Ana sayfa Sektörden 2010 yılında perakende fotoğraf sektörü

2010 yılında perakende fotoğraf sektörü

0

çok hızlı büyüyen, değişen ve çoktandır kabına sığmayan bir ülkenin fotoğraf sektörü olarak çağa ayak uydurmamız gerekir.

çok hızlı büyüyen, değişen ve çoktandır kabına sığmayan bir ülkenin fotoğraf sektörü olarak çağa ayak uydurmamız gerekir. Daha açık söylemek gerekir ise gelişme gösteremeyen işletme, tüm sektörlerde olduğu gibi fotoğraf sektöründe de yok olmaya mahkumdur. Bu doğrultuda hazırladığımız öneriler ve tanıttığımız anlayışların amacı sektörümüzdeki çağdaşlaşmaya yönelik tartışmalara katkıda bulunmaktır

Standart 10 x 15cm ebatlarındaki sayısal baskı, tüm engellere rağmen, fotoğraf piyasasının “sağlam” ve istikrarlı ürünlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Ancak fotoğraf hizmetleri sektörünün en çok kâr bırakan öğelerini araştırdığımızda cevabı, çok farklı bir alanda buluyoruz. “Fotoğraf sunma biçimi” olarak adlandırabileceğimiz bu alanın önde gelen ürünlerini ise sayısal fotoğraf çerçeveleri oluşturmaktadır. Bu kadar çok tereddütlü ve şüpheli bir şekilde piyasa girdikten sonra, adeta patlarmışçasına piyasayı fetheden bir ürün, çok ender görülür. Henüz üç sene önce onbinler ile ifade edilen satış rakamları 2007 yılında yüz binlere, geçtiğimiz yılda ise, krize rağmen, milyonlar seviyesine çıkmıştır.

örneğin Reflecta markası tarafından tanıtılan “Visiprint 8.0” modelinin çok ilginç bir işlevi vardır: Bu çerçeve, 10×15 ebatlarında baskı yapabilmektedir. 300 dpi çözünürlüğünde basılan resimlerin baskı süresi, yakl. 42 saniye olarak bildirildi. Isı yöntemli baskı makinesi, çerçevenin arkasına yerleştirilmiştir. Diğer bir örnek ise Jobo tarafından sunulan X7 modelidir: Bir para cüzdanı kadar taşınabilir olan gereç, 10.000 adete kadar sayısal resmi belleğine alabilmekte. Yaklaşık 18cm çapındaki ekranı ile taşınabilmek için ideal ölçülere sahip olan çerçeve, yüksek çözünürlüklü ekranı ile hatıraları canlı tutmaktadır. 1GB belleğe sahip olan “Photo Viewer X7” doldurulabilir lityum pilleri, uzaktan kumandası ve destek şeklinde kullanılabilen çantası ile masaüstü sunumlar için de çok uygun.

İlk modelleri ile basit ve sadece ekran olarak görev yapan çerçeveler günümüzde, çok işlevli bir gerece dönüşmüşlerdir. Artık dahili baskı makinesi, internet bağlantısı, hatta özel internet adresi, hoparlör ve video işlevselliği ile bu çerçevelerin kullanım alanları, gün geçtikçe artmaktadır. Sayısal çerçevelerdeki bu gelişimin dümen suyuna kapılan ve fotoğrafçılık açısından gittikçe daha fazla önem kazanan bir gereç ise: LCD veya plazma türü ince televizyonlardır. çalışma odasından oturma odasına kurulan kablolu veya kablosuz köprülerin temellerinden birini oluşturan yeni kuşak televizyon gereçleri, fotoğrafların “ailecek” izlenmesine ve anıların “hep beraber” yaşanmasına katkıda bulunmaktadırlar.
 

