Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri

Ufuk Önen'inSes Kayıt ve Müzik Teknolojileri  kitabı, müzik teknolojileri alanındaki en önemli kaynaklar arasındaki yerini aldı.  Hem bu denli kapsamlı hem de Türkçe olan bu kitabın oluşum hikayesini yazarın kendi ağzından dinlemeye hazır mısınız?


Ufuk Önen kitabını anlatıyor…
Çok uzun zamandan beri düşünüyordum; ses kayıt, müzik prodüksiyonu ve müzik teknolojisi üzerine Türkçe kaynak yok, bu büyük bir eksiklik diye... Neredeyse 10 seneden beri aklımın bir köşesinde kitap yazma fikri dolanıp duruyordu. Bir yandan da bekliyordum aslında, nasıl olsa biri çıkıp böyle bir kitap yazar, yayınlar diye. Çünkü biraz çekiniyordum hatta korkuyordum. Kapsamlı kaynak kitap hazırlamak gözümde çok büyüyordu...

Zaman içinde sürekli ses ve müzik üzerine işler yapa yapa, belli bir bilgi ve tecrübe birikimi oldu. Bir yandan da devamlı okuyordum, ingilizce kitap ve çeşitli süreli yayınları takip ediyordum... Yanlış hatırlamıyorsam Temmuz 2003'tü, karar verdim. Madem kimse kitap yazmadı, benim de bu kadar bilgi ve tecrübe birikimim oldu, oturup ben yazayım dedim. Bilgiyi ve tecrübeyi paylaşmak gerek. Bu, hepimizin üzerine düşen çok ama çok önemli bir görev.

Kitabın planlaması bence işin en zor kısmıydı... Yazmaktan daha zordu. Modüler olsun istedim, diğer bir deyişle baştan sona okunmasına gerek kalmadan aralardan bilgiler çekilip alınabiliyor olsun, bir seferde okunup bir kenara bırakılsın değil, sürekli el altında tutulan, ihtiyaç olduğunda hemen açılıp bakılan bir kitap olsun istedim. Bilgilere hızlı ve kolay bir şekilde ulaşılabilsin diye konuları başlık ve alt başlıklara böldüm, Planlama ve düzen için gerçekten çok uğraştım. Kitap çıktığından beri sürekli mesajlar alıyorum; kitabı yanımızdan ayırmıyoruz, ne zaman başımız sıkışsa açıp bakıyoruz, sorularımıza cevap buluyoruz diyorlar. Bu da kitabın amacına ulaştığını gösteriyor. Bir de hem bu kitabı hem de bu alanda yazılmış ingilizce kitapları okumuş olan ve karşılaştırma yapanlar var. ingilizce kitaplarda bulamadıkları bazı cevapları bu kitapta bulduklarını söyleyenler çıkıyor. Kitabı ingilizce'ye çevirmemi tavsiye ediyorlar. Bunu yapmayı düşünüyorum aslında...
 
Kitapta Neler Var?
Kitapta 14 bölüm ve bunlara ek olarak terimler sözlüğü, ekler, kaynakça ve dizin var. ilk iki bölüm, "Ses ve Duyum" ile "Sinyal, Kablo ve Konnektörler", temel bilgilerden oluşuyor. Ses kayıt ve müzik teknolojileri ile yeni tanışan okuyucular için oldukça sıkıcı gelen bölümler bunlar. Hatırlıyorum da, ben de bu bilgileri ilk başlarda çok sıkıcı bulmuştum, öğrenmek istememiştim. Yeni başlayınca insan hemen kayıt yapmak, bir şeyler ortaya koymak istiyor. Aslında bu iki bölüm herşeyin temeli. Bu alanda ilerlemek isteyen herkes eninde sonunda bu bilgileri öğrenmek zorunda. Bu ilk iki bölümün yanına üçüncü bölüm "Hoparlörler, Amplifikatör ve Akıstik"i de koyabiliriz. Bu bölümde hoparlör bağlantıları, hoparlör - amplifikatör güç dengeleri gibi temel ve oldukça önemli bilgiler var. Akustik, başlı başına bir alan olduğu için bu konuyu kitapta çok sınırlı tuttum.

