Ana sayfa Makale Antik Şehirlerde Mimari Fotoğraf-2 Didim-Milet-Priene

Antik Şehirlerde Mimari Fotoğraf-2 Didim-Milet-Priene

0

çekim yüksekliği ve açısı konusundan sonra, mimari fotoğraf çekim teknikleri konusunda önemli diğer temel unsurlar ile ilgili paylaşımımıza devam ediyoruz.
 

çekim yüksekliği ve açısı:

Efes fotoğraflarında üzerinde yoğunlaştığımız çekim yüksekliği ve çekim açısı konusunu bu yazımızda Didim”deki Apollon Tapınağı”nda çektiğim 3 fotoğraf ile tekrarlamak istiyorum. Eğer mekan olanak tanıyorsa, yerden yüksek sütunları perspektif bozulma ile eğmeden dik olarak fotoğraflayabilmek için elinizdeki tele objektifin izin verdiği ölçüde uzaktan ve yukarıdan bir çekim açısı bulmalısınız (Fotoğraf: 1-2-3).
 

çekim teknikleri
Fotoğraf: 1
  didim fotoğrafları
Fotoğraf: 2

Işık, Gölge ve Renk kullanımı:

Elbette perspektif bozulma konusu, çektiğimiz mimari ögelerin eğilme ve yatma sorunu, aşılması ve/veya seçilmesi gereken önemli bir aşamadır mimari çekimlerde. Ya çekim esnasında buna dikkat eder, bu tür eğilme ve yatmaları ortadan kaldıracak, en azından kabul edilebilir bir seviyeye indirecek tedbirler alırız, ya da tam tersi bu durumu abartır, yatma-eğilme tavrını adeta bir anlatım dili olarak kullanırız.
 

milet fotoğrafları
Fotoğraf: 3

 

Diğer taraftan, pek çok fotoğraf türünde olduğu gibi doğru ışık zamanını beklemek ve anlatmayı düşündüğümüz yüzeylerin üzerinde ışığın bizim söylemek istediklerimizi onaylamasını sağlamak çok önemli bir diğer temel fotografik davranış biçimidir.

Genelde yapılan klasik hata, ışığın gerekli formu oluşturmasına ve derinliği sağlamasına dikkat etmeden acele ederek deklanşöre basmaktır. Bu konuda aslında antik şehirler bize çok keyifli bir çalışma ortamı sağlarlar. Hem farklı yönlerde olan ve farklı zamanlarda ışık alabilen hem de diğer ögelerin gölgelerinin katkısıyla farkında olabildiğimizde bize değişik dünyalar sunabilen bu tarihi mekanlar biz fotoğrafseverler için adeta bir ışık-gölge-renk labaratuvarı gibidirler (Fotoğraf: 4-5).
 


Fotoğraf: 4
 
 
Fotoğraf: 5
 
önemli olan özellikle ışığın lezzetli bir anlatım sunduğu saatlerde, gökyüzündeki maviyi, etrafta bulunan yeşil dokuyu, ve taşın yağmur sonrası sunduğu keyifli sarıyı kaçırmadan form ve ritmik haraketlere dikkat ederek kadrajlar oluşturmaya çalışmaktır. Bu konuda bir başka önemli ayrıntı özellikle parçalı bulutlu havalarda gökyüzünde oluşan bulut dokusunu da takip edebilmektir. Bazen tek başına duran ilginç şekillerdeki bulutlar mavi gökyüzünde zenginleştirici bir doku oluştururlar (Fotoğraf: 11-10).
 

Fotoğraf: 10
 
Fotoğraf: 11

 

Mevsim seçimi:

Elbette en önemli seçim noktalarından birisi de böyle bir mekanı ziyaret edeceğimiz zaman dilimidir. Maalesef pek çok antik şehir saat 17:30″dan sonra ziyaretçi kabul etmediği için, yaz döneminde bu tür mekanlarda fotoğraf çekmek çok verimli karşılıklar sunmayabilir. öncelikle her ne kadar akşam vakitlerine doğru kalsanız bile, yaz döneminde saat 17:00 civarlarında ışık hala tam anlamıyla yatay ve yumuşak değildir. Aslında tam ışık size lezzetli fotoğraflar sunmaya hazırlanırken, bu açık müzeler kapanma vaktine ulaştıkları için yeterli zamanı bulup istediğiniz fotoğrafları üretemezsiniz. Ayrıca yaz döneminde etraftaki otlar ve bitkiler kurumaya ve sararmaya başladıkları için fon kullanımında renk kazanımı pek oluşmaz. Bu nedenle havanın açık ya da parçalı bulutlu olduğu ilk bahar dönemlerinde çok daha verimli fotoğraflar üretebilirsiniz.
 