 

 

  Kişisel medya merkezi
Son fotoğraf fuarlarında Kodak, HP, Hitachi, Panasonic, Samsung, veya Sony gibi üreticiler, oturma odasındaki koltuğun üstünden bilgisayarda veya internet galerilerinde depolanan resimlere uzanma imkanlarını sergilediler. Bu konudaki sihirli kavram: Medya merkezi. Bu adı taşıyan küçük bir kutu bilgisayarın belleğinde, internet sayfalarında veya doğrudan fotoğraf makinesinde veya video kamerada bulunan dosyaları televizyon ekranına aktarabilmektedir. Yalnızca güncel resimlerini en mükemmel nitelikte LCD ekranda izlemek isteyenler ise: “TV-Card Reader Photo Player” gibi daha hesaplı çözümlere başvurabilirler.
 
Zira bu küçük aksesuar sayesinde sayısal fotoğraflar HDTV niteliğinde izlenebilmekte; hatta fotoğraflar arasında çeşitli geçiş düzenlemeleri ve tercihî müzik eklemeler bile mümkün olabilmektedir. Piyasaya yeni sürülen Fujifilm 3D fotoğraf makinesinin çektiği üç boyutlu resimleri izlemek için sunulan 3D ekran ise tüketici teknolojisinin doruk noktalarından birini oluşturmaktadır.
Cazip ve yenilikçi gelişmelerin haberleri, sadece sayısal ürünler alanından gelmiyor: Fotoğraf veya çok işlevli yazıcılar vasıtası ile evde yapılan baskılarda da bir dizi yeni ürünler tanıtıldı ve kağıda aktarılan resimler, çok çeşitli ve yeni kağıt yüzeyleri sayesinde dikkatleri üzerlerine çekmekteler. Yalnızca “parlak” veya “soluk” seçeneklerinin sunulduğu zamanlar, artık geçmişte kaldı. Ilford şirketinin “Omnijet” dizisinde veya Sihl şirketi tarafından sunulan polyester katmanlı malzemelerde olduğu gibi çok yüksek parlaklığın elde edildiği ve büyük boy olarak da kullanılan yeni kuşak malzemeler, gittikçe daha çok talep görmekteler. Böylece eskiden rağbet edilen arkadan aydınlatmalı resimlerde bile, yeniden bir canlanma yaşanmaktadır. Sihl şirketi bunun çok güzel örneklerini, büyük ebatlı resimler vasıtası ile görkemli bir biçimde fuarda sergiledi. Arkadan aydınlatmalı bu resimlerin profesyonel hizmet şeklinde işletmelere sunulması tabii ki perakende fotoğraf sektörünün hizmet gamında bulunması gereken bir öğedir.

 

 

Teknolojiye duygusal yaklaşımlar
Bunun ne anlama geldiği hakkında bâzı örnekler: YouTube ve benzeri kapılarda (Portal) internet kullanıcıları tarafından yaratılan ve yayılan içeriklerin önemi gittikçe artmaktadır. Burada yeni ve etkileşimli bir kültür oluşmaktadır; ticari sektörün, pazarlama mesajlarını yaymak için bundan faydalanma imkanı vardır. Bu alanda dikkat çekmek ise teknoloji ile değil duygular vasıtası ile mümkündür. Michigan State üniversitesi profesörlerinden Glen Omura, “Yarının müşterileri” adlı sunumunda, daha önce hiç görmediği sekiz erişkin genci sahneye çağırarak fotoğraf makineleri, fotoğraf çekebilen cep telefonları, fotoğraflar ve hareketli resimler ile olan ilişkileri hakkında sorular yöneltti. çok ilginç olan bu sorgulamada bilinen bir gerçek de ortaya çıktı: Kızlar ile erkeklerin davranışları farklıdır! Omura”nın araştırmalarının da gösterdiği gibi genç insanlar, hiçbir zaman diliminde bugünkü kadar fotoğraf çekmediler. Bu resimler ise Myspace veya Facebook gibi toplumsal şebekelerde ilişki veya iletişim kurmak veya kendilerini ifade etmek için kullanılmakta. Diğer bir sunumda verilen sayı, bu gelişmenin boyutlarını gözler önüne seriyor: Yalnızca bu yılın Ocak ayında ve sadece Facebook sitesine 850 milyon adet fotoğraf yüklendi; geçen yılın aynı ayında ise bu sayı, 250 milyon adet seviyesinde idi. Bu resimlerin küçücük bir bölümünün fotoğraf, fotoğraf kitabı veya diğer bir şekilde baskıya dönüştüğünü düşünün…

