Ana sayfa İnternet Apple’ın dayanılmaz cazibesi

Apple’ın dayanılmaz cazibesi

0

Kültür ve Tasarım

Kültür konusu, sadece bilgisayar ve teknoloji söz konusu olduğunda mı anlaşılmaz oluyor bilemiyorum ama “Apple” dendiği zaman saldırıya geçmeye hazır azımsanmayacak bir kitlenin henüz “marka ve kültür” ilişkisini kavrayamadığını biliyorum. Acaba hala teknolojinin tartışmaalanlarında, örneğin forumlarda “cep telefonlar arası megapiksel yarışması” mı düzenliyorlar? Yoksa “bir elma için dünya para döken insanları anlamıyorum” gibi cümleler kurup, akıllı olmayı donanım listeleri üzerinden ürünleri karşılaştırmak olduğunu mu sanıyorlar? Evet, evet aynen böyle yapıyorlar. Yaptıklarının benim açımdan bir sakıncası yok.
 

 
Tek üzüntüm yeni kullanıcıları eski ve çağdışı kalmış alışkanlıkları ile yanlış bilgilendiriyor olmaları. iPad”e mouse bağlanmadığı için kötü olduğunu iddia eden bir düşüncenin kime nasıl tavsiye vereceğini siz düşünün… Kendime bunları engellemek gibi kutsal bir görev atfetmeyeceğim ama elimden geldiğince yalan yanlış düşüncelerine ve iddialarına cevap vereceğim. İşte bu nedenle “elmanın dayanılmaz cazibesi” başlıklı bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. Bu dizinin ilk bölümünü ise “kültür” ve “tasarım” oluşturuyor. Bu bölümde marka, ürün, kültür ve tasarım ilişkisine basitçe değinip bazı anlaşılamayanları anlatmaya çalışacağım.

 

ürün ve Kültür

Basit bir gerçek; bazı markalar ürün bazıları ise kültür üretir. Bu durumu otomotivden giyime, gıdadan kozmetiğe hemen her sektörde görebilirsiniz. ürün üreten markalar sadece talebi karşılar ancak kültür üreten markaların tüketicideki karşılığı, markanın ürettiği ürünün çok ötesindedir. örneğin bir Mercedes sahibi için Mercedes sadece sahip olduğu otomobilin markası değildir. Onun için Mercedes; teknolojiyi, güveni, gücü, statüyü, özgünlüğü, sporu, hızı, heyecanı vs. temsil eden bir kültürün adıdır.

Starbucks sevenler için Starbucks sadece iyi bir kahveci değildir. Aynı zamanda iyi vakit geçirilen nezih bir ortamdır, bir wi-fi alanıdır, sohbet mekanıdır, eğitim alanıdır… Bu türden kültür üreten markaları, sadece ürün kıyaslaması ve fiyat kriteriyle değerlendiremezsiniz. Şöyle örnek verecek olursak, C segmenti, dizel ve 2000 cc”lik motora sahip, klimalı, Abs”li, Eds”li bir Mercedes ile aynı özelliklere sahip bir Hyundai”yi karşılaştıramazsınız. Zaten bunu yapmazsınız da! Hiç kimse ortaya çıkıp, “E ikisi de dizel, ikisi de klimalı, ikisi de 2000 cc”lik motora sahip. O zaman neden Mercedes Hyundai”nin 5 katı fiyat, bunu alan enayi mi?” demez.
 


 
“Benimki seninkinden daha iyi”

Durum Apple açısından da tam olarak böyle aslında. Ancak bir farkla… Söz konusu Apple olunca bu karşılaştırmalar fazlasıyla göz ardı edilir, eksiklik yaratılır. Aslında durum hiç de böyle olmadığı gibi ironik bir biçimde tam tersidir. Şöyle ki, donanım kıyaslamasına girişenler Apple”ın yetersiz ve pahalı, X markanın inanılmaz güçlü ve ucuz olduğunu baştan kabul ederler ve bunu kolayca ispatlayabileceklerini düşünürler. Yöntem bellidir; donanımları alt alta yaz (aynısını bulamazsan benzerini yaz), topla, çıkar, çarp, böl… Sonuç; Apple 3 kat pahalı! “Evet zeki arkadaşım pahalı. Haklısın. Tamam, gel senin istediğin gibi yapalım ve donanım karşılaştıralım. Fiyat da önemli değil, senden tek istediğim bana 5 parmak hareketini destekleyen çoklu dokunmatik bir Trackpad”e sahip bir dizüstü bulman… Pardon, duyamadım kaç para dedin?”

 

Apple Kültürü

Fiyatı, donanımı bir yana bırakacak olursak, tıpkı yukarıda farklı markalardan örnek verdiğimiz gibi Apple da bilgisayar ve teknoloji alanında kendi kültürünü yaratmış, vizyonuyla teknoloji dünyasına öncülük etmiş ve etmeye devam eden, asi, farklı, sıradışı, yaratıcı, yenilikçi bir çizgiyi temsil ediyor. Temsil ettiği çizgi sayesinde müşterileri ile güçlü bir bağ kuruyor. Yeni bir ürün ile milyonlarca insanı (kendisinden nefret edenleri bile) meraklandırıyor, binlercesini mağazaların önünde kuyruğa sokuyor. Bu beklenti, bu ilgi, bu enerji kullanıcıların arasında bir bağ yaratıyor.