"Dijital Ses Teknolojisi" analogdan dijitale geçiş ile bu işlem için kullanılan teknolojiye ve dijital ses ile ilgili genel prensiplere değiniyor. Kısa fakat herkes için önemli bölüm. Herkes için diyorum çünkü artık hepimiz ya tamamen ya da kısmen dijital ile çalışıyoruz.

"Mikrofonlar" bölümünde, adından da anlaşılabildiği gibi, mikrofonlar ile ilgili temel bilgiler var. Mikrofon çeşitleri, çalışma prensipleri, özellikleri... Bunların yanı sıra genel mikrofonlama teknikleri hakkında da bilgiler verdim; yakın mikrofonlama, uzak mikrofonlama, 3:1 kuralı gibi...

"Mikser" kitabın en kısa ama en önemli bölümlerinden biri. Bu bölümde sadece mikserlerle ilgili genel bilgiler yok... Sinyal akışını da anlattım. Ses kayıt ile ilgilenen, bu alanda çalışan herkes sinyal akışının mantığını özümsemek zorundadır. Stüdyolarda, canlı müzik sistemlerinde, ev stüdyolarında o kadar saçma sapan hatalar yapanlar var ki... Bunun sebebi bu insanların sinyal akış mantığını bilmemeleri.
"Kayıt Cihaz ve Formatları" ile "Kanal Kayıt" adında iki bölümümüz var; bu bölümlerde kayıt cihazları, analog ve dijital formatlar ve kanal kayıt ile ilgili genel prensipler hakkında bilgiler var.
"Sinyal işlemciler" kitabın en geniş bölümlerinden biri, hatta en geniş bölümü sanırım. EQ, filtreler, kompresör, reverb, delay; tüm temel sinyal işlemcilerle ilgili bilgiler var. Ne işe yararlar, nasıl kullanılırlar, ne zaman kullanılırlar, üzerlerindeki parametreler ve kontroller nelerdir...
 "Kayıt Teknikleri" de oldukça uzun ve uygulamaya yönelik bir bölüm. Davul, gitar, piyano, gibi sık kullanılan enstrümanlar için mikrofonlama teknikleri ve EQ ve kompresör ayarları ile ilgili bilgiler var. Bu bilgiler genel tavsiyeler niteliğinde. Kayıt yaparken her enstrüman, her durum farklıdır. Ezbere dayalı olarak mikrofonlama, EQ ayarı vb. yapamazsınız.
"Editing, Miks ve Sonrası" da "Kayıt Teknikleri" gibi daha çok uygulamaya yönelik bir bölüm. Pratik bilgiler ve tavsiyeler var.

"MIDI" bölümünde MIDI bağlantıları, mesajları ve uygulamaları ile ilgili genel bilgiler var.
"Sekronizasyon" ve "Görüntü için Ses Post-Prodüksiyonu" adlı bölümler özellikle görüntü için ses ve müzik alanında çalışmak isteyenler için oldukça faydalı olacaktır.

Ufuk Önen’in Önerdiği Ev Stüdyosu…
Bir ev stüdyosu için ne gerekli sorusunun doğru ya da kesin bir cevabı yok. Mümkün olduğunca iyi bir çift monitör ve yine mümkün olduğunca iyi bir ses kartı seçmelerini öneririm. Ses kartı seçerken dikkat edilecek nokta, bence, giriş-çıkış sayısından çok kartın üzerindeki A/D ve D/A çeviricilerin yani sinyali analogdan dijitale ve dijitalden analoga çeviren devrelerin ve de mikrofon preamplifikatörlerinin kalitesidir çünkü evde davul veya tüm bir grubu kaydetmeyeceğimiz ya da kaydetme ihtimalimiz pek olmadığı için giriş sayısı fazla önemli değildir. Aynı şekilde, farklı farklı kulaklık miksleri yapmayacağımız için çıkış sayısı da önemli değildir. Çıkışlar tabii ki sadece kulaklık miksleri için kullanılmıyor ama ev stüdyosu dediğimiz zaman çok da kapsamlı bir konfigürasyon düşünmüyoruz. En azından daha çok bilgisayarın içinde işlerimizi yapacağımız bir düzenden
bahsediyoruz.

