Ana sayfa İnternet Altan Çetin”den hit şarkı yazmanın püf noktaları…

Altan Çetin”den hit şarkı yazmanın püf noktaları…

0

Altan çetinin müzik kariyerine başlamadan önceki yaşantısını Altan çetine sorduk o anlattı. Altan çetin ile keyifli bir röportaj yolculuguna sizde davetlisiniz.  “Yalanın Batsın”, “Bebek, “Bence Talih”, “Kırmızı”, “Acele Etme”, Telafi”, “Tabii Tabii” ve daha nice [Bağlantı] leri… Türk popunun 2000″li yıllarına damgasını vurmuş şarkıların bestecisi Altan çetin ile Beylerbeyi”ndeki stüdyosunda “80”lerde piyanist şantörlükle başlayan müzik yolculuğunu ve “hit” şarkı yazmanın püf noktalarını konuştuk. 

S: Enteresan bir başarı öyküsü sizinkisi. Müziğe, müzik aletleri satarak başlamışsınız.

 

Altan çetin: Evet. 1986 senesiydi. Liseden yeni mezun olmuştum. Şişhane”de Serter Bağcan”ın müzik mağazasında tezgâhtarlık yapmaya başladım. Bir ay filan sonra, benden memnun kalmış olacaklar ki, Aslan Han”daki diğer mağazanın işletmesini bana devrettiler. Ben orayı çalıştırırken bir dolu müzisyen gelip giderdi. Kayahan“a gitar teli satmışlığım vardır misal. Her gelenden bir şeyler öğrenirdim. Derken kendi kendime çalışmaya başladım, nota öğrendim. Bazen dükkânda yatar, sabaha kadar piyano çalışırdım. Günde 10 saat çalıştığımı bilirim o dönemde.

 

 

S: Piyanist şantörlük nasıl başladı peki?

 

Altan çetin: O günlerde Beylerbeyi”nde bir restoranda yemek müziği çalacak bir piyaniste ihtiyaç olmuş; bana söylediler. Olur mu olmaz mı derken ben gittim. İlk sahne tecrübem odur. Gel zaman git zaman altında çalıştığım müzisyenler işten ayrıldı. Restoranın sahibi bana “sen şarkı da söyleyemez misin?” diye sordu. Söyledim birkaç şarkı. Söyleyiş o söyleyiş. Programımın süresini uzatıp yevmiyemi de ikiye katladılar. Böylece piyanist şantörlüğe terfi ettim.

 

S: Beste yapmaya nasıl başladınız?

 

Altan çetin: “90”larda bir albüm yapma fikri doğdu kafamda. Ama ortada şarkı filan yoktu. Baktım ki beste bulmak hiç de kolay değil. Yavaş yavaş kendi denemelerimi yapmaya başladım. Bir albüme yetecek kadar şarkı yazdım ve 1994 yılında o günlerin en popüler müzik firmasıyla altı yıllık bir sözleşme imzaladım. Stüdyoya girip kayıtlara da başladık ama bir süre sonra bazı şeylerden rahatsız oldum ve o firmanın bana uygun olmadığını anladım. Albümü yapmadım ama sözleşmem devam ettiği için 2000 yılına kadar o firmaya bağlı kaldım ve başka bir firmayla albüm anlaşması yapamadım.

                          

S: Şarkılarınızı başka şarkıcılara vermeye de o dönemde başladınız?

 

Altan çetin:  Aynen öyle. 1995 yılında Emel”in albümü için çalışıyorlardı. Ekipte Sezen Aksu, Onno Tunç, Fahir Atakoğlu, Murat Yeter filan var. Murat da yakın arkadaşımdır benim. “Bir şarkı var, söz bulamadık” dedi. “Bir de ben deneyeyim,” dedim ve evin üst katına çıktım. Oracıkta yazdım sözleri. Emel çok beğendi ve ilk kez bir albüme adım girdi böylece. Sonra Deniz Seki, Demet Sağıroğlu, Hakan Peker, Yeşim Salkım ve Emrah albümlerine şarkılar verdim. Arkası geldi.

 

 

S: Bizim müzik çevrelerinde adı duyulmamış bir bestecinin şarkılarına genelde pek ilgi gösterilmez? Siz nasıl girdiniz o çevreye?

 

Altan çetin: Ben zaten o çevrenin içindeydim. Hepsi arkadaşımdı. Yaptıklarımı dinletiyordum onlara. öyle öyle beğenenler almaya başladı şarkılarımı. Bir de yeni bir isim olduğum için büyük paralar da almıyordum. Düzgün de yazdığım için tercih ediyorlardı. Giderek artınca talepler, benim bu işi daha fazla ciddiye almam gerektiğini anladım. Kendimi geliştirmeye çalıştım. Hep hata aradım yaptıklarımda. “Neresi hatalı” diye baktım, kendimi eleştirdim. O tekniği geliştirdikçe şarkılarımdaki eksikleri gördüm. Tutan şarkıları doktor gibi masaya yatırır, ameliyat ederdim. “Bu şarkı neden tuttu, sözlerde ne var, bestede ne var?” diye uzun uzun kafa yorardım. Dünya müziğini takip ettim.