Gençler ile yaptığı söyleşide Omura, yapılacak daha çok şey olduğunu da gösterdi: Ankete katılan gençlerin yarısından fazlası henüz, fotoğraf kitabının ne olduğunu bilmiyordu; sekiz gençten sadece ikisi, bir fotoğraf mağazasına gitmişlerdi; 16 yaşında bir genç “Nerede olduğunu bile bilmiyorum” dedi. Yani burada yapılması gereken genç kuşaklara, en çok kullandıkları iletişim araçları üzerinden ulaşmaktır. Fotoğrafların, gençler tarafından elektronik ortamlarda birbirleri ile iletişim kurmak veya internette kendilerini ifade etmek için kullandıkları bir çağda okullarda fotoğraf kursları sunmak, çok çağdışı bir yaklaşım olarak görünmektedir. ülkemizde ise hala kimsenin doğru-dürüst sunmadığı fotoğraf kitabı unsurunun, sektörümüzü kârlı bir ticaret alanından mahrum bıraktığı açıktır. Sadece kişisel çabalar ile atılan adımlar, tabii ki çok yetersiz kalmaktadırlar. Sektörün toplu hareket ederek kazanç arttırmayı hedefleyen bir sonuca varması ise ne yazık ki imkansız gibi görünüyor.
 

 

 

2010 yılının eşiğinde fotoğraf piyasasının eğilimleri
Photokina fuarının başlığı olan “Imaging is more (Resimleme, bu kadar değildir)” ifadesinin, 2010 yılının eşiğinde özellikle geçerlilik kazandığını vurgulamak gerekir: Zira sayısal fotoğrafçılık, kişinin kendi çektiği resimleri farklı sayısal içerikler ile birleştirebilmesini mümkün kıldı. Buna en iyi örnek ise resimlerin kişiye özgün metinler ile birleştirildiği fotoğraf kitabıdır. Ancak bu imkân, olayın sadece bir parçasıdır. çünkü sayısal şebekeler sayesinde resimleri “Yabancı” içerikler ile tamamlamak da mümkün olmaktadır. Bunun mühim bir örneğini ise günümüz fotoğraf piyasasının en önemli eğilimlerinden biri olan yer belirleme (Geotagging) işlevi oluşturmaktadır. Resim dosyalarına GPS verilerini ekleyebilmek için şu anda ve genellikle Jobo şirketinin ürettiği Foto GPS gibi ek cihazlara ihtiyaç vardır.

Alman Foolgraphy GmbH şirketinin tanıttığı bir cihaz, bunun farklı bir şekilde de yapılabileceğini göstermekte: Kablosuz ve bilgisayarsız bir GPS çözümü icat eden şirketin kurucusu Oliver Perialis, hikayesini şöyle anlatıyor: önce evimde küçük bir aksesuar parçası çattım; sonra, yaptığım ilk örnekleri internet tartışma sitelerinden tanıdığım bazı kişilere gönderdim ve onlarla, sonuçlar hakkında tartıştım. “Unleashed” adını verdiğim cihaz küçük bir “Bluetooth” alıcısı olup, Nikon DSLR makinelerin girişine takılarak, her türlü “Bluetooth” uyumlu GPS alıcının sinyallerini, makinenin oluşturduğu resim dosyalarına aktarabilmektedir. Sonuçta bu îcat sadece sektörün ilgisini çekmekle kalmayıp, DIMA kurumunun “Yenileşimci sayısal ürün” ödülünü de kazandı.

