Ana sayfa Makale 700 Yılllık Bir Geçmişten Fütüristik Şehire: Amsterdam

700 Yılllık Bir Geçmişten Fütüristik Şehire: Amsterdam

331
0

Akıllı şehir teknolojilerinin etkilerinin ne kadar genişleyebileceğini anlamak istiyorsanız, Hollanda’dan başka yere bakmayın. Hollanda, yüzölçümünün yaklaşık yüzde 26’sı deniz seviyesinden aşağı olan bir ülke olarak büyük teknik mühendislik projelerini destekliyor ve sürdürüyor. Bugünlerde, ülkeyi sürdürülebilir bir geleceğe taşıyabilmek için verileri nasıl kullanacaklarını öğreniyorlar. En büyük şehirleri Amsterdam’da, ülkedeki akıllı şehir girişimlerinin en önemli örneklerini bulabilirsiniz. 800.000’in üzerindeki nüfusu ile şehir, ticaret ve kültür merkezi olarak geçmişten gelen bir üne sahip. Bu özenilecek kombinasyon on yıl boyunca sürdürülen akıllı şehir çabalarına da yansıyor.

Akıllı şehir inşa etmek için verilerle başlayın

Amsterdam akıllı şehir girişimlerine, şehir yaşamını geliştirmek için daha fazla entegre hizmet ve daha sürdürülebilir bir çevre için bilgi ve veri analizini kullandığında başladı. Belediyenin halihazırda sahip olduğu bilgilerin bir envanterini oluşturmak yaklaşık 10 yıl sürdü. Orta ölçekli şehrin, 12.000 farklı veritabanını oluşturan 32 farklı bölümü olduğu ortaya çıktı. İlk değerlendirmeden bu yana şehir, bilginin göz korkutucu çeşitliliğinden yararlanmak ve entegre olmak için çalışıyor ve bu süreçte yaklaşık 100 pilot proje yönetiliyor. Bu çabalar, 2016 yılında Avrupa Komisyonu’ndan milyon dolarlık İnovasyon Başkenti ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödül kazandı. Amsterdam, İspanya’nın Navarra Üniversitesi’ndeki IESE Şehirleri Hareket İndeksinde dünyadaki en gelişmiş 10 şehir arasında yer aldı. Ayrıca, Hollanda, KPMG tarafından mobilitnin geleceği için en iyi hazırlanan ülke olarak seçildi.

Amsterdam’ın pilot projeleri geniş ve iddialı. Örneğin, bir çöp toplama girişimi, tekrarlayan, verimsiz yollardan kamyonla çöp alma işleminden kaynaklanan atık ve kirliliği azaltmayı amaçladı (aynı zamanda otobüs, araba, yaya ve bisikletlerin paylaştığı dar sokakları ile ünlü ülkede aşırı tıkanıklık oluşturuyordu).

Birçok şehirde olduğu gibi, Amsterdam’daki çöp ve geri dönüştürülebilir maddeler de ayrı ayrı toplanıyor. Dünyanın en büyük çöp yakma ve atıktan enerji üretme sistemini işleten Amsterdam, sürdürülebilirliği geliştirmenin yollarını aramaya karar verdi. Konut sakinlerinin çöpleri farklı renkteki torbalar kullanarak dört farklı yığına (biyolojik atık, plastik, cam ve kağıt) ayırmaları için bir pilot proje oluşturdu. Renk kodlu sistem, kamyonların aynı anda hem çöpleri hem de geri dönüştürülebilir parçaları almasını sağlıyor.

Diğer pilot programlar da şehir sistemlerini ve dolayısıyla vatandaş davranışlarını değiştirdi. Örneğin; Amsterdam, sokaklardaki park-metrelerini akıllı telefon uygulamalarıyla değiştiren ilk şehirlerden biridir.

Yine de, diğer projeler akıllı telefonların yaygınlığını daha da güçlendiriyor. 50 milyon dolarlık yatırımla başlayan Amsterdam Büyükşehir Çözümleri Enstitüsü, Güzel Gürültü adlı projeyi başlattı. Burada amaç, kuruluşun “ortamdaki coğrafi sosyal veriler” olarak adlandırdığı, ziyaretçilerin ve şehir sakinlerinin Twitter ve Instagram gibi sitelerde paylaştıklarından, şehirde neler olup bittiği hakkındaki bilgileri toplayıp anında analiz etmekti. Güzel Gürültü programı daha sonra verileri ulaşımdaki gecikmeler veya Rijksmuseum gibi mekanlardaki uzun kuyruklar hakkında uyarılar göndermek için kullandı.

Ülke çapında çaba

Benzer veri tabanlı akıllı şehir girişimleri ülke çapında yayılıyor.

Güneyde, 227,000 nüfuslu bir şehir olan Eindhoven’da belediye; hükümet, işletmeler ve yüksek öğrenim kurumları arasında “üçlü sarmal” işbirliği modelini kullanarak çeşitli projeler üzerinde çalışıyor. Amaç, şehirdeki hayat kalitesini geliştirmek. Örneğin, gerçek bir dünya deneyinde, gece hayatı ile bilinen popüler sokak olan Stratumseind’de, lamba direkleri Wi-Fi, video kameraları ve 60’tan fazla mikrofon ile donatılmış. Amaç, saldırgan davranışların erken uyarı işaretlerini tespit etmek ve polisi bu davranışlara karşı tehlikeli veya yasadışı hale dönüşmeden uyarmak.

