İletişimi ve iletişim kanallarını engellemek suçtur

İstanbul Atatürk Havalimanı'ndaki silahlı saldırının ardından iletişim kanalları engelleniyor.

Ünsal Oskay'ın, "Kitle İletişim Bilimleri" isimli fakülte dersinde ilk söylediği cümle; "iletişim kanallarını, iletişim araçlarını ve iletişimi engellemek suçtur." olmuştu. Ünsal hocanın öğrencileri, her zaman bu cümleyle tanımıştır kendisini. Almanya'da bir dönem geçerli olan Zeitung sansürlerinden bu yana, anayasa dışı sansürler, iletişimi ve iletişim kanallarını engellemeye yönelik oldu ve bugüne kadar uygulandı. Türkiye'de terör olaylarının ardından gelen iletişim engellemeleri, yayın yasakları, hassas içeriklerin kamuoyunda panik, dezenformasyonları engelleme amacıyla ve şiddet görüntülerini engellemek amacıyla uygulanıyor. Aslında teori buna göre. Fakat bu teori, mesele sürekli bir şekilde iletişim kaynaklarının temellerini oluşturan yayın yasaklarını uygulamak ve haber sitelerinin kaynak oluşturduğu Twitter gibi sosyal ortamlara sansür getirmek suç teşkil edebiliyor. Bunun gibi hassas içerikleri halka ulaşmasını engellemek amacıyla birçok ülkede uygulanan buzlama tekniği kullanılabilir ve spesifik olarak şiddet unsurları barındıran fotoğraflara yönelik uygulamalara gidilebilir.

Serhat Ayan, "TKNLJ" isimli internet sitesinde şunları yazdı, ağız birliği açısından önemli:

 

"İnternet sitelerinin kapatılması, kanunda ismi geçen maddeler doğru uygulanırsa yasa dışı değildir

Kanunda internet sitelerine erişimin yavaşlatılması gibi bir madde yoktur hiç de olmamıştır
Her olaydan sonra Facebook ve Twitter’ın yavaşlaması artık bir rastlantı olmaktan çıkmıştır ve bu da tartışmaya açık değildir
İnternetin belli sitelerinin yavaşlatılmasını TİB ya da BTK kendi içindeki mekanizmalarla sağlayamaz. Bunun için operatörlerin ve servis sağlayıcıların alacağı tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır
Eğer siteleri yavaşlatmak kanun dışıysa, eğer bunu birileri bilerek ve isteyerek yapıyorsa açık ve karşı çıkılamaz bir biçimde suç işliyorlardır
Suç işlenmesini devlet yetkililerinin istiyor olması suçu işleyeni suçun yükünden kurtarmaz. Yani biri çıkıp “ulaştırma bakanı benden siteleri yavaşlatmamı istedi” dese de yine de yargılanacak ve bunun cezasını o kurum içinde olsa da olmasa da çekecektir.
Bu konuyu kafanızda daha rahat oturtmanız için bir örnek vereyim: Mesela başbakan bir şirketin genel müdüründen adam öldürmesini isteyemez. Eğer o şirketin müdürü adam öldürürse “ne yapayım kardeşim başbakan benden istedi ne yapsaydım hayır mı deseydim” diyerek kendini savunamaz
Bugün belirli sitelerin yavaşlatılmasına onay veren, yavaşlatılması için internet sitelerinin adreslerini sisteme giren, o yavaşlamanın mümkün olması için o adreslerin IP’leriyle oynayan mühendis, genel müdür, çaycı, genel müdür yardımcısı… hepsi şirketten ayrılmış ya da atılış olsalar da yargılanacak ve hapse atılacaktır. Bunu şaka ya da tehdit olarak söylemiyorum tamamen bilimsel bir tespit bu…
Bugün Facebook ve Twitter’ın kanunsuz bir biçimde yasaklanmasını hoşgören tatlı su demokratlı şunu düşünmelidir: Yarın hükümet kararıyla Cumhuriyet, Akit veya Milliyet gazetelerinin internet sitelerine erişimin “yavaşlatılmasını” engelleyen şey, şu anda bu konuya vereceğiniz sert tepki olacaktır
Yavaşlatmakla erişimi durdurmak arasında hiçbir fark yoktur. “Çok bekleyince geliyor durdurmadan farklı” diyenlerin bunu yeniden düşünmesi gerekiyor
Türkçe’ye ağ tarafsızlığı olarak girmiş, “net neutrality” tartışmalarının AB ve ABD bünyesinde ne kadar sert tartışıldığını lütfen okuyun. Biz bu tartışmalarda sansürcünün tarafını tutuyoruz. Biz derken sadece devlet mekanizmaları veya hükümeti kastetmiyorum. Buna sesini çıkarmayan tüm vatandaşlar olarak net bir biçimde yanlış taraftayız"

Etiketler: internet-sansuru sansur
reklam

Yorumlar

Yorumunuzu yazın

Yorumunuzu bizimle paylaşabilirsiniz

GÜNCEL İÇERİKLER
reklam

Popüler İçerikler

reklam