Her ne kadar ev stüdyosunda işimizin çoğunu bilgisayarın içinde halledecek olsak da ben, özellikle bu işe yeni başlayanlara, küçük bir mikser almalarını tavsiye ederim. Bunun sebebi ise mikserin, bize sinyal akışının mantığını kavramamızda yardımcı olacak olmasıdır; bu son derece önemli.
Az önce de belirttiğim gibi ses kartının üzerindeki mikrofon pre-amplifikatörlerinin kalitesi önemli ancak imkan varsa ayrı üniteler şeklinde kaliteli pre-amplifikatörler alabilirlerse, en azından bir tane, bu, onlara iyi bir mikrofon pre-amplifikatörünü, ses kartı veya mikser gibi bir cihazın üzerinde bulunan bir pre-amp ile karşılaştırma imkanı sunar. Bu da kulak eğitimi açısından önemlidir.

Son olarak biraz araştırıp bir "host" program, yani ana program seçmelerini ve bu programı satın almalarını öneririm. Programlar ucuz değil ama lisanslı program kullanmak çok önemli. Çok kullanılan diğer bir deyişle popüler olan bir program size en uygun olan program anlamına gelmez. Host program seçerken amaçlarınızı ve donanımınızı göz önüne almak zorundasınız.

Ufuk Önen’in Stüdyosu…
Bugüne kadar analog ve dijital bir çok sistemle çalıştım. Burada analog sistemlerin artıları ve eksilerinden bahsetmek istemiyorum, onları ayrı tutalım, dijital sistemlerden konuşalım. Bence gelmiş geçmiş en beter, en problemli sistemler, video transport teknolojisini kullanan bantlı dijital ses kayıt sistemleriydi. Neyse bitti artık onlar, kurtulduk. Artık hard-disk ile çalışıyoruz. ?ahsi olarak 15 yılı aşkın bir süreden beri Mac kullanıyorum. Profesyonel olarak ise bugüne kadar Mac ve PC üzerinde bir çok programla çalıştım ama tercihim hep Mac üzerinde çalışan Pro Tools sistemlerinden yana oldu. Artık sadece Mac üzerinde Pro Tools ile çalışıyorum. Bilgisayarla boğuşmayı, özellikle müzik gibi yaratıcı bir işle uğraşırken, hiç sevmiyorum, hatta anefret ediyorum, bu yüzden seçimim Mac'den yana... Mac kolay kolay sürpriz yapmıyor. Pro Tools'a gelince; Pro Tools analog kökenli kullanıcılar için çok çok rahat bir program. Bence benim ve benim gibilerin Pro Tools'tan kopamamalarının başlıca sebebi bu. Bir de ses dosya ve "region"larının organizasyonu, editing işlemleri ve tabii ki otomasyon özellikleri; bu konularda Pro Tools müthiş bir program. Bu arada hemen eklemek istiyorum; Mac için Logic de çok güçlü bir program. Hatta bilgisayarın işlemci gücünü ekonomik kullanması ve synth gibi plug-in'lerinin kalitesi açısından Pro Tools'tan daha iyi diyebiliriz ancak benim çalıştığım ve yaptığım projelerde işin ses (audio) kısmı çok önemli bir yer tutuyor. O yüzden ben Pro Tools'tan vazgeçemiyorum.
işimin çoğunu bilgisayarın içinden hallediyorum ancak kulaklık miksleriyle uğraşmayı sevmiyorum, o çok zor geliyor. Kulaklık miksleri için analog bir mikser olursa işler daha kolay ve hızlı yürüyor.