Konu ile ilgili olan internet sitelerindeki “Yeri belirlenmiş” fotoğrafların sayısındaki artış, meraklı fotoğrafçıların bu teknolojiye olan ilgilerinin gittikçe arttığını göstermektedir. Peki bu “Yer belirleme” ne işe yarar? Evvela çekilen resimleri, çekildikleri yerlere göre aramak, bulmak ve sıralamak çok kolaylaşır. Sonra çekilen resimleri, örneğin “Wikipedia” gibi sitelerden alınan ve çekilen yerlere ilişkin bilgiler ile bütünlemek mümkün olur ve bunlara “Google Earth” veya “Google Maps” gibi kaynaklardan alınan uydu resimleri veya haritalar da eklenebilir. Tabii ki söz konusu bilgileri ve haritaları resmin arka tarafına basmak da akla gelebilir. Bu eğilimin boyutlarının ne kadar büyük olduğuna inanmayanlar, “Google Earth” ve benzeri sayfaları inceleyebilir.

2010 yılında mağaza cephesi
çağdaş mağazacının, gerçekte hiç kimsenin tam olarak ilgisini çekemeyen “tarafsız, ağırlıksız, (sözde) herkese uyan” anlayışını terk edip, satış arttırma yaklaşımlarında, gelip geçenlerin hepsine değil, belirli hedef kitlelere yönelik vitrin sunması gerekir. Farklılık yaratan bu vitrinler, her bir kişiye, karşılığında daha fazla değer vaat ettikleri için çok daha fazla dikkat çekerler. Müşteri de, bunun hakkını vererek, arzu ile ve hemen durur. Müşterinin, bir bakışta işletmenin ehliyetini ve konumunu, açıkça görebilmesi gerekir: Görsel doruk noktaları ve düzenli bir yapılandırma, ehilce sergilenen ürünler, yansıma yapmayan camlar, yapışkanlar ile doldurulmamış, karanlık, kir, dağınıklık, yıkanmamış perdeler ve ölü sinekler olmayan sergi alanı. Hareket edebilir ayraçlar ile, örneğin vesikalık çektirmek için hazırlık yapan bir müşterinin, vitrin vasıtası ile, dışardan istemediği bir şekilde görünmesi engellenir. Bunun haricinde, kapalı bir satış veya hizmet alanının, pek çağdaş olduğu söylenemez. çünkü, ürünlerin işlek caddeye açılmaması aynı zamanda, müşterinin bakış alanına açılmaması anlamına gelir. Böylece ürünler, kavranabilecek kadar yakın olmazlar ve mağazada verilen hizmetleri, yakından yaşamak mümkün olmaz.

Bolca cam ve geniş girişler, mağaza cephesini saydam hale getirirler. Böylece içerisi ve dışarısı arasında (neredeyse) bir fark kalmaz. Yapılan araştırmalara göre yoldan geçmekte olan bir kişi, mağaza ile ilk temasını, yandan bakarak sağlar. Tanıma, mağazanın girişinden yaklaşık olarak 25 adım önce başlar. Böylece, mağazanın cephesinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Mağazanın bu bölümü, genel görüntünün en önemli kısmıdır. Mağaza cepheleri, ister profesyonelce yapılandırılmış ve bakılmış olsun, isterse ihmal edilmiş olsun, 24 saat etkilidirler. Bir işletmenin bıraktığı izlenim, %80 oranında, göz vasıtası ile izleyiciye ulaşır. İzleyici, “ilgilenmeye değer” ile “benim için değersiz” kavramları arasında, çok hızlı bir şekilde karar vermeyi öğrenmiştir. Cephede ve vitrinde bulunan görsel durak noktaları, tüketicinin dahili “çöpe atma (ilgilenmeme) sınırını” aşarlar.
 

 

 

Sipariş kabul merkezi kurmanın tam zamanı
Yaşadıkları çevrede biraz gözlerini açanlar, her türlü hizmetler sunan “hizmetmatik” cihazlarının gün geçtikçe arttığını çok çabuk görebilirler. Artık gelenekselleşmiş olan “bankamatik” ve “biletmatik” cihazlara, kökleri sayısal dünyada bulunan bir çok gereç eklendi. Cep telefonuna melodi yüklenen gereçlerden, kamuya açık bir alanda internete girilebilen cihazlara kadar birçok “…matik” hayatımıza girdi. Bunların arasında en çok kullanılacak olanlardan biri ise cep telefonlarımızdaki veya fotoğraf makinalarımızın bellek kartlarındaki resimleri basabildiğimiz “Fototoğraf siparişi kabul merkezleri” olacaktır.

