Ana sayfa Haber Apple ve Google arasında platform savaşı

Apple ve Google arasında platform savaşı

0

Apple, Google’a karşı

Steve Jobs, Android‘le olan mücadelesiyle 1980’lerde Bill Gates ve Microsoft’la yaptığı mücadele arasında bir benzerlik görmediğini söylemişti. Ama Apple‘ın içinden ya da dışından hemen herkes böyle bir benzerlik gördü. Aradan bir nesil geçmesine rağmen Jobs’un aynı şekilde iki mücadeleyi kaybetme olasılığına kimse akıl sır erdiremedi. Fakat bu iki ateşli kavganın arasındaki benzerlikler karşısında bu olasılık hakkında düşünmemek elde değildi.

Android ve iPhone bir platform savaşının içindeydi ve platform savaşları da yapısı itibariyle “kazanan hepsini alır” türünde yarışmalardır. Kazanan taraf pazar payının yüzde 75’inden daha fazlasını ve diğer kârları elde ediyor diğer yandan kaybeden taraf da sektörde tutunma, bir nevi hayatta kalma mücadelesine başlıyor.

Microsoft/Apple kavgasında, Microsoft satın almak için daha büyük seçme olanakları sunan ve daha çok müşterinin ilgisini çeken kendi yazılımının dağıtımını açık ara daha fazla yaparak kazandı. Müşteriler bir defa sadece tek platformda çalışabilen uygulamalara yüzlerce dolar harcadıktan sonra onları sonradan değiştirmek daha da zorlaştı. Nihayetinde herkes Microsoft DOS çalıştıran bilgisayarları, sonrasında da Windows’u kullanmaya başladı, çünkü etraflarındaki herkes böyle yapıyordu. üstelik bu hiç düşünmeden ezbere yapılan bir şey de değildi, aksine tamamen rasyonel bir tavırdı. Bilgisayarlar yalnızca, bir makinede yapılan iş diğer makine üzerinde de yapılabildiğinde kullanlışlı oluyordu.

 

Bu neredeyse tam olarak Android‘in de stratejisiydi. Android ekosistemi 2010’da yeterince güçlü olmaktan uzaktı. Android uygulama mağazası kötü bir şekilde organize edilmişti ve geliştiriciler orada para kazanırken oldukça zor zamanlar geçiriyorlardı. Apple‘ın oyuna en önde dahil olduğu başlangıç dönemi olan ilk üç yıl şirket 60 milyona yakın iPhone sattı, 200.000’dan fazla uygulama barındıran bir mağaza oluşturdu ve iki yılda 1 milyar dolardan fazla ödeme yapılan bir geliştirici ekosistemi kurdu.

Fakat aslında bütün telefon üreticileri bir Android telefon yapabileceğinden dolayı Android platformu muazzam bir biçimde büyüdü.

2010’un sonu itibariyle, Android pazarı iPhone‘un büyüklüğüne ulaşmıştı. Tam da o dönemde Google‘ın kendi uygulama mağazasıyla olan sorunlarını çözmesine artık bir an meselesi gözüyle bakılıyordu. Apple’a sonrasında daha da kaygı veren şey Android’in müdürü Andy Rubin’in birçok iPhone müşterisini cihazlarını değiştirmeye ikna etmek zorunda kalmadan başarılı olabileceği gerçeğiydi. Bütün dünya çapında bir sürü insan önümüzdeki yıllarda normal cep telefonlarından akıllı telefonlara terfi edecekti ve onun da iPhone müşterilerinden çok odaklanması gereken sadece bu gruptu, bu yolla Android son derece büyük bir akıllı telefon payı elde edebilirdi.

Apple/Google kavgasının Apple’ın Microsoft’a karşı verdiği mücadele gibi sahnelenmeyeceğine inanmak için her zaman yeterince geçerli nedenler vardı. Geliştiriciler artık iki platform için yazılım oluşturmaya 1980’lerde olduğundan çok daha yetkindiler. Platform değiştirme maliyetleri de çok daha düşüktü. Yine o zamanlar PC’ler 3.000 dolardan daha fazlaya mal oluyordu ve her bir yazılım başlığı da 50 dolardan fazlaydı. Şimdi ise maliyetler bunların onda birinden daha düşük durumda. Operatör desteği olan yeni bir telefon 200 dolar ederken, her bir uygulamanın ücreti de 3 dolardan düşük ve çoğunlukla da ücretsiz. Ayrıca, üçüncü partiler (operatörler) müşterileri şebekelerine bağlamak için birçok seçenekleri olduklarından emin hissetmelerini ve onlara para ödemelerini sağlamak için mümkün olduğunca haklı bir ilgi göstermeye devam ediyorlar.

Fakat Google ve Apple yöneticilerinin bu durumdan çıkardıkları sonuç daima şu oldu: eğer savaş bu şekilde sonuçlanırsa, eğer bir şekilde temsil ettikleri mobil platformlar uyum içinde bir arada var olabilirlerse bu tarihi bir olağandışılık, bir tür sapma olacak.

