Ana sayfa Donanım Apple takımının en önemli üyelerinden biri: FireWire

Apple takımının en önemli üyelerinden biri: FireWire

0

Mac”lerimizin önemli bir parçası olan FireWire bağlantı ara yüzünü yakından tanıyalım.

Bu ay, rakiplerini ve yoldaşlarını kullandıkça farkını iyice hissettiğim ve Apple”ın en önemli icatlarından biri olarak nitelediğim FireWire bağlantı ara yüzü hakkında bir inceleme yazmaya karar verdim. Bağlantı ara yüzleri kullanan, kullanmayan herkesin (başta kendim) net bilgilere sahip olmadığı konulardan biri. Gerçekte pek çoğumuz (teknik bilgilere çok da ihtiyaç duymadığımız için) kullandığımız bilgisayarların bileşenleri hakkında net bilgilerle haşır neşir olmayız ama bağlantı ara yüzleri için bu konuda istisna denilebilir. Zira hepimiz bilgisayarlarımıza çeşitli amaçlarla bir şeyler bağlıyoruz. En başta gelişen teknoloji ile birlikte sayısallaşan pek çok mecra artık bilgisayarlarımızda daha çok yer kaplar oldu. Hatta sığmamaya başladılar. Biz de ekstradan yer açma ihtiyacı duyar olduk.

Eskiden yalnızca profesyoneller buna ihtiyaç duyardı ama devir değişti. Artık herkesin ihtiyaçları teknoloji ile birlikte gelişiyor ve değişiyor. Artık eskisi gibi çektiğimiz aile videolarımızı kasetlerle istiflemiyoruz, hatta CD-DVD”lerle de istiflemiyoruz. Bir harici disk alıp, buna kopyalıyoruz. Artık eskisi gibi videokasetlerimizi CD-DVD”lere kaydettirmiyoruz, kameramızı bilgisayarımıza bağlayıp (tabii direk DVD”ye kayıt yapan kameralar gibi ara çözümler çıkmadı değil) videoları direk bilgisayarımıza aktarıyoruz. Müzik CD”leri almak yerine, müziğimizi direk dijital formatlarda satın almayı seçiyoruz ya da en azından aldığımız CD”yi bilgisayarımıza aktarıyoruz. Tabii bunların hiç birini yapmayan tahta bacaklı, kanca elli, papağanlı arkadaşların da daha fazla disk alanına ihtiyaçları var.  

Sadece harici harddiskler ve kameralar değil; fotoğraf makineleri, müzik çalarlar, ileri seviye telefonlar, PDA”lar… v.s. bir sürü teknolojik zımbırtı bir şekilde bilgisayarlara bağlanıyorlar.

Her ne kadar FireWire süper bir bağlantı ara yüzü olsa da o kadar da yaygın kullanılan bir ara yüz değil. Aslında bu durumun nedeni tam olarak FireWire”ın Apple”a has bir ara yüz olması değil. Zira FireWire”ın yaygın bağlantı ara yüzü olan USB”ye tercih edilmesini gerektirecek olan şey: Aktarım hızı. Pek çok cihazın bu yüksek hıza ihtiyacı olmayabilir. Kopyalayacağınız ve senkronlayacağınız dosyanın boyutları çok fazla değilse yüksek hıza ihtiyaç duymayabilirsiniz. Tabii burada FireWire bağlantı kapısına sahip olmak gibi bir unsur da söz konusu. Mac”lerin çoğunda bir FireWire kapısı mevcut. Hepsinde değil, çoğunda diyorum çünkü Apple geçen yıl, yıllardır her Mac”de bulunan FireWire kapısını ikinci kademe notebook serisi olan MacBook”lardan kaldırdı. Aslında bu durum biz Mac”çilerin FireWire”ı ne kadar çok sevdiğimizi ortaya çıkardı. MacBook”lardan FireWire kapısını kaldırılması bazı kesimler tarafından çok ciddi tepkilerle karşılandı. Bunu daha büyük adımların başlangıcı olduğunu düşünen insanlar “Ne oluyor bu Apple”a” tadında tartışmalar bile başlattılar. Hatta ülkemizde de bu duruma tepki hakkıyla verildi ve www.wewantfw.com adresli bir site bile kuruldu. Bu site hala imza toplamaya ve FireWire”ını geri istemeye devam ediyor. İmza sayısı en son 500″e yaklaşmıştı. Şahsen bu tepkilere çok fazla katıldığımı söylemeyeceğim. Zira belirttiğim gibi FireWire”ı güzel kılan ihtiyaca iyi cevap vermesi ve MacBook kullanan birinin FireWire bağlantısına ihtiyaç duyması pek sık rastlanacak bir durum değil. Hatta bana sorarsanız MacBook FireWire”a ayak uydurabilecek bir bilgisayar da değil. Neyse bu konuyu fazla kurcalamayalım.

