen arşelerden üstünlükleri  nelerdir?

M.U.G.:  Bu konu sadece arşe yapımcısı olarak beni değil bütün çalgı yapımcıların da sıkça yüz yüze geldiği bir durum. üstünlük olarak o kadar çok şey sayabilirim ki.
 

En başta kullanılan malzemenin kalitesi geliyor. Arşe yapımı için özel olarak seçilmiş ve akustik değeri ve elastikiyeti özel cihazlarla belirlenmiş ağaçlar, gümüş, altın, sedef gibi kıymetli materyaller ve en iyi sesi alabilmek için kaliteli at kılları kullanılıyor ve bunlar oldukça pahalı malzemeler. Ucuz arşelerde ise -doğal olarak- arşe yapımı için hiç de uygun olmayan, ucuz malzeme kullanılıyor. Malzeme kalitesi arasında o kadar büyük bir uçurum var ki. Bana, elinde bu tür bir arşeyle kıl değişimi için gelen kişiye, çoğu zaman işi yapamayacağımı, bu işin maliyetinin aynı ayarda yeni bir arşeden daha fazla olduğunu söylüyorum. Gerçekten de benim kendi arşelerim için tercih ettiğim at kılı bile bu tür arşelerden daha pahalı.

Bence bu konunun daha önemli bir başka yönü ise şu. Bir çalgıyı değerli kılan kullanılan malzemenin kalitesinin dışında, tek bir elden çıkmış olması yani bir etiketi olmasıdır. Ayrıca az önce söylediğim gibi, bir çalgı yapımcı ürettiği çalgıyı bir sanat eseriymişcesine görür ve yaptığı en küçük işlemde bile o anki ruh halini, karakterini yansıtır. Buda el yapımı çalgıyı daha değerli kılar. Tıpkı bir tablo gibi, Nasıl ki bir ressamın elinden çıkan tablo, herhangi bir dergiden yada posterden alıp çerçevelettiğiniz resimden daha değerliyse, bir çalgı yapımcının elinden çıkan çalgı da büyük kısmı makinelerle yapılmış ve bir fabrikadan bant usulü çıkan çalgılardan daha değerlidir.

 

S: Peki  bu durum  dünyada  nasıl algılanıyor?  Müzisyenler bu değerin  farkındalar  mı?

M.U.G.: Dünyada ve ülkemizde profesyonel müzisyenler bu durumun farkında. Bir kere kullanılan malzemenin kalitesi alınan sonucun kalitesini etkiliyor ve bu durum da müzisyenin performansına etki ediyor. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir; el yapımı bir çalgıda kişiye özel bir takım ayarlamalar yapmak da mümkün. Bu yüzden profesyonel bir müzisyen her zaman böyle çalgıları ve arşeleri tercih ediyor.

 
O tür,  kalite kaygısı gözetmeksizin yapılan çalgılar daha çok amatör müzisyenlere hatta müziğe yeni başlayanlara hitap ediyor. Bana kalırsa öyle bir çalgıyla yada arşeyle müziğe başlamanın bile sakıncaları var ancak insanlar işin ekonomik boyutunu düşünerek ucuz olduğunu düşündükleri çalgıyı tercih edebiliyor. 

 

  S: Arşeyi özel bir ağaç kullanarak yapıyorsunuz bildiğim kadarıyla. Kullandığınız ağaç ve parçaları  nereden  temin  ediyorsunuz?

M.U.G.: çok doğru! Arşe yapımında Latincesi “Caesalpinia Echinata”  olan Pernambuk (‹ngilizce ismi Pernambuco) ağacı kullanılıyor.  Bu ağaç dünyada sadece Brezilya”nın Atlantik Ormanları olarak adlandırılan bir bölgesinde yetişiyor.

Avrupa”da ve Amerika”da bazı malzeme tedarikçileri var ve oralardan belirli bir kaliteye kadar bu ağaçları almak mümkün.

Ancak ben Emilio Slaviero aracılığı ile yurt dışından kendim getiriyorum. ‹talya”ya Brezilya”dan çeşitli tüccarlar ağaç getiriyor. Benim de böylelikle daha kaliteli malzemeyi üstelik hocamın gözetiminde seçme imkanım oluyor. Elektronik bir cihaz yardımıyla kalitesini belirlediğimiz ağaçların, budak ya da başka lekelerinin olmadığından emin olduktan sonra satın alıyoruz.