Fotoğraf siparişi kabul merkezleri, ülkemizde ve dünyada bir “patlama” yaşıyorlar. Sürekli olarak artan ve daha fazla kişiler tarafından kullanılan dijital çekim gereçlerinde bulunan resimler, baskıya dönüştürülmeyi bekliyorlar. Bunun en uygun şekli ise müşterinin ayağına gitmektir. Kalabalıkların buluştuğu yerlerde kurulu olan bir sipariş kabul merkezinin kendini amortize etmemesi, mümkün değildir. Artık (neredeyse) herkesin cebinde olan fotoğraf çekebilen cep telefonları, iki-üç milyon piksele kadar çıkan çözünürlükleri ile hoşa giden neticeler vermekteler. Kablosuz aktarım imkanları ise, baskı almayı çok basit hale getirmektedir. Matematiksel olarak baktığımızda fotoğraf çekebilen cep telefonu kullanıcılarının “x” oranının cep telefonlarından baskı yaptırdığını varsayarsak, bu cihazlarının sayılarının artması ile birlikte baskı yaptıranların sayısında da artış olacaktır.

Sipariş kabul merkezlerinin artışının diğer bir nedeni ise gittikçe daha süratli olan bir hayatın içinde değişime uğrayan fotoğraf davranışıdır. çağdaş dijital fotoğrafçı, çekmiş olduğu resmi ister makinasının ekranında isterse çok hızlı bağlantılar vasıtası ile dizüstü veya el bilgisayarının ekranında, anında görmeye alışıktır. Bu hıza alışık olan kullanıcı, çektiği resmi basmak istediğinde de aynı sürati beklemektedir. Resimlerinin baskılarını birkaç saat sonra veya ertesi gün alabilmek, birçok hız hayranı için tahammül edilemez bir durumdur. üçüncü neden ise, gereçlerin dahilinde saklıdır: Sürat, baskı niteliği ve işleme imkanları; yaygın olan bütün kayıt taşıyıcıları kullanabilme imkanı ile birlikte bu özellikler, hiçbir şekilde olmadığı kadar kolay ve hızlı bir şekilde nitelikli baskılar elde edilmesini sağlamaktadır.

Ancak müşteri, sadece cihazda bulunan konfor ve satın alma hissi ile yetinmez; gerecin civarının da sempatik olması gerekir. Birçok ülkede kazanılan deneyimlere göre, alınan bazı küçük önlemler bile, sipariş kabul merkezi işini arttırmaya yetmektedir. Büyük önlemler ise, sipariş kabul merkezlerini “para basma makinalarına” çevirebilmektedir. örneğin basit önlemlerden birisi, her cihazı birer sandalye ile donatmaktır (Hatta iki adet oturma fırsatı daha iyi olur; zira bir çok müşteri, yalnız gelmez). Eğer bu sandalyelerin yakınında veya cihazın kendisinde, el çantasını asmak için bir imkan varsa, özellikle bayan müşterilerin memnun olacağı kesindir. Sipariş kabul merkezinde veya yakınında bulunan küçük bir masa ise, kullanıcıların müteşekkir olmalarını sağlayacaktır. Müşterilerin, cihazı kullanırken rahat olmalarını sağlayacak öğelerin listesi daha da uzatılabilir. Bu işler için biraz araştırma yapmak, biraz da kendinizi müşterinin yerine koyarak mağazanızı ve sipariş kabul merkezini incelemek, yeterli olur.