 

USB
USB”yi herkes bilir. Zira en yaygın bağlantı ara yüzlerinden biridir. Hepimizin USB bağlantı ara yüzüne sahip bir cihazı mutlaka vardır. Hiçbir şeyimiz yoksa USB”li klavye ve/veya mouse”muz vardır.

USB (Universal Serial Bus – Evrensel Seri Bağlantı) ilk 1994 yılında temelleri atılmış bir teknoloji. Bilgisayarın yaygınlaşmasından beri pek çok bağlantı ara yüzü geliştirildi. Ama pek çoğu küçük cihazlara uygulanamayacak kadar büyük ve hantaldı. Ani sinyal göndermek gibi bir özellikleri yoktu. Derken Intel, Compaq, Microsoft, Digital, IBM ve Northern Telecom gibi dev firmalar bir araya geldi USB”yi kotardılar. USB”nin en önemli özelliği, bir cihazın bilgisayara bağlandığında cihazın veya bilgisayarın yeniden başlatılması zorunluluğunu ortadan kaldırmasıydı. Buna “plug and play – tak ve çalıştır” deniliyor. Ayrıca hem datayı, hem de bağlanacak cihaza gereken enerjiyi bir arada alıp, gönderebiliyordu. Tabii USB pratik bir sistem olsa da sorunları yok değil, ama zaman içinde kendini geliştirdi. Lakin bu kadar yaygınlaşmasını bununla açıklamak mümkün değil. Bunun açıklaması, arkasındaki kendi sektörlerine yön verecek kadar büyük, hatta pazar lideri firmaların altında yatıyor.

Hal böyle olunca geleceği tartışılmaz olan USB bağlantı ara yüzünü ilk benimseyen firmalardan biri de Apple oldu. Hatta pek çoğumuz USB ile ilk Mac”lerimizde karşılaştık.

 
IEEE ve FireWire
FireWire”a Apple”ın icadı dedim ama aslında Apple”ın icat ettiği kısım FireWire ismi. Lakin Apple (orjinal ismi ile) IEEE 1394 High Speed Serial Bus”ın geliştirilmesinde ve kullanılmasında çok ciddi pay sahibi. Tıpkı USB”deki gibi IEEE 1394 High Speed Serial Bus”ın geliştirilmesinde de katkı yapan büyük firmalar mevcut. Bunlar: Apple, Texas Instruments, Sony, Digital Equipment Corporation, IBM ve STMicroelectronics olarak sıralanabilir. Ama en büyük paya sahip olan kuruluş şüphesiz IEEE ve onun oluşturduğu P1394 çalışma grubu.

IEEE (Institute of Electrical and Electronics Engineers – Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) aslında kendi alanında (Elektrik ve Elektronik) çalışmalar yapan ve standartlar üreten bir enstitü. IEEE 1963 yılında; 1912″de kurulmuş olan IRE (Institute of Radio Engineers – Radyo Mühendisleri Enstitüsü) ve 1884″de kurulmuş olan AIEE (American Institute of Electrical Engineers – Amerikan Elektrik Mühendisleri Enstitüsü)”nün birleştirilmesi ile kurulmuş bir enstitü. IEEE neredeyse tüm elektrik, elektronik ve bilgisayar teknolojilerinde adı geçen çalışmalara sahip, bunlara yön veren, geliştiren, ödüller veren, sempozyumlar düzenleyen, onlarca konseyi ve alt kuruluşları olan, her parçasıyla dünya çapında teknolojiyi etkileyen dev bir kurum. Hepsini anlatmak mümkün değil.
Dediğim gibi FireWire ismini icat eden Apple ama Sony FireWire”ı “i.LINK” diye adlandırmıştı. Texas Instruments ise ona “LYNX” diyordu. Yanılmıyorsam bir ara IEEE”de ESA (European Space Agency – Avrupa Uzay Ajansı) ile yaptığı bir çalışmada FireWire benzeyen bir sisteme “SpaceWire” ismini vermişti.

