Ana sayfa Sektörden Adam Olmak İstemeyen Grup: Rashit!

Adam Olmak İstemeyen Grup: Rashit!

0

Tolga, Rashit bir inan olsaydı, onun huysuz, hiperaktif, anti-sosyal ama kesinlikle duygusal, saf ve samimi biri olacağını söylüyor. Orkun ise onun biraz kırılgan ama olumsuzluklara rağmen hep hayatta kalmaya çalışan biri olacağını söylüyor. Oğuz ise son noktayı koyuyor: “Adam olmak istemeyen biri olurdu sanırım.” Karşınızda Rashit ve Ep’lerinin kayıt raporu…


S: Yeni albümün sound”undan bahsedebilir miyiz? Diğer albümlerinizle bu mini albümün sound”unu karşılaştırabilir misiniz?

Tolga: Gruplar genellikle Ep’leri bir şeyleri kutlamak ya da eğlenmek için piyasaya sürerler. Rashit olarak “Dinozor” Ep’sini yayımlama nedenimiz; uzun bir aranın ardından dinleyicimize kendimiz hatırlatmak ve bu yaza doğru çıkartmak istediğimiz dördüncü stüdyo albümümüz için kendimizi denemekti. Tüm Rashit kayıtlarında olduğu gibi sound olarak oldschool punk, garage gibi rock’n roll kökenli müziklerin çiğ yapısını korumak için hücum kayıt ve olabildiğince canlıya yakın kanal kayıt yapmaya çaba gösterdik. Sanırım diğer albümlerimizden en büyük farkı, ilk kez vokal featuring yapmış olmamız. Teoman ve küçük İskender’in mini albümümüze katmış olduğu eşsiz tat tartışılmaz.

 

 

Orkun: 4 şarkılık bir EP olduğu için neredeyse her şarkıda farklı sound’lar denedik. “Dinozor”  daha önce kaydettiğimiz bir şarkıydı. 2002 yılında kaydetmiştik. O zamanki versiyondan daha renkli olması için, armonika, saksafon gibi enstrümanlar kullandık. Bir şekilde nefesliler her albümümüze giriyor zaten. “Dinozor” için fazla kalabalık bir sound olmaması adına basit tuttuk ve vokalleri daha ön plana çıkardık. “Yakın ölüm Deneyimi” Teoman”la çok uzun zamandır yapmak istediğimiz bir şarkıydı. 90″ların house prodüksiyonlarına olan ilgim çok fazlaydı ve neler varmış derken Ultra Nate”in “Free” şarkısını yeniden hatırladım. Bunu yeniden çalıp müziğimize intro olarak katsak nasıl olur diye düşünüyordum ve şarkının girişindeki gitarları gruptakilere ve Teoman”a dinlettim. Herkes beğendi, biraz modern post-punk sound’larda olsun istedik. Ve düet olduğu için de vokalleri ön planda tuttuk  yine. Teoman”la çok güzel bir uyum yakaladık. 

Oğuz: Yeni “EP” nin sound’u bizim geleneklerimiz gereği yine biraz eklektik. Bunun sebebi de gruptaki herkesin müzik  anlayışının temelde aynı olmasına rağmen, zaman içinde sürekli değişim ve gelişimden dolayı farklılıklar taşıyor olması. Punk temelli olmamıza rağmen pek çok farklı tarzı stüdyoda deneyebiliyoruz. Bizde dominant bir hiyerarşi anlayışı hiç olmadı ama beste ve kayıt aşamasında herkes bildiği kurtları döküyor.

S: Prodüktörünüz aynı  zamanda davulcunuz Orkun Tunç. Nasıl bir çalışma sisteminiz var?
Grubun sound”u ile ilgili aranızda görüş ayrılıkları oldu mu hiç?