 

S: Altan çetin isminin geniş kitlelerce tanınması 1999 yılında oldu. özellikle de İzel”in “Bir Küçük Aşk” albümüyle.

 

Altan çetin:   İzel”in albümü o dönem için şöyle enteresandı: Albümde on tane benim şarkım vardı. Albüm çok sattı, çok sevildi. İnsanlar İzel”in şarkı söylediği mekânların kapısında kuyruk oluyorlardı. Aynı yıl Ebru Gündeş ve Sibel Can albümlerinde de “hit” şarkılarım çıkınca, benim adım haliyle daha çok anılır oldu.

 

S: 2000 yılında Hande Yener”in ilk albümü de büyük bir patlama getirdi. O dönemde DMC firmasının başında olan Ercan Saatçi”nin Hande Yener”i İzel”e rakip olarak çıkardığı ve sizinle de bu yüzden çalıştığı söylenir hep. Doğru mu bu?

 

Altan çetin: İlgisi yok. Hande Yener”in bana gelişinin Ercan Saatçi vasıtasıyla olmadı. Yakın bir arkadaşımın kız arkadaşıydı o dönemde ve biz öyle tanıştık. Prodüktörünün Ercan Saatçi olduğunu ben sonradan öğrendim. Ercan”la da arkadaştık o dönemde ama ben Hande”nin işini albümün tamamını benim yapmam şartıyla kabul ettim. Kabul ettiler ve bir başarı kazandık. O şarkılarla tanınmayan bir şarkıcı bir anda star oldu.

 

 

S: Neredeyse yazdığınız bütün şarkılar “hit” oldu. Bunun  bir sırrı olmalı?

 

Altan çetin: Fonetiğe, şarkının nasıl duyulduğuna her zaman çok önem verdim. Sözler elbette bir anlam bütünlüğünü korumalı ama fonetik daha önemli. Sözler anlam olarak beyne girmeden önce fonetik olarak çarpıyor kulağa çünkü. Eğer o duyum beyinde hoş karşılanıyorsa sözlere kulak kabartıyor dinleyenler. Sözler ne kadar güzel ve anlamlı olursa olsun, duyumu kulağa hoş gelmiyorsa şarkı aksıyor, akmıyor. Bu bir teknik ve dünyada kullanılıyor. Oysa Türkiye”de çoğu söz yazarı ve besteci bunu yapmıyor.   

 

S: İlham değil de matematik mi gerekiyor yani şarkı yazmak için?

 

Altan çetin: İlham gelmez. O sendedir zaten hep. çalışırsan ilham hep var. Bu tamamen teknik bir iş. önce besteyi yaparım, melodi formunu bulurum. Bu melodiyi kaydederken kelimelerle söylerim. Ama bu şarkının sözü değildir, tamamen uydurma kelimelerdir. O anda kelimeleri kafadan atarken zaten beyin kendiliğinden kolay kelimeleri, ağzından rahat çıkacak olanları seçer.  Mesela dik bir yere bir kelime yerleştireceksin, tutup da “i” harfiyle biten bir kelime seçmezsin; “a” ile “o” ile biteni tercih edersin.  Sonra dinlerim kaydettiğim şeyi. Sözlerde mantık hiç yok; o esnada önemli de değil zaten. Bakıyorum; şarkının bir yerinde bir kelime söylemişim; mesela “balon” demişim ya da “kırmızı” demişim. çok güzel durmuş. Onu değiştirmem. önünü ve arkasını doldururum. Yavaş yavaş konu şekillenir sonra. Bütün bunlar çok zaman isteyen işler ama. Konuyu bir yere bağla, kelimeleri yerleştir ama fonetiğe de dikkat et. Bayağı zorlayıcı işler.

 

S: Uzun süredir çok fazla şarkı vermiyorsunuz. Küstünüz mü?

 

Altan çetin: Hayır. Biraz geç baba oldum ben. öyle olunca da oğlumla zaman geçirmek istedim. Müzik filan umurumda olmadı. Zaten birikimimi de yapmıştım, ayakta kalma çabam yoktu. çocuğuma zaman ayırmak istedim. Bir de çok hızlı üretmiştim o dönemde. O hızla devam etmek mümkün değildi zaten. Yine yazdım, üretmeye hep devam ettim ama çok göz önünde olmak istemedim. çok fazla şarkı veriyordum ve bir süre sonra insanlar bunu olağan karşılamaya başlayacaklardı. Bu yüzden bir süre kimseye şarkı vermedim. Hâlâ da çok seçerek şarkı veriyorum. O kararım devam ediyor.

 

S: Hande Yener”le yeniden birlikte çalışmaya başladığınızı duyduk?

 

Altan çetin: Evet. Hande”nin albümü tamamen benim şarkılarımdan oluşacak. Onun sesi ve şarkı söyleme tekniği bence tartışılmaz zaten. Kendi projem için ayırdığım, hayatta kimseye vermeyeceğim şarkılarımı Hande”ye gözü kapalı verdim. çünkü onda çok başarılı olacağını biliyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here