Kısacası Apple, bir bilgisayar ve teknoloji markasının ötesinde bir kültürü ifade ediyor. Bugün tüm mp3 çalarlar nedense iPod olmaya özeniyor. iPad, “tablet bilgisayar” ifadesinin yerini alıyor ve Apple ürünlerinin “katilleri” (örn, iPhone killer!) ortalıkta dolaşıyor. Bu büyük bir kültür. Bu kültürün içinde bilgi var, deneyim var, teknoloji var, sanat var, estetik var, sadelik var, hafiflik var, hız var, eğlence var, farklılık var… İşte, “Apple”ın Dayanılmaz Cazibesi”ni oluşturanlar da tam olarak bunlar.
 


 
Elma”nın Tasarım Boyutu

Tasarım aslında bir ürünün ilk iletişim aracıdır. ürün, hakkında henüz hiçbir şey söylenmeden tasarımıyla karşısındakine bir şeyler anlatır. İletişimin kesintiye uğramayan bir süreç olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, bir ürün ilk olarak tasarımıyla tüketicilerle iletişime geçer. Her tüketicinin bir estetik algısı, bir beğeni anlayışı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra her ürünün de bir estetik duruşu ve farkedilme eşiği bulunur.

 

Apple ürünleri söz konusu olduğunda farkedilme eşiğinin ne kadar kolayca aşılabildiğini sadece kişisel gözlemlerle bile ölçebiliriz. Hiç dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, laptoplarla dolu bir kafeye girdiğinizde, eğer ortamda bir Apple dizüstü bulunuyorsa ilgiyi çeken odur. Aynı şekilde teknoloji mağazalarında da bu durum böyledir. Onlarca bilgisayarın yanında sadece alıcıları varken, Mac”lerin yanında çocuk, kadın, yaşlı, genç herkes vardır. Onlara dokunur, sağına soluna bakar, almayacak bile olsa mutlaka incelerler… Neden dersiniz? İşte burada adı konmamış bir iletişim vardır. Bu iletişimi sağlayan da tasarımdır. ürünler tasarımıyla adeta “ben buradayım, benimle ilgilenin” derler.
 

 
Peki “tasarım” sadece üründe kullanılan malzeme ve ona verilen şekil midir? Hem evet, hem de hayır… Malzeme kalitesi ve malzemenin kullanılış biçimi kuşkusuz önemlidir ancak Apple söz konusun olduğunda tasarımı özel kılan bir unsur daha var: Sadelik. Tabii ki sadelik de Apple kültürünün önemli bir parçası ve bu yazı dizisinde ayrı bir başlık olarak yer bulmayı hak ediyor. Bu nedenle sadelik üzerinde fazla durmayacağım. Sadece şunu söyleyebilirim; “bir cihazın üzerinde fazlalık ne varsa atalım ve azaltalım, çünkü az çoktur.”

İlginçtir, günlerdir yeni retina ekranlı Macbook Pro inceliyoruz. Retina ekran Macbook Pro”larda ekran altında bulunan “Macbook Pro” yazısı yok olmuş. İşte sadelik. Daha da sadeleştirmişler, azaltmışlar. Bir PC dizüstüne baktığımızda, içinde bulunan donanımların ürericisi neredeyse 80 markanın çıkartmasını cihazın dört bir yanında görüyoruz. Ne hoş değil mi?

 

Sade, Şık ve Kaliteli.

Tasarım bir cihazı nerelere taşır, hangi noktaya ulaşmasını sağlar? Macbook ve Macbook Pro”ya bakınca bunu anlayabilirsiniz. O kadar estetik ki piyasada içerisinde dizüstü bilgisayar bulunması gereken tüm reklamlarda Macbook Pro kullanılıyor. Dikkat edin… Reklamın konusu önemli değil; internet bankacılığı, kot pantolon, otomobil, yiyecek, içecek… Eğer sanat yönetimi gereği reklamın içerisinde bir dizüstü kullanılacaksa bu yüzde 80″lere 90″lara varan oranlarda Macbook Pro oluyor. Dizilerde de durum aynı. Peki neden? Tabii ki sade, şık ve kaliteli tasarımından.
 


 
Tasarımda malzemenin önemi büyüktür. Ancak asıl önemli olan o malzemenin nasıl işlendiğidir. Apple tüm ürünlerinde malzemeyi öyle bir işliyor ki, dokununca bile iyi hissediyorsunuz. Alüminyumu dizüstünde kullanmaya başlayan başka markalar da var. Neden aynı hissiyatı sağlayamıyorlar? çünkü ürünün iyi işlenmemiş, iyi şekil verilmemiş ve sadeleştirilmemiş olması malzemenin alüminyum ya da bir başka madde olmasını önemsiz kılıyor. İşte Apple kullanıcıları bu yüzden sahip oldukları ürünleri çok seviyor ve onlarla bütünleşiyorlar. Ve yine bu yüzden “Apple”ın Dayanılmaz Cazibesi”nde “tasarım” önemli bir unsur olarak ön plana çıkıyor.

Elma”nın cazibesini dayanılmaz kılan unsurları açıklamayan yazı dizimize önümüzdeki aylarda devam edeceğiz. Yazımızı özlemle andığımız Steve Jobs”ın biyografisinde tasarım hakkında söylediği önemli cümleler ile noktalayalım.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here