Tolga:  önceki albümlerde de (örneğin Metin Kalaç ve İhsan Apça ile çalıştığımızda) sağ olsunlar sound konusunda bizi kendi halimize bırakmışlardı. Sonuçta punk, garage, ska, surf gibi müzik tarzları ülkemizde pek de bilinen soundlar değiller. Sanırım ne tarz müzik yaparsanız yapın kendi müziğinizin sound’unu sizden daha iyi bilecek insan da yoktur. Ne de olsa çocukluk yaşlarımızdan beri punk çıkışlı müzik icra eden gruplarda çalıyoruz. Orkun’un zaman içinde prodüksiyon anlamında farklı işlerde de kendisini ispatlamayı başardığını belirtmeliyim. Orkun’un prodüktörlüğümüzü üstlenmiş olması bizim için her şeyi kolaylaştıran bir faktör oldu. Ses mühendisimiz Doruk öztürkcan ve Tolga Tolun ile tanışmış olmamız mucize gibi bir şey. Böyle kafa dengi adamlarla kayıt yapmak ayrı bir keyifti.

Orkun: Geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan Göksel”in “Mektubumu Buldun Mu?” albümünde de süpervizör olarak çalıştım. Rashit”in içinde ilk defa prodüktörlük yapıyorum. Bu EP için hepimiz oldukça titiz bir şekilde çalıştık. Grup olarak bu albümde fazla bir şey planlamadık ama olmazsa olmazlarımız var tabi. Tiz bass tonu, compressed vokaller, noise gitarlar vb. Davul konusunda en rahat çalıştığım album oldu diyebilirim. Genel olarak görüş ayrılıkları pek yaşamıyoruz grup olarak. 10 yıldır bu kadroyla çalıştığımız için birbirimizi bir çok konuda destekliyoruz ve ortak kararları rahat alabiliyoruz. 
 

 

 

  Oğuz: Yukarıda bahsettiğim dominant hiyerarşi anlayışının olmadığını söylediğim bölüm Orkun için geçerli değil(gülüyor). Prodüktörlüğü üstlenmesi ve mix aşamasında sürekli müdahil olması tabii ki Orkun’u farklı bir yere koyuyor. Görüş aynlığı diyemeyiz ama iletişim kopuklukları yaşadığımız oluyor,bunu da yılların getirdiği dostlukla aşabiliyoruz.

S: Albüm kaydında kullandığınız bireysel set up”larınızı anlatabilir misiniz?
 

Orkun: Davul kaydında Mapex”in eski bir setini kullandım, birkaç parça da Pearl kullandım. öte yandan bazı şarkılarda çift floor tom kullandım. Zillerde seçimim Istanbul Radiant. Bu yıla kadar endorser’lı sanatçıları olarak çalışmalarıma devam ettim. Temiz ve dolgun bir ses alabiliyorum Radiant zillerinden.. 

Tolga: Benim için her şey her zaman basit olmuştur. Minimalizmden yana bir insanım. Kirli sound’lardaki şarkılarımızda güçlü sesler üretebilmek adına Gibson Les Paul ya da Gibson SG tarzı gitarlar tercihimdir ki ben aslında 10 senedir daha ucuz bir çözüm olarak Epiphone Les Paul Standart ve Marshall amplifikatör kullanıyorum. Biraz renk katması için gitarların duble kayıtlarında bazen Tech’in SansAmp – Tri pedalını ( kendisinin muhteşem ve pratik bir tüplü amplifikatör simulatörü olduğunu düşünüyorum), bazense Danelectro’nun Dady-O ya da RAT belki Ibanez Tube Screamer ve Boss Ds-1 drive pedallarını kullandığım da oluyor. Garage, punk rock ve rock’n roll gibi kuru ve çiğ sound’lar elde etmek için bunlar ideal, pratik ve nispeten ucuz çözümler. Temiz sound’lu şarkılar için bir Marshall amplifikatör yeterli oluyor. Az biraz Danelectro’nun Cool Cat Tremolo’sunu kullanarak sound’u yumuşatmak da şarkıya göre hoşuma gidenler arasında. Processor pedal’lardan uzak bir yaşamı tercih ediyorum. Yapay sound’lardan pek hoşlanmıyorum. Bizim tarza uzak kaçıyorlar.

 

 

  S: Kayıtlar Stüdyo Offbeat’te gerçekleşti.  Neden bu stüdyoyu tercih ettiniz?

Orkun: Aslında biraz rastlantısal oldu her şey. Prova yapmak için stüdyo ararken Doruk”lari tanıdık. Aslında onların da birçok müzik projelerini biliyorduk (Bon Mod, Ramadan ve diğer Remoov gruplarını). Bir deneme kayıt yaptık “İyi ?eyler” için ve sonuçtan çok memnun kaldık. Tüm kaydı hücum yaptık. Ve cd”ye de bu şekilde girdi. Bizi ne kadar özgür kıldığını da görmüş olduk canlı kayıtların.

