İlk bakışta…
Pentax K7, “ileri amatör” ya da “yarı profesyonel” diye tanımladığımız sektörde yer alıyor. Dolayısıyla Nikon D300s ve Canon 7D gibi başarılı rakiplerle aynı kulvarda yarışıyor. Öncülü olan K20D ile aynı 15 milyon piksellik (efektif olarak 14.6 milyon piksel) CMOS algılayıcıyı kullanıyor, ama tamamen yeni bir dış tasarıma sahip. Malzeme kalitesi olarak “şimdiye dek üretilmiş en iyi Pentax” tanımlaması rahatlıkla yapılabilir, çünkü gövde magnezyum alaşımdan yapılmış ve bu çelik bir alt yapıya bağlı. Bu sınıftaki rakiplerine göre daha küçük ve hafif olması taşınabilirlik adına olumlu bir özellik olsa da, “ele iyi oturma” anlamında biraz daha büyük bir gövdeyi tercih ederim. Öte yandan, gövde yalnızca sağlam değil, aynı zamanda şu ana kadar üretilen “su ve toza karşı en iyi yalıtılmış DSLR” modeli olarak da dikkat çekiyor. Odak çarpanı 1.5 olan 15.07 milyon piksellik algılayıcının oluşturduğu görüntüler 14.6 milyon piksel büyüklüğünde (4688x3120 piksel). Bu kadar çok piksel 300 ppi çözünürlükte 40x26,5 cm’lik baskılar anlamına geliyor. Bu boyutta dosyaların kaydedilmesinde hızlı bir bellek kartı kullanılırsa saniyede 5.2 karelik bir performans elde edilebiliyor ve en iyi JPEG formatında 40, RAW formatındaysa 15 kare boyunca bu değer korunabiliyor. Yani, bir gazeteci bile olsanız, bu değer kesinlikle hızlı.
K7, aralarında Türkçe’nin de bulunduğu 19 farklı dil seçeneğine sahip. Menüde JPEG formatında 4 farklı sıkıştırma seçeneği bulunuyor. K7’nin 3 inç’lik mükemmel bir ekranı var. Yüksek çözünürlüklü ekran farklı açılardan bakıldığında bile görüntüyü kayıpsız izletmekle kalmıyor, sahip olduğu ayar seçenekleriyle parlaklığa ek olarak renk kontrolü yapmanızı da sağlıyor. |