Monitör olarak, Genelec ve Yamaha'ları ses renkleri olarak tanıyorum. Monitör seçimi çok şahsi bir şey tabii... Ben bu iki markaya alışığım. En azından neyi nasıl duyduğumu biliyorum, genel olarak... Oda akustiği de önemli bir faktör tabii, her şeyi değiştirebilir.
Mikrofon olarak; elimin altında olduğu zaman kendimi rahat hissettiğim mikrofonlar var. Mesela Shure SM-57, Sennheiser MD-421, AKG D-112, AKG C-414, AKG C-451, Neumann M-149 ve tabii Neumann U-87. Bir de, bence, Rode'nin mikrofonları fiyatlarına göre gerçekten iyi.
Plug-in olarak; reverb için Digidesign Revibe'ı; EQ ve dinamik alan işlemciler için Sonnox Oxford'u beğenerek kullanıyorum. Waves plug-in'leri de çok kullanılanlar arasında. Bir de, küçük bütçeli veya mastering'e gitmeyen işler için Izotope Ozone cazip.



Önen’in Profesyonel Kayıt Sistemi

Seçimler, tercihler kişiden kişiye göre değişiyor. Benim tercih ettiğim sistem şu şekilde: Mikrofon direkt olarak mikrofon pre-amplifikatörüne, pre-amp çıkışı ise A/D çeviriciye gidiyor. Dijitale çevrilen sinyal Pro Tools'a kaydediliyor. Aslında kompresör ve EQ kullanımını mikse bırakmak daha iyi ancak bazı durumlarda kaydettiğim sinyale kompresör ve EQ uyguladığım oluyor. Özellikle de kompresör... Çünkü kompresör kullanımı performansı etkileyebiliyor, kaydettiğiniz bölüme yön verebiliyor.

Zaman içinde hangi mikrofonun hangi enstrümanlar için kullanılacağı ya da hangi ses renklerine uyacağı konusunda tecrübe oluşuyor ancak bence ideal olanı her enstrüman veya vokal kaydı için iki veya üç mikrofon seçip, bunları kurup, tek tek dinleyerek ve karşılaştırarak karar vermek. Bu hem entrüman hem de vokal kayıtları için geçerli. Vokal kayıtlarında hemen hemen her zaman kompresör kullanıyorum; diğer bir deyişle kaydedilen sinyal kompres edilmiş sinyal oluyor. Bu aşamada minimum düzeyde tutuyorum kompresyonu çünkü mikste daha fazla kompres edebilirim ama fazla kompres edilmiş bir sinyali genişletmeye çalışırsam çok zorlanırım. Bu az miktarda kullanılan kompresyon vokali şekillendirmeye ve vokalisti yönlendirmeye yarıyor.
Kayıt sırasında dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta daha var: Bunlardan birisi kulaklık miksi, diğeri ise talkback sistemi. Kulaklık miksi kayıt yapan müzisyenler ve vokalistler için çok hassas bir konudur. Eğer müzisyen veya vokalist kulaklık miksinden rahatsızsa, performans kötü olacaktır. Diğer konu ise talkback sistemi, yani monitör odası ile camın diğer tarafındaki oda arasında iletişimi sağlayan sistem. Bu iki oda arasında sağlıklı bir iletişim kurulamazsa işler çok zor ve sevimsiz bir hale gelir. Bu iki konuya mutlaka dikkat etmek lazım.

Önen’in Miks Anlayışı
Miks sırasında genel olarak uygulanan yöntem, hard diskteki kanalların bilgisayarın içinde değil de bilgisayarın dışında ayrı bir mikserde birleştirilmesidir. Büyük bütçeli işlerde Pro Tools üzerindeki kanallar SSL veya diğer üst sınıf bir miksere gönderilir ve ingilizce'de summing adı verilen birleştirme işlemi bu mikser üzerinde yapılır. Bunun yanı sıra, bazı firmalar, örneğin Dangerous Music, analog summing mikserler yapıyor. Bunlar 19" rackmount üniteler, sadece birleştirme işlemi için kullanılıyor. Diğer taraftan mixing-in-the-box yöntemi ile, yani ayrı bir mikser ya da summing ünitesi kullanmadan tüm işi bilgisayarın içinde yaparak harika sonuçlar elde edenler var. Charles Dye'ın işlerine bakmanızı tavsiye ederim.
 

 

 

 

Yorumlar

Yorumunuzu yazın

Yorumunuzu bizimle paylaşabilirsiniz

GÜNCEL İÇERİKLER
Popüler İçerikler