Oğuz: K. İskender”in bize hediye ettiği “İyi ?eyler”in şarkı sözünden stüdyoda prova yaparken tesadüfen şarkı oluştu ve biz de unutmamak için canlı kaydettik. O kadar hoşumuza gitti ki tekrar kanal kayıt yapma gereği duymadan canlı kayıt olarak yeni EP”de de yer alıyor. Böylece “EP”yi ve Nisan gibi yayınlamayı düşündüğümüz yeni albüm kaydını da Stüdyo Offbeat”te yapıyoruz.
 

S: Yeni albümün kaydederken, kendinizle ilgili müzisyenlik bağlamında keşfettiğiniz yeni şeyler neler oldu?

Tolga: Deneyselliğin çoğu zaman iyi sonuçlar doğurduğuna inanmışımdır. “Dinozor” mini albümünün kayıtlarında hiç olmadığımız kadar uyum içinde müzik yaptığımızı fark ettim. Uzun süredir beraber müzik yapıyor olmamız “Yükseliyor Ateşim” ve sözleri küçük İskender’e ait “İyi ?eyler” gibi şarkıların ansızın, doğaçlama çıkmasına neden oldu.  Teoman ve küçük İskender gibi iki dostun vokalleriyle şarkılarımıza bize eşlik etmiş olmasının müziğimize apayrı bir renk kattığını düşünüyorum. Son bir senedir bizimle birlikte çalan Levent özer’in farklı gitar çalım tekniğinin şarkılarımıza kattığı tat da sanıyorum Ep’ye ayrı bir keyif getiriyor. Kendisinin esas etkisi sanırım Nisan ayında çıkacak olan Rashit’in 4. stüdyo albümünde anlaşılacaktır. ?arkılar şimdiden hazır, bir senedir üzerinde çalışıyoruz. Uzun yıllar yer altına çekilmiş olmamızın da birikimiyle eskisinden daha hızlı tüketen bir ekip olduğumuzu düşünüyorum.

Orkun: Daha ritmik, seri beatler yazmaya başladık. Ve melodik yapılar da gelişti.. Ben kendi adıma her zaman basitliği sevmişimdir kayıtlarda. çünkü çok fazla yoğunluk iyi tınlamayabiliyor. Prodüksiyonu ele alırken basit olmamaz konusunda bir çok konuşma geçti aramızda. Akılda kalıcı bir sound ve beste dizilimi… Hepimiz, kendimizi bir basamak daha üste taşıdık bu CD”de. 

 

 

S: Mikslerde nelere dikkat ettiniz, miksin olmazsa olmaz detayları neydi?

Orkun: Doruk ile birlikte gece gündüz çalıştık. Mix aşamasında fazla plug-inlere efektlere boğulmadan, gitarları mixledik. Nefesler ve benzerleri unsurların  ortaya çıkması için vokallerde compression – treshold”unu biraz fazlalaştırdık. Değişik bir hava getirdi. Mesela “Dinozor”un mixi en kolay oldu. Kaydederken bile her şey dengeliydi ve bu yüzden bir kaç hareket ile son halini verdik.. 

Doruk öztürkcan (ses mühendisi): Dinozor parçası Rashit’in sevgililer günü armağanı. Bu parçayı mümkün olduğu kadar radyoya uygun ve nispeten pop anlayışta yapmalıydık. Diğer parçalar da bundan çok ayrı duramayacağı için onları da Dinozor’a benzetmemiz gerekiyordu. Dolayısıyla genel olarak vokalin bariz önde olduğu ve el radyolarını cozurdatmayacak kadar alt frekans içeren daha pop vari bir miks anlayışı ile yola çıktık. Ama daha garage ve punk olan parçalarda bu konuda biraz taviz verdik. 

S: Canlı performanslarda nasıl bir sistem kuruyorsunuz?