 
FireWire 400 (IEEE 1394-1995)
USB”nin hemen ardından ortaya çıkan FireWire sorunlu rakibine bir hayli fark atmıştı. Maksimum 400 Mbit/s (saniyede yaklaşık 50 Megabayt) bir aktarım hızı vaat ediyordu. özellikle de kablo boyu konusunda rakibinin getirdiği kısıtlamadan bayağı bir uzaklaşmış, özellikle büyük dosyalarda çok yüksek performans sergilemişti. Temas noktası diyebileceğimiz Pin”lerin birbirine değmesi ile aktarma yapıyordu. 6 pinli standart FireWire 400 bağlantısı tıpkı USB gibi hem güç, hem de data aktarabiliyordu. 2000″li yıllarda (gücü alınmış) 4 pinli versiyonu da geliştirildi. Başta Sony olmak üzere pek çok firma bu 4 pin”li versiyonu kameralarda, diz üstü bilgisayarlarda ve çeşitli küçük cihazlarda kullandılar.

FireWire 800 (IEEE 1394b-2002)
2002 yılında geliştirilen FireWire 800 versiyonu 9 pinliydi ve maksimum 800 Mbit/s bir aktarım hızı vaat ediyordu. Apple ilk 2003 yılında bizleri FireWire 800 ile tanıştırdı. O güne kadar gördüğümüz en yüksek aktarım hızıydı bu. Bağlantı uçları FireWire 400″den daha farklı ve küçüktü. 100 metreye kadar kablo kullanılabiliyordu.

USB vs. FireWire
Bu işlere birazcık kafa yormuş insanların aklında gelen ilk soru; “nasıl oluyor da 480 Mbit/s hız vaad eden USB 2.0, 400 Mbit/s hız vaad eden FireWire 400″den daha yavaş olabiliyor” sorusudur herhalde. Bu sorunun cevabı aktarım yöntemlerinde gizlidir.
Uzun ve sıkıcı teknik ayrıntılara girmeden özetlemek gerekirse:

FireWire anlık veri aktarımını bir akım gibi yönetir. Cihazlar arasında Peer to Peer (iki kullanıcı gibi) bir bağlantı kurar ve bir yerden bir yere akan veriyi, iki tarafın da gerektiğinde yönetebileceği akıllı bir aktarım sağlar.  FireWire 400 bağlantısı “Data Strobe Encoding” denen bir aktarım biçimi kullanır. Burada veri (data) ile hedef (storbe) arasında eşitlikçi ve akıllı bir ilişki kurulur. Veri hedefini mümkün olan en az dayanışma ile, mümkün olan en iyi şekilde bulur. FireWire 800″de ise bu ilişkiyi geliştiren ve daha da optimize eden “8b/10b encoding” kullanılır.

USB anlık veri aktarımını bir efendi – köle iletişimi ile yönetir. Bağlı çevre aygıtı ile sistem arasındaki veri akışını sürekli sisteme danışır ve cevap bekler. Bu da işlemin yavaşlamasına neden olur. Hele ki efendi biraz ağır davranıyor, cevapları geciktiriyorsa aktarım daha da yavaşlar.
Performanslar, cihazların ve bilgisayarların performansına göre değişebildiği gibi dosya türü, boyutu ve adedi cinsinden farklılıklara da bağlıdır.

 
İşte yapılan bir test:
Okuma:
• 5000 dosya (toplam 300 MB) FireWire 400 USB 2.0″dan %33 daha hızlı.
• 160 dosya (toplam 650 MB) FireWire 400 USB 2.0″dan %70 daha hızlı.
Yazma:
• 5000 dosya (toplam 300 MB) FireWire 400 USB 2.0″dan %16 daha hızlı.
• 160 dosya (toplam 650 MB) FireWire 400 USB 2.0″dan %48 daha hızlı.
FireWire 800″de rakamlar direk iki katına çıkıyor.
Siz siz olun özellikle harici hard disk alırken mutlaka FireWire 800 bağlantı kapısı olan modelleri tercih edin. USB 2.0 ile aradaki fark inanılmaz.

FireWire”ın Geleceği
Eylül 2007″de Intel Developer Forum esnasında 5 Gbit/s teorik hıza sahip USB 3.0″ın ilk sunumu yapılmıştı. Sonra Kasım 2008″de uygulanabilir versiyonunun geliştirildiği duyuruldu. Henüz fiziksel olarak yaygınlaşmaya başlamasa da USB 3.0 geliştirildi ve piyasaya sürüldü.
Peki FireWire cephesi ne alemde?

IEEE, geçtiğimiz Mart ayında P1394d adını verdiği bir projeye start verdi. Tam olarak ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan bu projede 6.4 Gbit/s aktarım hızına sahip (eminim USB 3.0″dan iki kat daha hızlı olur) bir FireWire bağlantı ara yüzü geliştirilmesi planlanıyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here