Günümüzde önemli olan patlamakta olan sipariş kabul merkezi işinden mümkün olduğu kadar çok faydalanabilmek için, hızlı kararlar vermektir. Müşteri, sipariş kabul merkezinden resim bastırma konusunda hizmet alacağı yerin fotoğraf mağazası olduğunu şimdi öğrenmezse, hiçbir zaman öğrenemez. Burada da, kötü haberi vermemiz gerekiyor: Diğer sektörler ve ticari kuruluşlar, fotoğraf piyasasındaki bu gelişmeyi ilgi ve dikkat ile izliyorlar. Bunların arasında sadece hipermarketler ve diğer alışveriş merkezleri değil, kısa bir zaman öncesine kadar fotoğraf ile alakası olmayan perakendeciler de mevcut. Bunun ilginç bir örneğini, Münih kentindeki McDonalds mağazası oluşturuyor. Ancak cep telefonu mağazaları, soyunma odası önünde bekleyen müşterilerine meşgale sunmak isteyen tekstil zincirleri, süpermarketler, bilgisayar mağazaları, kırtasiyeciler, benzinciler vs. gibi işletmeler bu işe girmeyi düşünüyorlar; hatta girdiler bile! Burada söz konusu olan sadece fotoğraf baskıları değil, cep telefonları için melodi ve zemin resimleri ve mp3 biçiminde müzik parçaları gibi bir dizi ek özellikler de sunulmaktadır.

 

 

Yeni gereçler çok marifetli: Aslında birkaç ebatta standart baskılar için geliştirilen sipariş kabul merkezleri, gittikçe daha zekileşen birer satış birimine dönüştüler. Artık bu gereçler sadece müşterilerin siparişlerini almakla kalmayıp, verilen resimler ile istenilen üründen başka hangi ürünleri alabilecekleri hakkında müşterilere, otomatik olarak önerilerde de bulunmaktalar. Tabii ki bu işlemde, tercih sürecinde kolaylık sağlamak amacı ile örnekler de sunulmakta; örneğin: Kodak şirketi, APEX sistemi için bu tür yazılımları içeren sipariş kabul merkezleri tanıttı. Birimsel olarak tasarlanmış olan ısı yöntemli baskı makinesini, fotoğraf kitapları üretebilmek için DL2100 Duplexprinter modeli ile birleştirilebilme imkanı da vardır.

Kişiye mahsus fotoğraf ürünleri
Günümüzde, geçmişte olduğu kadar “Normal baskı” yapılmadığı doğrudur. Yani zarfın içine koyulup, müşteriye verilen kartpostal baskılar azalmıştır; buna rağmen günümüzde, tarihin en yüksek baskı miktarlarına ulaşılmaktadır. çünkü fotoğraf kitapları, nevresim takımları, anahtarlıklar gibi farklı alanlara yapılan baskıların haddi hesabı yoktur! Yoksa siz, halâ “Normal baskı” haricinde bir şey sunmuyor musunuz?

Tüm dünyayı etkileyen ekonomik krize rağmen geçtiğimiz yıllarda yaşanan ve bu yıl da devam eden fotoğraf ürünlerini kişiselleştirme süreci, özellikle perakende fotoğraf sektörüne bir canlılık getirmiştir. Milyonlarca insan, sayısal resim işlemlerinin sunduğu imkân zenginliğinin câzibesine kapılmıştır ve fotoğraf sektörünün yarattığı bu çekiciliğin, bu yıl içinde de katlanarak artması beklenmektedir. Tüketiciler tarafından tasarlanabilen fotoğraf ürünleri, özellikle fotoğraf kitapları ve keten bezine basılan büyük ebatlı fotoğrafların yanı sıra hediyelik eşyalarda da gittikçe daha çok talep görmektedir.

çok önemli ve krize panzehir olabilecek nitelikte olan bu gelişmeler, donanım yenilikleri ile birlikte fotoğraf sektörünün geleceğini belirleyeceklerdir. Henüz 2-3 sene önce emeklemeye başlayan bu gelişim, bugün bir kitle olgusuna dönüşmüştür. Bu eğilim, resim baskı pazarını değiştirmekte ve yeni filizler yeşermesine vesile olmaktadır. Avrupa”nın en büyük laboratuarı CeWe Color tarafından yapılan açıklamada “Milyonlarca tüketici artık görsel hatıralarının yaratıcıları, kişisel tatil ve mâcerâ röportajlarının yayıncıları, güncel yaşam ortamlarının tasarımcıları ve hayatlarının görsel malzemecileri haline gelmişlerdir ve bu durumdan çok memnundurlar” piyasa talebinin bugünkü niteliği, çok iyi ifade edilmektedir.