At kılının çok önemli olduğunu söylemiştim. Irk olarak Moğolistan ile çin sınırına yakın bir bölgede yetişen atların kılları en iyi sonucu veriyor ve ben bu kılları yine hocamın yanına gelen tüccarlardan alıyorum. Bu bölge atlarını özelliği şu; kıllar aynı kalınlıkta ve dirençli oluyor. Bu da sesin kalitesini çok etkiliyor.
 

 

S: Bir  arşede  tonu  belirleyen  en önemli  faktör  nedir?

M.U.G.: Arşede tonu belirleyen en önemli iki faktör ağacın esnekliği -ki bunun ağacın özgül ağırlığıyla bir ilgisi var- ve kılların kalitesi. Ancak başka bileşenler de söz konusu. Bir kere her keman kendi karakterine uygun bir arşe istiyor. Yani, aynı kemandan iki farklı arşe ile farklı tonlar aldığınızı görüyorsunuz.

 
Bu ilk başlarda bana inanılmaz geliyordu açıkçası.
Ayrıca  müzisyen faktörü var. Her insanın anatomik yapısı birbirinden farklı ve kişi kendi yapısına uygun olan bir arşeden daha iyi ton alıyor. Bir diğer faktör de teller ve kullanılan reçineler. Görüldüğü gibi aslında tonu etkileyen en az beş faktör var ilk etapta aklıma gelen. Ancak ağaç ve kılların kalitesi en önemlileri.

S: çalgı / arşe  yapımcılığının  sizce  zor olan  yanları  neler?

M.U.G.: Mesleğimi çok seviyorum ve her işin olduğu gibi bu işin de güçlükleri oluyor. Arşe yapımcılığının, çalgı yapımcılığına göre zor değil ama ilginç bir farkı var. Bütün müzisyenlerin, çalgıdan beklentisi, tonudur. Birbirinin aynı olmasa da birbirine yakın bir beklentidir bu. çalgı yapımcısı bu tonu yakalamayı başardığında iyi işler yapmaya başlar.

Arşeyi ilginç kılan ise bu beklentiyi saptıran insan anatomisi. Yani arşeyi tutuşunuz, kolunuzun kuvveti, kemik yapınız bir arşeyi beğenip beğenmemenize etki ediyor. Bunun neticesinde bir müzisyenin çok rahat ettiği ve beğendiği bir arşeyi bir diğeri hafif yada tam tersi ağır bulabiliyor.

Bu da bir standart yakalamanızı güçleştirmese de ilginç bir hale sokuyor. Biraz iddialı bir laf olacak ama sıklıkla dile getirdiğim bir tespitim var. Arşe sadece ağaçtan oluşmuyor. Arşe Ağaç, Kemik ve Kas”ın birleşiminden meydana geliyor.

 

  S: ?u  ana kadar  yaptığınız arşeler  ve  diğer çalgılar  kimler tarafından  kullanılıyor?

M.U.G.: Başta değerli keman sanatçımız Suna Kan olmak üzere, ‹zmir Devlet Senfoni Orkestrası 1. konsertmaister’i Kartal Akıncı ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sanatçısı Ersun Kocaoğlu en başından beri bana destek olan ve arşelerimi kullanan müzisyenler.

Ayrıca başka orkestra sanatçıları ve konservatuvar öğrencileri de arşelerimi kullanmakta.

Bunun yanında devlet sanatçıları Tunç ünver (Keman) ve Ruşen Güneş (viyola) gibi çok değerli müzisyenlerin, yaptığım arşeler hakkında olumlu görüşleri arşelerimi kullanmaları kadar beni sevindiren bir durum.

S: Bir lutiye  olarak  gelecekle  ilgili planlarınız neler?

M.U.G.: Gelecekle ilgili hem bir lutiye (Arşetiye) hem de bir akademisyen olarak planlar yapıyorum. Bir arşe yapımcısı olarak daha da iyi arşeler yapmak için Emilio Slaviero ile çalışmalarıma devam etmek başlıca planım.

Bir akademisyen olarak ise önümüzdeki iki yıl içinde gerçekleşecek çok önemli bir olayın ilk adımlarını atmış bulunuyorum. D.E.ü Konservatuvarı bünyesinde kurduğumuz Yaylı çalgılar Bakım&Onarım Atölyesi önümüzdeki yıllarda Yaylı çalgılar Yapımı Sanat Dalı olarak öğrenciler alacak.

Böylelikle okulumuzun elli yılı aşan bilgi birikimini de arkamıza alarak yeni Keman yapımcıları yetiştirmenin yanı sıra arşe yapımı eğitimini Türkiye”de ilk başlatan kurum olacağız.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here