Tolga: ?arkıların albüm kayıtlarındaki gibi dinlenilebilmesini sağlamak için biraz önce bahsettiğim ekipmanları aynen konserlerde de kullanıyorum. Ama sanırım  konserlerde de performansı mükemmel olan Tech’in SansAmp – Tri’si benim vazgeçilmezim. Konserlerde biraz daha çiğ ve yüksek çalmayı seviyorum. Dinleyicinin eğlencesine dahil olmak hoşuma gidiyor. Genelde gençliğinizde sevdiğiniz konser albümleri hep konser performanslarınıza etki eder. Bol feedback’li olanlar bence eğlencelidir. Sanırım konserler bizim için birer hız sınavı aynı zamanda. Soundcheck’ler çaldığımız yerin ses tesisatının durumuna göre neşeli ya da kanserojen geçebiliyor.

Enstrümanlar nasıl tonlandı? Doruk öztürkcan anlatıyor:

Davul
Davul kaydında kick için Sennheiser md421 kullandık. Bu mikrofon 1974 yılından kalma ve Tolga’nın butik/vintage ekipmanlar koleksiyonundan nadide bir parça. Davulun içinde ön deriye yakın kullandık ve tatminkar bir alt frekans içeriği ile vuruşların ani yükselişini yakalamayı başardık. Tomlar, trampet ve hihat için yakın mikrofon olarak 57 ve 58leri kullandık. Overhead mikrofonlarımız Rode NT5 eşlenmiş çifti, X/Y prensibi ile davulcunun kafası üzerinde kullandık. FOK pozisyonunda ise Blue Bluebird’ü 2 metre kadar açıkta tam karşıya koyduk.

Bas
Bas için bazı parçalarda sadece D.I. bazılarında ise ampli simülatörü pedal kullandık. Miks esnasında doygunluk veya drive ihtiyacını pluginler yardımı ile hallettik.

 

 

Gitar
Gitar konusu gayet geniş çünkü 3 ayrı elektrik gitar, farklı manyetik seçenekleri, birçok pedal ve ampli kombinasyonu ile kaydedildi. Yani duymak istediğimiz gitar tonunu gerçekten yapıp, onları kaydettik. Gitar karakterini plugin’ler ile yapmaya çalışmanın albüm kalitesini karşılayabilecek nitelikte olmadığını düşünüyoruz. çoğunlukla ampliye yapışık duran bir 57 ve açıkta duran bir geniş diyafram kondenser kullandık. Bu iki kanalı daha sonra mikste müziğin istediği şekilde tonlayıp, birleştirip kullandık. Ayrıca 2 farklı akustik gitar, ve bir de steel gitar kaydettik. Sağ el pozisyonunda Rode NT2a, gitar sapı pozisyonunda ise Blue Bluebird kullandık. Daha sonra şarkısına göre bu kanallar stereo oluşturacak şekilde kullanıldı ya da kanallardan birini tercih edip mono olarak kullandık.

Saksafon
Saksafon için bir tane yakın dinamik (58) bir de açıkta duran NT2 kullandık. Bunların fazlarını oturtup birleştirdiğimizde hem gövdeli hem de müziği kesebilen bir ton yakaladık ve enstrümanın dinamiğini korumuş olduk.

Vokaller
Vokaller için AKG C414 kullandık. Bazı parçalarda arka vokalleri ve/veya koro eşliklerini 58 ile kaydettik.

İyi Şeyler’in Kaydı
“İyi ?eyler” isimli parça aynı odada çalınan 7 kanal hücum kayıttır. Davulda kick için dışarıda duran bir MD421 ve davulun önünden trampete bakan overhead olarak Rode NT2 kullandık. Bas ampliden D.I., gitar 57, vokal 58, diğer gitar 57. Burada önemli olan bütün mikrofonları sadece kendi enstrümanını görecek şekilde kullanmak. Yani müzisyenleri ve amplilerini oda içerisinde doğru konumlara yerleştirmek ki maksimum seperasyon sağlansın.

Tabi miks esnasında kanallara gayet sert müdahale etmek gerekiyor, çünkü herkes herkesin kanalında bir miktar yer alıyor. Hepsine müdahale edemezsiniz ama bazı kanalların faz ilişkisini doğru kurmak hücum kayıt çamurunu temizlemede etkili bir yöntem. Bu arada çamurun da güzeli makbuldür (özellikle garage soundu ve kasetten çalıyor lezzetini almak için).

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here