Yerel yönetim aynı zamanda sokaktaki aydınlatmayı, kalabalığın ruh halini etkilemek için kullanırken; daha rahat bir atmosfer yaratmaya çalışmak için portakal kokusu gibi kokuların kullanılmasını da denedi.

Gerçekten de güvenlik, akıllı şehir projeleri için temel motivasyonlardan biri. Sadece Amsterdam’da değil. Benzer veri tabanlı akıllı şehir inisiyatifleri ülke geneline yayıldı. Sadece 22.000 nüfuslu bir kasaba olan Woensdrecht’te, komşu Bergen op Zoom’a uzanan altı millik bisiklet yolu, karanlık kış aylarında gitmek için tehlikeli bir yoldu. Şehirde bir araba ya da bisiklet yaklaştığında otomatik olarak açılacak, trafik olmadığı zaman kapanacak 65 akıllı sokak lambası kuruldu. Böylece, çocukların okuldan sonra karanlıkta iki kasaba arasında seyahat etmeleri daha güvenli hale geldi.

Küçük yerleşimler için, bu akıllı ışıklar önemli bir yatırımı temsil ediyor, ancak bu akıllı ışıklar geleneksel akkor lambalardan daha uzun ömürlüler ve çok daha az elektrik harcıyorlar. Ayrıca, gelecekte de bağlantılı kameralar ve mikrofonlar gibi ek teknolojileri sağlamak için kullanılabilirler. Akıllı lambalar yapan Hollandalı bir şirket olan Sustainder, akıllı lambaların yalnızca otomatik olarak açılıp kapanmasını sağlayan kızılötesi ve ortam ışığı sensörlerini içermekle kalmayıp, aynı zamanda bir lamba direğine araç çarptığında yerel bir ulaşım departmanını otomatik olarak uyarmak için hızölçerlerle de donatılabileceğini söylüyor. Diğer olası özellikler arasında hava kalitesi sensörleri, Wi-Fi ağ alıcıları ve gelecekteki 5G iletim noktaları bulunuyor.

Bu gelişmelerin hepsi konutla ilgili yeni perspektifleri de içeren kentsel entegrasyonun bir parçası. Eindhoven Teknoloji Üniversitesi ilk kez 3D baskılı beton evlerin nasıl olabileceği üzerinde çalışıyor. Taş Devrin’dekilrin bir bölümü gibi duran bu evler, geleneksel evlerden daha sürdürülebilir ve enerji bakımından daha verimli olabilecek. Bu arada üniversitede, “Brainport” adlı yaklaşık 3000 sakin için 1.500 ev içerecek şekilde tasarlanan bir akıllı mahalle üzerinde çalışılıyor. Başka bir yerde, doğu Hollanda’da Enschede şehrinde, şehrin etrafındaki sensörler, ziyaretçilerin Wi-Fi sinyallerini alıp yerlerini takip ediyor. Bu proje vatandaşları takip etmek için değil, insanların şehir etrafında nerelerde seyahat ettikleri, en çok nerelerde vakit geçirdikleri ve ne sıklıkla tekrar gittikleri hakkında bilgi edinmek için geliştiriliyor. Şehirdeki zorluklara yeni fikirler ve çözümler getirmeyi amaçlayan bu anonimleştirilmiş bilgiler, kent içindeki verilerin temsili bir görsel gösterge tablosu olan Data SkyLine gibi projelerde zaten kullanıldı. Bu proje, kullanıcıları işe giderken arabadan ziyade yürümeye, bisiklete binmeye veya toplu taşımayı kullanmaya teşvik için ödüllendiren bir trafik uygulaması gibi girişimlere yol açtı.

Ülkenin merkezinde yaklaşık 300.000 kişilik bir şehir olan Utrecht’te hükümet yaklaşık 80 projede son dört yılda 90 milyon dolardan fazla yatırım yaptı. Harcamalar sonucunda akıllı çöp kutuları, akıllı sokak lambaları, hırsızlık tahmini ve sosyal medya izleme odası da dahil olmak üzere şehrin dört bir yanında geliştirilen çeşitli projelerde akıllıca fayda elde edildi. Ayrıca, yasadışı olarak park edilmiş araçların kablosuz algılanması ve bazı sakinlerin hoşnut olmadığı park biletlerinin otomatik olarak verilmesi, şehri ve nihayetinde vergi mükelleflerinin paralarını kurtarması sağlandı.

Akıllı girişimler bir kerelik bir yatırım değildir

 

Hollanda’da geliştirilen akıllı şehir projelerinden alınacak önemli ders, işletmelerin ve belediye yönetimlerinin akıllı girişimleri geliştirmeye devam etmesi gerektiğidir.

Yeni çözümler ortaya çıktığı gibi, toplumsal davranışlar ve bir şehrin ihtiyaçları da değişiyor. Örneğin Amsterdam’da belediye, trafiği yönetmeye yardımcı olmak için TomTom’un GPS verilerini kullandı. Başlangıçta trafik yönetimini 2011 verileriyle oluşturulan modellere dayandırdı. Ancak, 2016’da sistem güncellenmek zorundaydı, çünkü geçen sürede Amsterdam’da yüzde 25 daha az araba ve yüzde 100 daha fazla scooter vardı.

MIT Sloan Management Review’un yaptığı bir araştırmaya göre, diğer ülkelerin ve şehirlerin Hollanda’daki sayısız akıllı şehir projelerinden öğrenmesi gereken başka önemli bir ders daha var: Radikal değişimlerden ziyade aşamalı geçişler gerçekleştirmek.

Yazı: Akın Murteza


Bu yazı, Newtech dergisinin Eylül ayı sayısından alınmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here