Fotoğraf: 7
 
 
Fotoğraf: 9
 
Eğer sadece fotoğraf çekmek için bu şehirleri gezecekseniz, gezinizi yaz dönemine bırakmayın. En geç Nisan ya da Mayıs ayında bu tür geziler sizlere çok daha zengin renklerde ve yumuşak ışıklarda çekilmiş fotoğraflar sağlar. öte yandan bu seçimin önemli bir riski de vardır: Yoğun bahar yağmurlarına yakalanmak! Ancak böyle bir durumda bile yağmur sonrası hava açılır, bulutlar parçalanır ve güneş yeniden ışıldarsa bu kez yağmur ile ıslanmış, yıkanmış ve çok daha keyifli bir sarı renge kavuşmuş taş yapılar ve yeni sürgün yeşil ile bezenmiş fon size inanılmaz bir renk cümbüşü sağlar. Yaz mevsiminin kavurucu sert ışığına karşı, bahar mevsiminin bu zengin misafirperver tavrı arasında biz fotoğrafseverler açısından adeta dünyalar kadar çok fark vardır. Bu nedenle pek çok fotoğraf gezisinde olduğu gibi böyle bir geziyi de eğer mümkünse ilkbahar mevsiminde planlamanızı öneririm (Fotoğraf: 7-9).

 

Ritm kullanımı ve diagonal anlatım:

Fotoğrafta kompozisyon kurgusu içinde en çok sevilen ve kullanılan alan her iki köşegen boyunca giden hat üzerinde bulunan diagonal alandır. Bir yandan köşelerin kadraja katkı yapmasını sağlayan bu yaklaşım diğer yandan da komposizyon kurgusuna bir haraketlilik kazandırır. Kadrajın içine yerleştirilen lekeler bu düşünce ile kurgulandığında, kompozisyonda ortaya çıkan yanal haraket, kadraj kurgusunda oluşabilecek statik çökelmeyi ortadan kaldırır. Daha canlı, daha dinamik ve daha enerjik bir kadraj kurgusu karşımıza çıkar. Bu nedenle diagonal kullanımını, uygun olan konularda denemekte yarar vardır (Fotoğraf: 6).

Ritm ise insanlık tarihi boyunca pek çok alanda devamlı olarak “tekrarın dayanılmaz hafifliğini” sunmuştur insanlığa. Müziği ele alalım: Arkada çalan ritm sazlar olmasaydı, sanırım pek çok melodi bu denli yaşamımıza işleyemezdi.
 


Fotoğraf: 6
 
 
Fotoğraf: 8
 
Tek başına o kadar da etkili olamayan varlıkların bir araya geldiklerinde etkilerinin artması ile yaşamımıza çok kalıcı bir katkı sağlamalarına ritm diyoruz. Fotoğrafta da böyle bir durum söz konusudur. Tek başına anlatıldığında çok da ilgimizi çekmeyen bir sütun, kendi benzerleriyle ritmik bir tekrar halinde kompozisyonumuza dahil olduğunda adeta birden etkisi artar, görsel bir malzeme olarak bizi cezbeder (Fotoğraf: 8). Ritm konusunda çok verimli kurguları keşfedeceğimiz alanlardan birisi de hiç kuşkusuz antik şehirlerdir.

Antik şehirlerde ilkbahar mevsiminde ve yanal ışık saatlerinde oldukça verimli fotoğraflar elde edebiliriz. Antik şehirler ışığın, rengin, gölgelerin diagonal kurgunun ve ritmik haraketin doğal labaratuvarları gibidirler; yeter ki onlara geçip giden turistler gibi yaklaşmayalım. Yeter ki gerçekten o mekanları algılayabilecek kadar uzun kalıp gerçekten o mekanları fotoğraflamak için emek sarf edelim. Acele etmeden, etrafımızı keşfederek, her bir alan için ışık saatlerini doğru belirleyerek fotoğrafa konsantre olabilelim. Onlar; antik şehirler, oradalar… Anadolu”nun özellikle Ege ve Akdeniz Bölgeleri”nde yoğunlaşmış olarak biz fotoğraf severleri bekliyorlar. Yeter ki onlara hak ettikleri değeri verelim ve arşivlerimizde ölümsüzleştirelim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here