 

14 yıl önce, Microsoft’un tekelciliğine karşı açılan davaya dair basının meseleyi ele alış şekli yüzünden PC pazarında Microsoft’un kendi Windows tekelini nasıl oluşturduğuyla ilgili oldukça ciddi bir analiz mesaisi harcanmıştı: Sizin teknoloji platformunuzu kullanan yeterince insana ulaşırsanız bu eninden sonunda herkesi onu kullanmaya zorlayan bir tür girdap yaratır.

Bu türden ekonomik zorlamalar Microsoft‘a özgü bir şey olmadı.  Bütün büyük ölçekli teknoloji firması en başından beri kendi pazarı için benzeri bir girdap yaratmayı denemiştir.

Jobs tam da bu şekilde iPod aracılığı ile müzik-çalar piyasasını domine etmişti. Yine aynı şekilde Google da 2004 yılında yüksek teknoloji piyasasında Microsoft’u şaşırtmış, ona meydan okumuş ve Yahoo!‘yu da yok oluşun eşiğine getirmişti. Google’ın en iyi kaliteli arama teknolojisi arama trafiğinin büyük bir kısmını bağladı. Bu ona internet kullanıcıları hakkında en iyi veriyi sundu. Bu data sayesinde Google’ın arama tanıtımları en etkili bir şekilde arama sonuçlarıyla birlikte görünmesi sağlandı. Bu usta işi döngü daha fazla arama trafiğini, daha fazla veriyi ve hatta daha iyi arama tanıtımlarını cesaretlendirdi, onların önünü açtı. Microsoft ve Yahoo! trafiği daha düşük reklam oranlarıyla ve geliştirilmiş arama sonuçlarıyla ne kadar etkilemeye çalışırsa çalışsın Google onlardan daha iyi bir teklif sunmaya her zaman hazırdı.

eBay de, OnSale ve uBid gibi neredeyse iki düzine diğer açık arttırma şirketlerine aynı şeyi yapmıştı. Satın alan ve satış yapan kimselerin birbirleriyle kolayca iletişim kurabilmelerine ve site üzerinden birbirlerini derecelendirmelerine olanak tanıyarak kendi politikasını, kurallarını kendisinin oluşturduğu bir topluluk inşa etti. Bu teklif verenlerin sayısında muazzam bir artışı tetikledi. eBay daha fazla sayıda teklif veren elde ettikçe fiyatları da daha güvenilir ve makûl bir hâle geldi. eBay’in fiyatları daha güvenilir bir noktaya geldikçe de daha fazla yeni teklif veren kişiler onu kullanmak istedi. Böylece, yani daha fazla teklif veren eBay’i kullanmak istedikçe de ona rakip olan sitelere olan ilgileri aynı oranda azaldı.

Facebook‘un sosyal medya platformu, platform ekonomisinin gücüne dair en son örneklerden biri. Onun kullandığı üstün teknolojik altyapı kullanıcılara kendisinin rakibi olan MySpace’in sunduğundan daha iyi özellikleri sunmasını sağladı. Daha iyi özellikler Facebook’un daha kullanışlı olmasını sağladı. Daha kullanışlı oldukça da kullanıcılar daha fazla veri paylaştı. Kullanıcılar daha fazla veri paylaştıkça Facebook onlara daha çok özellik sunabildi. Nihayetinde, kısa bir süre sonra neredeyse herkes Facebook hesabı açmaya başladı, çünkü etraflarındaki başka herkes bir Facebook hesabı açıyordu.

Mobil platform savaşları daha da büyüdükçe, Google’ın ve Apple’ın ekosistemleri uzun vadede bir arada yaşayabilmenin yollarını bulabilir, büyük gelirler elde edebilir ve kendileri için teknolojik gelişmeler ve yenilikler oluşturabilirler.

Fakat, yakın tarihten öğrendiğimiz bir şey var ve bu iki firmanın sanki bir arada varolamayacaklarmış gibi ve teknoloji dünyasının bu iki dev için çok küçük olduğunu düşünerek mücadele etmek zorunda kalacakları halihazırdaki piyasa şartları dahilinde kaçınılmaz olarak görünüyor.

Apple’ın en üst kademelerinde uzun bir süre yöneticilik yapmış ve Palm’ın bir önceki CEO’su olan Jon Rubinstein, “Bu tıpkı bundan 30-40 yıl önce kablo insanları ve telefon insanları arasındaki tekel olma mücadelesi gibi,” diyor. “Yeni nesil artık bu mücadele üzerinden konumlanıyor. Apple, Google, Amazon ve Microsoft olmak üzere herkes duvarlarla çevrelenmiş bahçelerini inşa etmeye ve içeriğe olan erişimi ve bütün diğer şeyleri kontrol etmeye çalışıyor. Bu gerçekten önemli bir mesele.” Ne Apple ne de Google böyle bir şey hakkında yanılıyor olmayı kaldırabilir.

ESET Banner_700x80 Bellatrix technotoday

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here