Aile bağlılığı, dostluk, aidiyetlik gibi özelliklerin güçlü olduğu ülkemizde bunların belgelenmesi, gösterilmesi ve vurgulanması tabii ki çok mühimdir ve ciddi bir talep oluşturmaktadır. Buna cevap vermek ise fotoğraf sektörünün görevidir! Batıyoruz, yandık, bittik… gibi yakınmalar yerine müşterilerinin ihtiyaçlarından yola çıkarak yeni arzlar sunmayan ve bu şekilde kendini yenileyemeyen bir işletme, gerçekten de batmaya mahkum olur.

Kişisel ürünler vasıtası ile yaratılan duygusallık, 21. yüzyıl insanının ihtiyacı olan hayat mücadelesinden birazcık da olsa uzaklaşmak ve ferdi bir ortamda soluklanma arzusuna cevap verebilmektedir. Nitekim bu gerekçe, kişisel ürünlere olan talepteki artışı açıklamaktadır. Her türlü vesile ile yapılan hediyelerde kişisel bir öğenin bulunması, hediye eden ve edilenin çok özel ve ayrıcalıklı bir hale gelmesine sebep olur.

Kişiselleştirilmiş fotoğraf ürünlerinin pek sınırı yoktur. Günümüzde, fotoğrafın aktarılamadığı neredeyse hiçbir malzeme bulunmamaktadır. örneğin CeWe Color ürün gamında en çok tercih edilen kişisel fotoğraf ürünü içindeki içeceğin sıcaklığına göre beliren yarı saydam fotoğrafların basılı olduğu bardak veya fincanlar olmuştur. Bilgisayar faresi altlıkları, kalem tutaçları, anımsatma butonları gibi gelenekselleşmiş ürünlerin yanı sıra özellikle bayramlarda, düğün, doğum veya diğer özel günlerde çok tercih edilen kişisel konulu tişört ve diğer tekstil ürünlerini artık “olağan ürünler” sınıfından saymak gerekiyor. Tabii ki günümüzde kullanılan teknolojiler ile bu ürünlerin çok daha kişisel ve çok daha büyük yaratıcılıkla tasarlanabildiklerini de vurgulamak gerekir.

Bir fotoğraf kitabı nedir? İlk bakışta biraz safça gelebilen bu soru, bu kadar çok çeşidin arz edildiği bir piyasada çok yerinde bir soru olmaktadır. Fotoğraf kitapları ve fotoğraf kitabına benzer ürünler artık akla gelen her biçim ve çeşitte sunulmaktadır: Mini broşürden keten bezi veya deri ile ciltlenmiş pahalı kitaplara kadar; fotoğraf kâğıdına yapılan sayısal baskı ile üretilmiş veya püskürtmeli veya ısı yöntemli baskı makinesinden çıkmış. Yazılı veya yazısız resimler, hattâ resimsiz yazılar bile talep edilebiliyor; çünkü özünde, neyin basıldığı pek önemli değil. Bu kitaplar bilinen fotoğraf şirketlerinden, yazıcılardan, internet şirketlerinden ve tabii ki fotoğraf mağazalarından sipariş verilebilmekte. Bu süreçte tüketiciler, kitaplarını kullanıcı dostu veya düşmanı yazılımlar ile tasarlayabilme veya doğrudan ağ göz atıcısında oluşturabilme imkanına sahiptirler. Veya fotoğraf mağazasına gidip, bir uzmanın eşliğinde veya doğrudan bir sipariş kabul merkezi (kiosk) vasıtası ile kitaplarını yapabilirler.

Sonuç olarak sayısal teknolojiler ve yeni kuşak baskı yöntemleri sayesinde tüm dünyada ve her gün, kişisel fotoğraf ürünleri için yeni fikirler oluşmaktadır. Herkesin kendi mağazasında ve sadece kendi müşterileri için oluşturacağı ve uygulayacağı fikirler, “Müşteri neden gelmiyor?” sorusunun en güzel cevabı olacaktır.

 
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here